29 Haziran 2012 Cuma

Yavuz abinin anısına..


İyiler neden hep erken ölür ?
Hala yaşıyorum , acaba kötü bir insanmıyım ?
Yüreği gibi tertemiz bir abimdi Yavuz abi , vefat etmeden önce yazdığı sözleri paylaşmak istedim..
Özledim seni Yavuz abi , selam olsun..

Güneş başak burcuna otuz kez girdi .
Ben doğduğumdan beri mutlumuyum mutsuzmuyum bilmiyorum..
Kazıdım soluğumla ömrümün aynasını gördüm ki yalnızım.
Urfa'dan istanbul'a kadar yanlızlıgımın beş bin nüsha kopyasını çıkardım
Ellerimi çeneme dayayıp ufka doğru baktım
Gelen benim icin gelmiyor  , gidenle bir tanışıklıgım yok..
Ne aşkımın nede nefretimin gününü gördüm.
Bir sevenimi aradım o derin ücralarda ama yoktu ..
Yok ki sevenim,var mı sevenim ah aklımı bir toplasam bitecek bu isyan ,  yenilenler
bilir..
Varmısın yokmusun sorusu cevabı hep bellidir,yoktur sanki..
hayatımın dipnot evresindeyim
Allah'ım..
Çayı demledim , daha önce hic bu kadar ölmemiştim.
Yavuz gidiyor hadi bakalım iyide yanlızlık yerinde duruyor.
Ölüm çok acı çok .. iyisimi ben yine yalnızlığımla durayım ...
(YAZAN YAVUZ YAVUZEL)

27 Haziran 2012 Çarşamba

Şimdi uzaklardasın..

kendi sesimden..
Şimdi oralarda biryerdesin.
Belki çok uzak,
Belki çok yakındasın..
Belki hayalimden bile uzak,
Belki dokunabileceğim kadar yakınımdasın..

Şimdi başka bir kalptesin.
Belki severek,
Belki gülerek,
Belki içten,
Belki sitemkâr..

Şimdi gözyaşımsın..
Bazen içimden,
Bazen kalbimden,
Bazen delice,
Bazen öfkeli ..

Şimdi benden uzaktasın..
Belkide başka gözlere bakmaktasın.
Başını bir omuza yaslayıp,
Uzak diyarlara yol alanlardansın..

26 Haziran 2012 Salı

Zekoyla düştük yollara.. ' Yeşilköy geyiği'


Yazın gelmesiyle o sonbahardaki ayrılık kokusu yerini aşk kokusuna bıraktı. Ama ben hiç sevmiyorum yazın yaşanılan aşkları , çoğu zaman öldürme cinsinden kurulmuş duygucuklar oluyor.. Heyy bana öyle bakmayın pis insanlar sizi kıskanmıyorum !
Yolda el ele tutuşup gezen çiftleri görünce bir iç çeksemde , akabinde geçen bazı çiftler beni gülmekten öldürüyor :) yahu resmen güreşiyorlar , hayde bre pehlivaaan der gibi o onun boynuna atmış kolunu o onun boynuna..

Neyse , dediğim gibi ben Sonbaharda yaşanılan aşkları çok severim. Heleki imkanınız varsa Galatasaray lisesinin oradan bir geçin ilk fırsatta.. Resmen her dökülen yaprak bir şarkı edasıyla duruyor yerde. O’an ilk gördüğünüz kıza tutulabilir , hatta aşk tomurcukları bile oluşturabilirsiniz sol üst köşenizde..
Bazen birine vurulmak için onun sadece güzel olması yetmez , bulunduğunuz ortam , dinlediğiniz bir şarkı kii İETT 98S Bakırköy hattında yaşadığım kısa süreli aşk hikayemi bir ara yazmayı düşünüyorum..
Bak aklıma geldi yine içlendim :\

Mehmet ağabeynin orada çayımı yudumlarken (çay Mehmet abide içilir!! ) aklıma “Aşk, sakızdan çıkan sözler kadar basit olmaya devam ettikçe, insanlarda onu çiğneyip tükürmeye devam edecekler.” Sözü geldi birden..
Sonra kısa kısa film replikleri canlanmaya başladı kafamda.
Sevgi neydi?
Sevgi iyilikti, dostluktu
Sevgi emekti...

