14 Eylül 2012 Cuma

Bir mimdur oy iki mimdur


Eylül geldi..
O kadar çok "Eylül" ile ilgili yazı okudum ki , korktum.
Oysaki sadece bana özel zannediyordum bu ayı. Ondan mıdır bilmem ne zaman içimdekileri dökmeye kalksam koca koca sitemli cümleleri siliyorum. Ve korkuyorum , boğuluyorum
o kadar çok ünlemlerim varki ; noktamı virgülümü hatta paragraf başımı arıyorum ortopedik ayakkabılarımla.
Sana direniyorum Eylül , yazmıyacağım..

Veeee , depresifim polyanam beni şettirmiş. neydi o hee mimlemiş :)
ee davete icabet etmek gerek öyle değilmi .. yazdım bende kendimce birşeyler.
haydi bakalım , rüzgarınız bol olsun..



Yemek olsan ne yemeği olurdun?
 Kelle paça olurdum herhalde , nam nam naamm ne içerlerdi beni hee :d
Hem altımdan hem üstümden daha ne istiyorsunuz , yiyin lan !

 Müzik aleti olsan hangisi olurdun?
-Bir ‘ney’ olup ruhunuzu okşamak  , bir kemençe olup ruhunuzu titretmek
Bir keman olup ruhunuzu arındırmak ,
Ve bir zurna olup zaaarrttt diye sizi uyandırmak isterdim.

  Araba olsan hangisi olurdun?
 - Wolksvagen Scirocco  candır

Aylardan hangisi olurdun?
 -Herkes başka sever belkide ama ben hakikaten çok başka seviyorum;
Eylül..
 
Ayakkabı olsan hangisi olurdun?
 Pezevenk kundurası.
Çat çatttt
 
Kıyafet olsan hangisi olurdun?
 T-shirt olurdum herhalde , herkes rahat rahat giysin :d
 
Renk olsan hangisi olurdum?
Safransarı
 
Hayvan olsan hangisi olurdun?
At

 Şuan okuduğun kitabın 137. sayfasında neler var?
 -"...Şambala rüyasından geriye kalansa, Tibet müziği , çeşitli meditasyon cdleri ve ızgarada yapılan kebabın Sincan daki Fergaha vadisi boyunca yayılan aromatik kokusundan başka bir şey değil” ..    Parag Khanna / Yeni Dünya Düzeni 

Hangi insanoğullarını " mim" liyorsun?

Birini mimlemeyi pek sevmiyorum ama epeydir yazmıyor biraz pasını attıralım ;
Emrah Ateş

9 Eylül 2012 Pazar

Zaman , sen herşeyin ilacımısın ?

Acısı yenilenmiş kişilere söylenen koca bir yalandır " zaman herşeyin ilacı " yalanı..
Hakikaten , zaman sen herşeyin ilacımısın ?

Zamanla ortaya çıkıyor insanda;
sahte gülüşler , sahte kimlikler , sahte mimikler
Herkeste bir hüzün herkeste bir kaçış
Hayat telaşesi olmuş bunun adıda.
Bir bardağın dolu ve boş tarafını görmek gibi.
Varmısın yokmusun sorusunda;
Muallaktayım demek gibi belkide..

Net olabilmeli bir insan.
Sevmekse sevmeli,
Gitmekse gilmeli,
Kaçacaksada kaçmalıdır.
Gururdur bir insanı ayakta tutan.
Gurur demişken ;
Artık yobazlaşıyor sevdalar,
Tek gecelik olmuş aşk zannedilen masallar.

İlacıda bellidir aslında,
Bir gurursuzu sevmenin bedeli yürek sancısıdır.
Gurur çıktı çıkacak ha gayret
Üzgünüm sezeryan olmak zorunda bu meret..

Eyy aşk elma dersem çık armut dersem çıkma .
Ah , nasılda armut istedi canım
Hafiften ayılık yanımda yok değil
Gerisi dalevera işler işte
Önceden senli birşey hissettimmi ürperirdim
Sığınacak bir liman , bir omuz arardım kendime
Şimdi çok değiştim
Ne zaman aklıma gelsen;
Kıçımın kenarıyla gülüyorum sana
Bilmiyorum ama çok güzel oluyor
Hayat bana insanları tanıtmaya devam ediyor ..

