15 Mart 2015 Pazar

Cisimsiz Kahramanlar (1)




Merhaba, Ben Sadık..
Babam koymuş adımı, öyle dediler bana da babamı hiç görmedim ben. Henüz iki yaşındayken bir trafik kazasında öldüğünü söylerler. Normal insanlar gibi mezarını ziyaret etmek istedim bir süre, sonra öğrendim ki babam öyle bir kaza geçirmiş ki, aracı bir denize uçmuş. Babam da denizin tam ortasında kaybolmuş.
Babam adımı koyarken ne düşündü, niye Sadık dedi bilmiyorum. Aslında hiçbirimiz bilmiyoruz, ebeveynlerimiz bizleri düşünmeden bizlere sormadan bizlere isim yerleştiriyor. Biz de bu sorumluluğun altında ömrümüzün sonuna kadar eziliyoruz. Sadık dedi babam bana, hayatım boyunca bir şeylere Sadık olarak geçti ömrüm. Hiç düşünmedi eminim ki böyle olacağımı. Gerçi düşünseydi Sadık değil de Savaş koyardı hayatla daha iyi savaşabilmem için. Düşünseydi henüz ben iki yaşımdayken ölüp gitmezdi. Düşünseydi hayatım boyunca tek sevdiğim şeyin, mavi deryanın içinde can verip; beni ona / onu bana düşman yapmazdı…

Güzel bir evimiz var. Evimizin içinde, tam salonun ortasında bir tane daha merdiven var bir üst kata çıkan. Böyle evi hep filmlerde görürüm ama bir farkla; hep zenginlerin evinde görürdüm. Hiçbir film de görmedim böyle içinde merdiven olan fakir evi.
Annemin adı Necmiye ama herkes ona Naz der. Oldukça güzel ve çalışkandır annem, henüz otuzdokuz yaşında, ondördünde doğurmuş beni. Kendimi bildim bileli çalışır. Emlakçılık yapar annem. İki ortaklar, ortağın diğeri Ayşe abla. Tabii mahalle de uzun süre aynı muhitte olunca yardımcıları da çok oluyor. Dört tane de yardımcısı var annemlerin. Arada gelir bizim evde kalırlar. Ferdi ağabey var bir de, o çok zengin müşteriler ayarlar; evde gelip pazarlık yaparlar. Kiraladığımız ev başı güzel para kalır. Bir seferinde öyle bir şey….

-Ya Nazım abi, bu böyle olmayacak, ben kendi bildiğim türden yazsam olmaz mı
+Sen bilirsin Sadık, baştan ılık ılık gir ki okuyucunun içini yakmayasın diye böyle yaz dedim sana. Hayatımı yazsam roman olur dedin geldin, roman yazmak böyledir. Mecbur bütün detaylara gireceksin ki okuyucunun aklına yayılıp gideceksin. Peki senin giriş yazın nasıl olur, yaz bakayım istediğin gibi; bir giriş yap.
-Ya aslında haklısın da ne bileyim ağabey bir kötü oldum. Hakikaten o anları yaşıyormuşum gibi oluyorum böyle saniyesi saniyesine yazınca da. Ben böyle girerdim ağabey;

Merhaba, Ben Sadık.
Babam koymuş adımı, öyle dediler. Bütün dünyaya Sadık kalabilmem için mimlediği bu isimden sonra siktir olup gitmiş bu diyardan. Arabanın bagajında iki ceset ve seksenbir kilo eroin ile birlikte polisten kaçarken Şile yolunda denize uçmuş. İnsanın kanlısının deniz olması ne muhterem bir şey değil mi? Sık sık ölmüyor namussuz. O’na ne kadar öfkelenirsem öfkeleneyim bir türlü geberip gitmiyor. Benle öylesine taşak geçiyor ki, içine girip o’nu boğmak istediğim her an dalgalarıyla beni tokatlıyor. Böyle çaresiz kaldığım zamanlarda, hiç çaktırmadan değil, bizzat sikimi çıkartıp içine işiyorum, arada boşalıyorum. Babamın sperminden kalan spermleri babamın katilinin rahmine bırakıyorum.

Merhaba, Ben Sadık.
Hepinizin defalarca ettiği küfrün sahibiyim.
Annem Necmiye’nin pezevengi, yani bir orospu çocuğuyum. Aklımın kesmeye başladığı zamandan beri yani sekiz yaşımdan sonra annemin elinden tutup müşterisine ben götürdüm. Ben pazarlık yaptım. İnlemelerini, etinden çıkan sesi, vajinasından çıkan döl dolu condomları hepsini zihnimde ben yuttum, yutmak zorundaydım. Çünkü annem ne kadar çok yattıysa o kadar ekmek yedim. Yirmi beş yaşında, her şeye sadık bir öz pezevengim.
Sadık ben, o çocuğum;
İçinizde ve dilinizde ki o çocuk…

devam edecek..

34 yorum:

  1. Son zamanlarda bloglarda, kurgusunu-gerçeğini merak etmeden(azıcık ettim) okuduğum en güzel hikaye... heyecanla ve panikle bekliyorum devamını...