Durursam bir daha kurtulamam.
Ziyanı yok gülüşü yeter bize.
Yüreğim kaydıysa günah mı?
Çamura saplansam yardıma gelir misin?
Elinin tuttum, sıcacıktı. Yüreği elimdeymiş gibi.
Elinden tutuversem benimle gelir mi?
Seninim işte, alıp götürsene beni.
Elveda Asya'm. Selvi boylum, al yazmalım, elveda. Bitmemiş türküm benim...

Hey gidi hey .. önceden dahamı sığ yaşanıyordu aşklar ? Üzerimize çöken batı kültürü sanırım aşkıda bölük börçük ediyor..
Sevda denilen şey göbek deliğimizin bir karış altında kalıyor çoğu zaman..

Tam yeni bir çay söylüyecekken bizim Zeko’yu gördüm (Emrah). Arabayı yine çekti sokağın en başına
Konuşmadaki kişiler Emrah (E) Tolga (T) çok yaratıcıyım :D

T : Olum arabayı az daha ileri al birgün biri iyi geçiricek arka tarafa
E: Onun heycanı hayatıma renk katıyor Bro siktir et ha biri vurcak ha vurmucak , enteresan..
T : La git yıkat şu arabayı şu kaputtaki izi görünce içim parçalanıyor.
E : İşemeseydin o zaman oraya at ağızlı .. -Mehmet abi iki çay !
T : Vicdanımı sızlatıyorsun deme öyle bir daha işerim.. kalk hadi seni dediğim sosyete yere götüreyim iyi gezilecek yer..
E : Çaya düşelim bekle.. hatırlıyon dimi lan orayı göte gelmiyelim sonra
T: Ben varyaa beeennn ne anasının gözüyüm ben
E : Şu hallere bak kalk hadi amk bi çay içirmedin

Navigosyon gibi adamım diye boşa övünmüyorum laaapppss diye buldum orayı. Hemen isparksız gördüğümüz ilk park yerine konumlandık.

T : Hay senin park edeceğin yeri sikeyim ! lan tır girer oraya
E : Ilık ılık konuşma benle sikerim belanı
E : Hassiktir olum evlere bak lan çok iyi.. İnsan burada yaşlanmaz şu sessizliğe bak
T : Bu sessizlik böyle iyi , aferin tanrıya herkes uyusun hoşlanıyorum !
E : İç ettin yine güzelim şiiri amk .. o değilde burada oturmak istermiydin lan ?
T : Yok. İstemem.
E: Nideeen ?
T : Metrobüse uzak amk !
E : Mafettin beni Tolga yedin bitirdin beni senin düşünce tarzını …
E : O değilde hakket iyimiş la ben İstanbul’da hem böyle şaşalı hemde bu kadar güzel yer görmedim burayı gösterdiğin iyi oldu ..
T : şuradan iki leblebi filan alda denize karşı götürelim

http://www.youtube.com/watch?v=lNSirgeKVv0&feature=related  Behzat’taki bu sahneyi bizzat yaşattığı içinde Sayın Zeko’ya teşekkürlerimi birkez daha sunuyorum !!

E : Ne bakıyon lan yan yan..
T : Senin kuruyemiş yiyişini s….
E : o nasıl küfür la
T : Karışık kuruyemiş bu amk önce fıstıkları niye götürüyon !
E : hepsini karıştırınca midem yanıyo
E : ye işte amk suçlu hissetirme kendimi .. gelde şu kayalıklara çıkıp türkü çığıralım beni vidyoya çek biri istedi ona göndericem.

T : İyi geyik yapıyorduk yav şimdi yine efkarlar efkarlar pöf tamam.