6 Eylül 2012 Perşembe

Gençliğimin katili part 5 : At Hırsızları





Sobeeee!
Yine sobelendik iyimi..
Hayat yine sobeledi !
Zaten ne zaman kaçabildim ki , ortopedik ayakkabılarıma rağmen yine yetişemedim
Oysa ki topuklarım götüme götüme vuruyordu her seferinde.
Hızlı koşan atın boku seyrek düşer hayaliyle büyüyen biri olarak , ne zaman bir yerlere yada bir şeye yetişmeye kalkışsam hep geç kaldım.
Ya hakikaten doğuştan cenabet bir insanım , yada herkes şanslı doğamıyor.
Şans mı ?
Şanslı adında köpeğim vardı küçükken..
sokak köpeğiydi ama anamdan babamdan çok severdim onu. Ne zaman karnı acıksa inlerdi taa mahallenin başından onu duyar gider paramın son kuruşuna kadar salam sucuk alır yedirirdim. Bana bakıcak olursanız açlıktan nefesim kokuyor ama yine de ana yüreği dayanamıyorum gidip ona yetiriyorum : )
Adını şanslı koymamın sebebi şanssızlığıma duyduğum sitemden ötürüydü.
Doksanların sonu ı , evdekilerin ne istediysem aldıkları zamandı.
Hele ki yiyecek bir şey oldumu hemen atlarlardı;
Ye tosunum yee erkek adamsın bi yerin şişer !
Bir gün Babama ; geçen gün Cemal amcalar kapıda mangal yapıyorlardı , bana veren olmadı çok da canım çekmişti cüküm şişermi dedim. Bir seferlik can çekmeyle bir şey olmaz dedi gülerek , benimde güldüğümü görünce eşşeoğlueşşek diyip kıçıma tekmeyi vurdu.
Ara sıra yaşadığım kabızlık sorununu babama bağlamıyor değilim , göte tekmeyi yiye yiye artık işi pratiğe dökmüştü çeşitli çeşitli denemelerle kıçıma falsö vermeye çalışıyordu.
Çok kızıyordu bana haklıydı da ama o zaman evimin dışarısı olduğunu düşünüyordum. Çok evden kaçarak Atama sığındım , Atatürk Parkına..
Hele ki Atatürk büstünün oraya çıktığımda kendimi çok mutlu hissediyordum , aşağıda bekleyen dostum Şanslı arada kendini hatırlatıyordu hırıltısıyla.
Hayal kurmayı becerebildiğim günlerdi , şimdi onu bile doğru düzgün kuramıyorum. Bazen kafamda fillerin çiftleştiğini hissediyorum , sıcak su döksek ayrılırlar mı ki ?
O zamanlar sokak köpekleri cirit atıyordu mahallemde , hepsinin adı vardı ve o adı benimsemişlerdi onlarda... Mahşerin 5 iti ; Şanslı , Kancık , Uyuz , Tırsak , Haydar
Mahalleli rahatsız olmaya başlamıştı , o yüzden Şanslıyı pek sokmak istemiyordum mahalleye. Nerede olursam olayım , çevremdeyse eğer bir ıslığa düşüyordu yanıma hemen.


İlk kıza hava atma deneyimim de Şanslı sayesinde olmuştu , sokak köpeği olmasına rağmen gayet eli ayağı düzgün bir köpekti. Yan mahallenin kızı vardı hergün onunla sözleşip öğleden sonra 2 de bir alt mahallede buluşurduk bi yandan meybuz yer bi yandan Şanslıyı severdik.Papatyaları mundar ediyordum onun yüzünden ulan o kadar hesaplamama rağmen "seviyor" bi denk gelmiyordu bana. Suç ben değil papatyada..
ne diye bir yaprak fazlan olmaz ki ?..

Tabi şimdi gelişti mahallemiz , biraz daha modernleşti diyebiliriz.
Köşe başı delikanlısı olmak kolay değildi , diğer mahallelerden gelen saldırılara karşı hep tetikte olmalıydık. Zaten her gün bir olay olurdu . Polis vızır vızır bizi arardı.
Yumruk yumruğa dövüştüğümüz yıllardı , şimdi nerdeee ? Götü boklu yüreksizlerin elinde satırlar , bıçaklar ne ararsan var kimse bileğine güvenemiyor artık..
Bir gün yine girdiğimiz bir kavgadan kaçarken Şanslı bir arabanın altında ezilip öldü. Sol gözü kapalı sağ gözüyle bana bakıyordu araba olduğu gibi arka tarafını almıştı. Merhametli adammış yine, çarptıktan sonra durmuş alıp götürmüştü onu , hoşça kal bile diyememiştim ona. Ondandır ki benim şansım hiç yaver gitmez.. Benim şansım o arabanın altında ölüp gitti..



