14 Ağustos 2014 Perşembe

- BAK KIZIM -



Bak kızım şuraya yazıyorum
Hayır, öyle bakma
Böyle de değil
Nasıl tarif etsem ki;
Hani bir kuşun rüzgârı kanadının altına alıp,
Süzülüp gittiği o an var ya
Süzülüp gözünü tek bir noktaya sabitlemesi var ya
Hani gözünün ferinin gittiği o an var ya

Bak kızım..
Süslü cümlelerim kendimedir benim
Vedam pistir
Çarpar..
Sızlatır…
Kaldıramayacağın hoşçakalları deme
Bak kızım son kez diyorum
Al şunu kokunu ciğerimden
Her nefes alışımda burnumu sızlatan
Ciğerimi siroza doğru yakan
Şu bebek,
Biraz menekşe kokunu al git..

Bak kızım..
Gitme diyorsam eğer
Ya da git..
Ya da dur…
Gitme kızım.
Gideceksen de şu gülüşünü al
Az biraz, hatta yarım bıraktığın bu buseyi de.
Hatta ve hatta
Atlas pasajında gülümsediğin
Ve o sol gamzene beni gömdüğün
O yarım çukurunu da
Ya al git
Ya da oraya göm beni

Bak kızım..
Dur dur..
Hazırlıksız yakalandım
Görmeye hazır değilmişim meğer gözlerini
Bakma dedim ama..
Bak kızım;
Son kez sevişsin gözbebeklerimiz
Bakma dedim ama..
Bak kızım;
Son kez ruhumu emanet edeyim sana..
Bak dedim ama;
Bakma kızım
Ben ne rüzgârım
Ne serçe
Öyle bir yer ki bu
Bir yanım menekşe
Bir yanım keşke..

t.yazıcı
13 Ağustos
thy iç hatlar gidiş
23:19
bir vedaya şahitlik ederken

10 Ağustos 2014 Pazar

Konuk Yazar olduum

Değerli blog arkadaşım, sözleriyle ve duruşuyla her zaman saygımı kazanmış olan sevgili Zeugma bloğunda konuk yazarlık bölümü açtı. Sanırım ilk misafiri ben oldum. Bu yüzden çok mutlu ve heyecanlıyım. Ufak tatilim sırasında yazdığım bir şiirimi paylaştım , umarım sizler de beğenirsiniz :)
Kendisine de bir kez daha teşekkür ediyorum.
Şiirin bir ismi yok , o yüzden isimsiz şiir dedim.


Gökyüzüm demeliyim sana
Tozum..
Toprağım…
Rüzgârım demeliyim sana
Belki bir çiçek ismini yakıştırmalıyım suretine
Papatyam desem..
Bir şiir tadında sanki her yaprağı
Ben yaprak olsaydım çiçek olmak istemezdim.
Ben çiçek olsam..
Ya da olmayayım…
Bir çiçeğin kederi solmaktır sanki
Ben şiir olsaydım da solardım
Bu kadar kafiye
Bunca acı..
Ver deseydim sana
Verir miydin,
Bir uyak , bir sitem
Ben şiir olsaydım
Ya da olmayayım.
Bir çiçek olsam
Adım gökyüzü olsun isterdim
Toprak koksun isterdim sevdam..
Bir çocuk görüyorum solumda
Solumda olmasaydı belki görmezdim
Ben zaten çoğu şeyi göremiyorum
Gelenler..
Gidenler..
Ben çocuk olsaydım soluma gelmezdim
Solumda her gördüğüm / gördüklerim
Yakıp gitti canımı
Ben olsaydım beni yakmazdım..
Ama beni hep yaktılar…
Beni yakanlara gül vermek isterdim
Gül olsaydım ben,
Dikensiz olurdum herhalde
Uf!
Elime battı..

t.yazıcı
28 Temmuz Pazartesi
21:07.2014
Altınoluk

7 Ağustos 2014 Perşembe

Yaz Kızım : Yazarın tımarhaneye sevkine..