Emrah  , 4 dakikalık titizlikle söylediği ön konuşmadan sonra şarkıya girerken o eşsiz suratıyla “ NNaaaaayy “ diye şarkıya girince ben tabi “pooeuahushuhahuu” diye gülmeye başlıyorum .. Bir başka versiyonu : http://www.youtube.com/watch?v=dK9CeTHQ5RQ&feature=plcp


Neyse , beşinci denemede bu işi tamamladık gayette güzel oldu..

Akşam güneş battıktan sonra tabi Yeşilköy harbiden sosyetelerin yeri , lanet olsun kızlarıda çok güzel sürekli tahılla beslendikleri içinmi acaba ..
Baktım etrafıma epey kalabalık , dedim Emo al telefonumu şimdi bi hareket yapıcam al çek beni kameraya ( at ağızlı gidip foto çekmiş) 
karşımda İstanbul en güzel şekliyle duruyor.. 
Denize baktım aklıma Cem Yılmaz geyiği geldi ,
İstanbul'un silüetine bakıyor bazısı Yahya Kemal oluyor.
O silüet onda öyle bir his uyandırıyor.

Bazısı bakıyor aynı silüete diyorki:
Ulan İstanbul sen mi büyüksün ben mi? Ananı sikicem senin

Aynı istanbul ama bünyedeki reaksiyonu başka.
:)))
 Not : Deli değilim.
:)))

25 Haziran 2012 Pazartesi

Kazım abiye..

Cümleye nasıl başlasam bilmiyorum ..
O yüzden yekten dalıyorum konuya Kazım abi kusura bakma..
Bugün yine feysbukta tivitırda filan seni andık , umarım seni anımsayanların çoğu günü birlik anmıyordur seni..
Bir yıl daha geçti , bazen zamanın yuttuğunu düşünüyorum bizi , yoksa bizimi kandırıyor ?
yoksa ' Ayrılık Şarkı'n mı zamanı değersiz yapıyor.
Erken gittin be abi ne olurduki yaşasaydın? daha senden dinleyecek çok türkülerimiz olmalıydı.
Bu aralar beni tebessüm ettiren ne oluyor biliyormusun , hani 'Gülbeyaz' dizisi vardıya , Nejat abimiz efkarlı efkarlı atıyordu kendini sahil kenarına
ve hep en doruk yerde çalmaya başlıyordun sen;
"Karşiya çifte çamlar oy sakizi yere damlar
Oy oy oy oy
Sevup alamiyanin oy yüreğini buz bağlar  "
Bu aralar ne zaman kafam bozuk olsa kendimi sahile atıyorum , zaten sana birşey diyimmi bu sahillerde olmasa İstanbul hiç çekilmez. " Kız senin sebebune
kaldum İstanbullarda" diyenlerin sayısı birbir artıyor.
O mavi deryaya saldımmı gözlerimi , hep kulağım bir ses arıyor arkadan. Çıksan gitarınla , kemençenlede dalıp gitsem uzaklara diye..
Sahi bu çernobildendi dimi tüm kanserler..
Bazen bildiğin ana avrat küfrediyorum abi.. Bu kanserede böyle hastalığada . Ya öldürüyor yada süründürüyor namussuz , biliyorum bende abi öyle bakma bana.
Saçlarının döküldüğünü gördüğüm zaman kendimi ' kel ' olarak hayal etmiştim , şuan 'kelim' demekki herşeyi hayal etmemek gerekiyor.
Bugün öyle içlenip yazmak istedim , iki üç seferde çernobile küfrettim ama sıradan küfürlerdi.
Neyse abi , umarım o tarafta o güzel saçlarına tekrardan kavuşmuşsundur , üç beş bişelerde bana yollasan yazın kafam pişiyor kışında donuyor
ne pis birşeymiş bu.
Şuan dinlediğim şarkın ile veda edeyim sana.
Haydi eyvAllah..

Şarkılar bir çığlığa sığınmaksa
Şimdi, sonsuz bir yangın gibi
Sevmesem öyle kolay çekip gitmek;
Yaralı bir kuş gibi