Acaba gitmişler midir?
Olum yeter artık insanlardan kaçtığın. Nasıl insan oldun lan sen. Bayram olum bu, millet görülür, sevilir öpülür. Hooop Kime diyorum.
Oha! Kimdi lan o, kim konuştu az önce?
Benim lan, ben!
Ha siktir! Kafayı yediğimin resmidir. Sen kimsin lan.
Senin sesinim ben.
Haa! Şu iç ses muhabbeti. İç sesim misin benim.
Yok, o değil!
Vicdanının sesiyim deme sakın.
Sen çok yazıyorsun bu aralar, biraz kafanı kaldır oğlum, vicdanının sesi ne amına koyim!
E ya kimsin, söylesene!
Puşt sesinim ben senin.
Puşt mu sesim.
Hea. Niye şaşırdın
Ne bileyim olum daha önce hiç duymadım öyle bir şey.
Artık biliyorsun. Herkeste vardır bu sesten ama herkes puşt olduğunu kabul edemediği için bu sesi duyamaz.
E ben puşt olduğumu kabul etmedim ki.
Ettin.
Nasıl ettim?
Teyzenlerin sizde olduğunu biliyorsun. Çağırdılar seni, Kadıköy’deyim dedin.
Puştluk mu oluyor bu.
Aslında biraz da götlük, ama bizim denetlemeciler de sizin rtük gibi. Neyse küfür etmiyeyim, belki duyarlar.
Kesin bilgi o zaman, ben puştum?
Yani, benimle konuştuğuna göre..
Olum ama sana bir şey diyim mi. Harbiden biraz düşününce puştum lan ben. Ya aslında tüm olay bu insanların fazlalığı. Puşt ses, çekemiyorum olum bu kadar insanı. E bayramları biliyorsun. Doluşur da doluşurlar. Sevmiyorum anasını satayım milleti görmeyi, milletle öpüşmeyi. Hele yaşlılar her seferinde gelip diyorlar ya, “bu çocuk onca şeyden sonra bu şekilde yetişti ya. İyi yetiştirdiler iyi.” Bayıyor beni böyle muhabbetler. Sanki biri iç organlarımı parçalıyor. Ne teyzemlere gittim bayramlaşmaya ne de mahallemizde ki yirmialtı yıldır tanıdığım insanlara. Bir tek anneannemlere gittim. Çünkü o bana “oğlum bu kadar şeyden sonra nasıl kendini kesip biçmiyorsun” demiyor. “Kurban olurum yavruma” diyor. Kurban Bayramına denk gelince kendimi kesilmiş hissedip hafifliyorum. Olum ben puşt filan da değilim aslında. E dün gördün beni. Tam dışarı çıkacakken yakaladılar kapıda. Kim olduklarını bile bilmiyorum. Beni kendi oğlu Nuriyle bir tuttular iki dakikaya. Benim oğlum yüksek lisans yapmış sizin ki bir sikim yiyememiş der gibi. Sonra yine dediler. “Ya sizin bu çocukta bu yaşında mapuslara değil de böyle yanı başında duruyor ya” E bana puşt diyorsun da o teyzeye niye puşt demiyorsun. Gelininin teyzesinin kızını bana yapmaya çalışıyor. Vesikalık çıkarıp gösterdi. Sol köşesinde “Dost Fotoğrafçılık” yazıyordu. “Dost canlısı sanırım” deyip espiri yaptım. Kendi espirime kendi götümle güldüm. Ben ne yapayım puşt ses. Kız beni çekip çevirirmiş. Piliçmiyim amına koyim ben!. Neymiş efendim , benim valideye söylüyor; “senin oğlan çok çekti, bu kız da çok çekmiş. Everek bunları da birbirlerini çekiştirsinler.” Sonra bir gülüşmeler filan. Lan puşt ses, beni konuşturup tüydün mü nerdesin
Burdayım lan burada. Bi duygulandım kötü oldum ne güzel şeyler dedin.
Boşuna puşt diyorsun olum bana. Puşt muyum söyle bakayım.
Benle hala konuştuğuma göre puştsun.
Bak geçenlerde okuduğun Oğuz Atay kitabı vardı ya, hani altını çizdin. O'na dönmesin durumun.
Sen beni mi takip ediyon la.
Olum ben senin bir parçanım. Arada puştlaştığında çıkıyorum ortaya.
Neyse, hangi söz bu?
“Ben, yalnızlığı istemekle suçlanıp yalnızlığa mahkum edildim."
Lan şimdi düşündüm de susmasan mı acaba. İyi geldi la seninle konuşmak.
Ne oldu senin kitap işi?
Yazamıyorum ki. Evde bir sürü millet var.
Olum hazır toplanmışlar, gidip birden gör işte aradan çıksın.
Vayyy puşt sesime bak sen. Ulan sende az puşt değilmişsin ha
Vay arkadaş, harbiden de, benim de tepemde bir sesler filan oluştu. Bende mi puşt oldum lan. Çabuk büyük puştluk yap. Bende ki ses anca öyle susar.