Büyük boşluğa düşmüştüm , her gün artan kavgalara inat Şanslının ölümü benden büyük şeyler alıp götürmüştü. Hiç unutmam ertesi gün koca bir sopayı yontarak kendime sipsivri bir mızrak gibi bir şey yapmıştım . Gözüm kara , kaybedecek bir şeyim yok önüme gelene lambır lumbur giriyordum.
Mahallemizin iyice aşağısında “çingene” diye tabir ettiğimiz insanlar hergün at arabalarıyla bir yerlere giderdi ,  atın bokunun kokusundan anlardım ne kadar önce mahalleden geçmişler diye.Ara sıra mahalleden geçerken ağabeylerimiz arkalarından bağırırdı
“ yürüyün gidin laa at hırsızları “
At hırsızları mı ?
Eveett , bu onların bazı evreleri geçtiğinin işaretiymiş .

Zengin muhitlerin orada dolanıp araba arması çaldığım dönemlerin sonuna yaklaşmışken , gittiğim yolun yol olmadığını anlamaya başladığım zamanlardı.
Parası iyiydi ama , haram mal da kendini direk belli ediyordu be ..
Son jubilem bir BMW ‘ de oldu. Arkadaş teyp için kapıyı zorlarken ben arkada armaları götürüyordum. Bazı armalar hakikaten iyi oturtturulmuş oluyor , tornavidayı kusursuz sokmama rağmen üstten haşşşııırrrttt diye ses bir çıktı !
Ha siktir! Oğlum Tolga topuuukk derken arkadan sesler yükselmeye başladı , tabii zenginin malı canından tatlı sanki böğrüne sokmuşum adamın bize bir sövüyor göreceksiniz en son arkamdan bana doğru ışık hızıyla ulaşan şu sözle irkildim.
“ Kaçmayın Laannn At hırsızları “

Evet , sonunda At hırsızı mertebesine ermiştim. Üzerime çöken olgunluk ile birlikte bu işi bırakmak ileriki yıllarda kendimle olan özgüven sorunumu halletmişti.
Artık cebimde seyyardan aldığım sustalıyla geziyordum.
Elde tespih ,  cepte bıçak ..
Bu ikili kendimi rahat hissetmemi sağlıyordu.
Semtimizin ağır ağabeylerinden bir gün beni çekti köşeye , çok da severdi beni  Ensemden tuttu , kendiside ufaktan bu şehrin tozunu yutmuş biri
Bana gittiğim yolun yol olmadığını söyledi ..
-         Bu şehir büyüktür koçum yutar seni , git oku.. Serserilikle bir yere varılmıyacağını bana bakarak görebilirsin…

Bunları duyunca şaşırmıştım , oysa ki bu durumdan övündüğünü zannediyordum Onu geçtik benim idolümdü.
şaşkınlığımı bir avucumda biriktirip oradan uzaklaştım.
Bana çektiği kısa nasihat belkide girdiğim çıkmazda yol bulmamı sağlamıştı bilmiyorum..
Şimdi ne mi yapıyorum ?

Tu bi kontunet..

5 Eylül 2012 Çarşamba

Haberi olurmu ki onun..


Kocaman gözleri vardı ya onun,
Hani sol mememin iki parmak aşağısı varya
Orasını acıttırıp gitti
geçer mi ki ?
El sallasam durmadan
gelirmi ki bir gün ?
ben diyemedim ama,
anlamışmıdır acaba
benim onu sevdiğimi ?

ardından el salladım ya onun,
gidenler döner mi ki bir gün geri ?
ardından el salladım ya onun,
anlamışmıdır acaba
benim onu sevdiğimi ?

Küçücük elleri vardı ya onun,
kalbi kocaman mıdır ki ?
kalbimin yarısını ona vermiştim ya hani
haberi var mıdır ki onun ?