    Sadık'ın babasıyla babam benziyor aslında ikisi de ölüme uçmuş (arada bir arabasıyla uçmuşluğu da var)..sadıkla ben de birbirimize benziyoruz aslında ikimizi de babamız bırakmış gitmiş, piç kalmışız. İşte ben mezara gidip işeyemiyorum, anksiyetem var korkuyorum Allah muhafaza :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. işin biyolojik kısmını geçersek hepimiz içimizde ki orospunun çocuğuyuz aslında. biz besleyip biz büyütüyoruz onu, biz yetiştiriyoruz..
      korkmaaa, sal gitsin:)

      Sil
  2. Heycanla bekliyorum devamını!!!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. vayy kimleri görüyoruum
      hoşgeldin tekrardan
      yazacağım umarım :)

      Sil
  3. aa yorum yazmıştım uçtu mu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. duyduğu öfke kendisinden büyük birini okuyacağız sanırım

      Sil
    2. aynen öyle Havva, çok güzel tanımladın karakteri..
      yok her şey yerli yerindeydi :)

      Sil
  4. Merakla okudum ...
    özlemişim ben buraları geldim artık :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ey mübarek, beş ayda bir bunu diyip yine gidiyorsun :))

      Sil
    2. yaaaa deme öyle demeeee :)

      Sil
  5. Upss..!
    Acı ve tatlı karışmış...
    Değişik bir tat olmuş..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. tatsız bir durumdan ne kadar tat çıkarabiliriz acaba
      göreceğiz..

      Sil
  6. Denize öfke duyulmaz azizim baba katili de olsa. Hikaye çok hoş kurgulanmış kalemine sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir de denizi öfkeliyken sev
      bak bakayım tadından yeniyor mu..

      Sil
  7. Sen de öl Sadık. Hayat bu kadar götünü yırtmanı gerektirecek kadar güzel değil.
    Ha gitmeden sevabına anneni de öldür...
    Baba ölümüyle başlayınca birden sevmiştim hikayeyi oysa ki.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bazı babalar bu kadar kolay ölümü hak etmiyor aslında doğru söylüyorsun.
      Sadık ölmemeli..
      Çünkü ölmek büyük saçmalık Sadık için. Onca şeye rağmen..

      Sil
  8. Yaşamdan çalanların çaldıklarıyla kurulmuş hem artık kalmış hem eksik hayatlar,ama olsun be ;en nihayetinde şimdilik ölümüne kadar hayattasın Sadık kardeş ...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sen Ağır Roman'dan girdin bende "her şey güzel olacak"tan örnek vereyim..
      "en azından hayattayız, bu da bir şey be abi.."

      Sil
  9. Biraz geç kaldım sanırım.
    Parçaları birleştirmeyi seviyorum tamam.
    Ama daha uzun isterdim.
    Doyumsuzluk mu dersin bilemem.

    Merhaba, Ben Sadık.
    Hepinizin defalarca ettiği küfrün sahibiyim.
    Ama buraya bayıldım.
    Söylemeden gitmem.
    En azından iki defa okudum şu boktan günde.
    Biraz da olsa uzaklaştırdı.
    Desene devamı gelse; gün boyunca bu boktan işleri düşünmeyi bırakacağım.

    Devamı geldiğinde; yorumun devamı gelecek..
    [Çabuk olması Tercihen]

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazmayı başladığımda noktayı koyacağım yeri biliyorum. Nasıl oluyor bilmiyorum ama kafamda yaşayıp bitirip yazıyorum. Bana göre bir eksiklik bu.
      Belki o yüzden roman yazmaya cesaret edemiyorum..
      devamı gelir, gelir elbet ama önce bir görmem lazım

      Sil
  10. devamı gelsin, bekliyoruz. sizi izlemeye aldım. Ben de bloğuma beklerim.

    http://www.meleklerinruyasi.com/

    YanıtlaSil
  11. sadıktan çok sadakatsiz bir kahraman yaratılmış , o kadar sadakatsiz ki başladığı hiç bir hikayeyi sona erdirememiş , hep yarım kalmış sadık , ya da yarım bırakılmış...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. oha..
      sen bunları nereden biliyorsun
      daha sadığı tam olarak yazmadım ben.
      tebrik ederim hatta teşekkür de ederim
      ne güzel yorumlamışsın.. yüreğine sağlık

      Sil
    2. :D devamını bekliyorum ama bana hissettirdikleri bu hikayenin başlangıcının , senin yüreğine sağlık asıl :D

      Sil
  12. Ne güzel yazmışsınız. Elinize sağlık.

    YanıtlaSil
  13. Bende uyduruk bir bahar perisiyim. Öyle masallardaki perilerden değil bu , daha yöresel. Memnun oldum sadık....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hahha yöresel peri, iyimiş bu :)

      Sil
  14. İki anlatım da haklı, nerden baktığına bağlı :)

    YanıtlaSil