Birden söyleyince olmuyor olum, spontane gelişmesi lazım.
Neyse ben gidiyorum. Senin puştluk yapacağın yok
Eyvallah puşt ses. Yani bende ki olay tamamiyle insan kaynaklı. Sevmiyorum böyle şeyleri. Niye böyleyim la ben. Neyse bir de onu düşünmeyeyim. Çay söyliyim içer miyiz karşılıklı?
Heyy..
Puşt ses?
Gitmiş puşt..
Memet abii, bir çay daha.
6 Ekim 2014 Pazartesi
24 Eylül 2014 Çarşamba
"Parçalanmış Gülüşler" de sona doğru.
"Sırf başlayıp bitirebildiğim bir hikayem olsun diye. Bıktım ardımda yarım kalmış hikayeler taşımaktan.." demişti Yusuf abi. Yarım kalan o kadar çok hikayem var ki. Yine Yusuf abinin dediği gibi ;
"Çünkü bizzat ben , yarım kalmış bir niyetim.."
Çok uzun zaman önce başladım aslında yazmaya. Önce bir hikaye , bir hikaye daha!
bir süre sonra beynimin yandığını hissettim. kafamda ki karakterlerin yavaş yavaş beni öldürdüğünü fark ettim. sonra buraya geldim ve kafamda ve beynimde olan solucanları bir bir döktüm. yazmasam rahatlayamazdım ben. ama yazdığım için de delirdim.
hayatın köşesinde bir yerinde gidiyorum sessizce , biliyorum!
ortalarında bir yere yerleşebilmek için , rıhtımın kenarı değil de , bizzat rıhtım olabilmek için yazıyorum..
günde beş saatimi filan ayırıyorum artık.. ikibinonbeşte geliyor kısmetse.
ne demiştik;
biliyorum ki aramak , kendini kaybetmektir.
biliyorum ki aranmak , sevildiğini bilmektir..
"Çünkü bizzat ben , yarım kalmış bir niyetim.."
Çok uzun zaman önce başladım aslında yazmaya. Önce bir hikaye , bir hikaye daha!
bir süre sonra beynimin yandığını hissettim. kafamda ki karakterlerin yavaş yavaş beni öldürdüğünü fark ettim. sonra buraya geldim ve kafamda ve beynimde olan solucanları bir bir döktüm. yazmasam rahatlayamazdım ben. ama yazdığım için de delirdim.
hayatın köşesinde bir yerinde gidiyorum sessizce , biliyorum!
ortalarında bir yere yerleşebilmek için , rıhtımın kenarı değil de , bizzat rıhtım olabilmek için yazıyorum..
günde beş saatimi filan ayırıyorum artık.. ikibinonbeşte geliyor kısmetse.
ne demiştik;
biliyorum ki aramak , kendini kaybetmektir.
biliyorum ki aranmak , sevildiğini bilmektir..
19 Eylül 2014 Cuma
Her veda bir başlangıç..
“Soğuk ve şehirler arası otobüslerde vazgeçtim çocuk
olmaktan” diyor Yılmaz Erdoğan..
Soğuk hissettiriyor kendisini yekten. Şimdi hatırladım da
, ne zordu benim için o ayrılık. Onca zaman içimde barındırdığım , bir kelebek
kadar narin ve hür baktığım / sakladığım ve herkesten gizlediğim en özelimden
bir anda kopamamıştım tabi ki. Zaman almıştı. Önce beceremem zannetmiştim ama götümden
süzülen yaşlardan sonra kendisinin de
rahatsız olduğunu düşünüp , hüzünlü bir veda ile kendisinden ayrılıp , öylece
en sessiz yerde bırakmıştım onu. Biliyordum o benim en değerlimdi. Bütün kış boyu
içimi ısıtıp korudu. Bütün kötülüklere inat bembeyazdı. Acaba hâla öyle miydi?
Yoksa bir intikam peşine düşüp tüm insanlık gibi sararıp solmuş muydu..
Ne dese haklıydı aslında. Ama hayat denilen bu döngü
bunun olmasını gerektiriyordu. Oysa ki Mayıs’a kadar sabırla beklemiştim. Daha
fazla dayanamadım ve karşı koyamadım sıcağa ey tumanım , affet beni. .
Bugün dolapta giyecek bir şey arıyorken göz göze geldim
kışlıkların arasında. Hüznünü gizleyemez benim tumanım. Belli ki özlemişti
beni. Ah kahretsin ki bilirim ; sevse de söyleyemez. "Beni götüne giy , götün
ısınsın" demez. Böyle de gururlu bir tumandır.
Ulan bi sefer hiç unutmam , buna tuman değil de içlik
dedim. Abooovv demez olaydım. Bir afralar bir tafralar.. Üç gün tüylendirdi her
yanını. Dalım daşağım kaşındı , pişik oldum perişan oldum. Birde bunun tersi
pistir hee. Tam hatunla buluşuyorum başlıyor kaşındırmaya. Ulan kaşısan bir
dert , kaşımasan bir dert. En son bi gece çektim köşeye , dedim olum tuman,
insan ol. Bana dedi “ben insan değilim olum , kafama göre takılıyorum ”
dedi. Saygı duydum. Ama olmaz dedim , bu şekilde seninle aynı yolda
yürüyemeyiz. Duygusala bağladı , bi hüzünlendi hissettim ; kırıştı filan. “Biz
ayrı götlerin insanı mıyız ey sahip” dedi. Birden bende çok kötü oldum.
Üzerinde kurduğum hiyeraşinin birden farkına varıp hemen kendime çeki düzen
verdim. Daha sık paçalı don giydim. Baksırdan bir süre uzak durdum. Bu aralar
küçük jestler yapıyorum. Gül kokusu koydum hemen yanına. İşin düştü yine dimi
demesin diye şimdiden ufak süprizler de düşünmüyor değilim.
Gururludur benim tumanım. Her göte ayak uyduramaz.
Dediğine göre , çok sağlam göt varmış bende. E bende onun yalancısıyım. Ama ne
yalan söyleyeyim , bugün aradı gözlerim onu. Hele ki gece yatarken. Donla
yatamaz oldum artık. Beni sarıp sarmalamasına çok ihtiyacım var.
Özledim..
15 Eylül 2014 Pazartesi
Tehlikeli Oyunlar
İki mütevazi ve gururlu hırsızın hikayesi..
Necmi ve Tahir. İki yakın dost – kardeş – sırdaş. Hayatta
tek becerebildikleri ve en iyi yapabildikleri şey çalmak.
Necmi’ye göre çalmak bir şeyleri doldur boşalt yapmak. Yani
ç(a)ldıkları şeylerin yerine yine yeni şeyler konmasını sağlayarak yeni nesil
hırsızların istihdamını sağlamak.
Tahir için durum değişik. Biraz daha sert ve hoyrat. Her
şeyde; yatakta , hayatta , aşkta..
Yer : Kanlıca Sahil
Saat : 23:40
İki arkadaş yine her zaman ki gibi kıçlarını serip bir
banka yapıştırdılar kendilerini. Necmi’nin ağzında bir kürdan , Tahir’in elinde
bir kitap. Necmi ağzında devamlı kürdanla gezer. Yıllar evvel babası ; “oğlum
çorba bile içsen kürdanı dolandır ağzında , et yedin zannetsinler” demiş. O gün
bugündür ağzından düşmez kürdanı. Gecenin karanlığında ay ışığını kendine siper
eden Tahir’e doğru seslendi;
-
Oğlum gözünü ağırtacaksın yine bırak gece gece
şunu , kimin kitabı o ; nereden buldun ?
+ Şurada ağacın altında buldum la , biri
unutmuş herhalde. dostoyevski kumarbaz. Okudum bunu. Şu telefonundan Neşet Baba’nın bir şarkısını
açta karşıdaki maviliğin hakkını verelim.
-
La oğlum sonra saçma sapan efkarlanıyorsun.
Birde içkiye öküz gibi para veriyoruz. Haydar Haydar ?
+ Hayytt senin taşağını cimri zenginler
yesin.
-
Yok onlara yedirmem. Pintidir onlar hepsini
yemezler. Sen onu bunu boşver de Zahide ile ne yaptın konuşabildin mi ne diyor
babası.
+ Babuş Allah’ın aşkına söyle , bize kim
kız verir. Şu halimize bak , iki saatir siktiğim villasının ışıklarının
sönmesini bekliyoruz girebilmek için. Hırsızız olum biz. Senin gazına geldim
Zahide’ye ne iş yaptığımızı söyledim!
-
Fena mı oldu , ne dedi kız de bir daha ve bir
daha düşün
+ Kalbilsşyttçal
-
Lan geveleme lafı söyle işte utangaç pezevenk
(burada ikiside sigaralarından bir nefes çekip gülümsüyorlar)
+ “Benim kalbimi çaldığın gibi başkasının
kalbini çalma yeter” dedi. (başını öne eğdi. Utandı. Kitabın sayfalarını hızlı
tarayarak kokusunu içine çekti)
-
E tamam olum işte , bırakma kızın peşini. Bak bu
gireceğimiz yerde iyi şeyler çıkacak. En az bir yıllık kiran çıkar. Al kaçır ,
ben başımı sokacak bi yer bulurum. (sigaradan derin bir nefes)
+ Olum bunu kıza yapamam. Bulmuşlar zaten
zengin birini. Zahideyle de konuşucam. Çocuk düzgün , araştırdım. Gitsin varsın
be olum , kızın hayatını mundar etmeyelim bari. Sevgi bir işe yaramıyor bazen. Sikeyim böyle
hayatı. (bir sigara daha yaktı)
-
Neyse hadi girelim ufaktan..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