Ben bazen saçmalıyorum..
Güneşin en tepede olduğu zamanlarda kel kafamla dışarıda dolaşıyorum. Dolaşsam iyi , bazen iş yapıyorum. İş yapsam iyi bazen güneşi unutup dalıp gidiyorum. Eve geliyorum ben bazen. Vay amına koyim diyorum , kafam sikildi sıcaktan. Ben bazen saçmalıyorum. Kafamın sikilmesi nasıl bir duygu bilmiyorum. Bilmediğim için nasıl sikilebilirliğini düşünmek için zaman harcıyorum. Çok sıcakta kaldığım zaman ayran içiyorum. Ayranı çalkalamıyorum bazen ben. Çalkalamayınca ne oluyor hiç bilmiyorum. Ayranı çalkalamasan ne olur diye soruyorum gogula. Gogul saçmalama diyor ama ben bu aralar çok saçmalıyorum. Devamlı yanlış iett’ye binmek gibi bir kabiliyetim varmış benim. Bazen neden böyle bir kabiliyetim var onu düşünüyorum. Ben bazen düşünüyorum bazı şeyleri. Neden bu kadar unutkanım diyorum. Çalkalamadığım ayran geliyor aklıma susuyorum.. Ben bazen geçmişe dönmek istiyorum. Geçmişe dönerek ‘hava gavurun amı gibi yanıyor ha’ deyimini günümüze uygulayan kişiyi bulup sorgulamak istiyorum. Hayatımı sorguladığım zaman çok saçmalıyorum. Çünkü işin içinden çıkamıyorum. İşin içinden çıkamadığım şeyler canımı sıkıyor.Üzülüyorum.

Ben bazen saçmalıyorum..
Evde yalnız kaldığım zaman huzursuz oluyorum. Ben huzursuz olduğum zaman da saçmalıyorum. Klimanın karşısında serinlenirken üzülüyorum. Klimanın zararlarını bilmiyorum. Klimanın zararlarını bilmediğim için üzülüyorum. Üzülmemek için gogula girip ‘klimanın zararları nedir’ diye soruyorum. Bana ‘saçmalama’ diyor. ‘Klimanın zararlarını bilsem saçmalamam’ diyorum  hak veriyor. Ben evde yalnız kaldım mı saçmalıyorum. Sesli müzik dinleyip şekilden şekle giriyorum. Her masturbasyon deneyişimde utanıyorum. Ben masturbasyon sırasında çok saçmalıyorum. Saçmaladığım zaman utanıyorum. Sağ elimle göz göze gelince çekiniyorum.  Sağ elimle göz göze gelmesem çekinmem mi acaba diye düşünüp zaman kaybediyorum. Ben kaybedilen zamanları saçma buluyorum. Yirmi altı yıl sonra çekilen otuzbirin hesabını sormak için gogula giriyorum. ‘Bunu mu demek istediniz’ deyip sağ el fotosu koyuyor.Üzülüyorum.

Ben bazen saçmalıyorum..
Bir beklenti içerisindeyim hep. Neyi beklediğimi bilsem belki saçmalamam. Bir yerlerde bir bekleyenim varmış gibi hissediyorum. Ben bir şeyler hissedince genelde saçmalıyorum. Saçmalamamak istediğim zaman bir şeyler yazıyorum. Ben bir şeyler yazmasaydım delirmezdim. Yaza yaza delirdim ben. Delirmek isteseydim yazardım. Ama istemedim. O halde niye yazdım.Bilmiyorum.Üzülüyorum..

 #okitapbirgünbitecek

30 Temmuz 2014 Çarşamba

Toplu Mim..Komple Mim..Acayip Mim..Herkes Mim..





Ulan üç güç tatil mi olur ya. Altınoluk yine süperdi. Hep süperdi zaten.
Ama kısa sürdü , her şey gibi kısa.. Giderken denizle ve kumla sevişmeye gidiyorum dedim ama sanırım hep erken boşaldım. Zaten bu Altınoluk suyu o kadar soğuk ki. İlk iki günüm hüsranla geçti. Tanıyamadım bizimkini. Korktum. Gogula girip “soğuk suyun etkileri” yazdım. Gogul direk cevap verdi ; “Bunu mu demek istediğiniz ;”Altınoluk suyu” oh dedim tamam. Geçen senede böyle olmuştu. Ben ne bileyim böyle olduğunu. Bir hafta moralim bozuldu. Çocuk nereden evlat edinebilirim onu araştırdım. Tüp bebek yöntemlerini araştırdım. Neyse , geçti gitti :d

Dilba’yı yazıp bitirdim. Onu koyacaktım ama mimler birikmiş , mahcup oluyorum sonra. Elimden geldiğince yapmaya çalışıyorum. Lâkin.. neyse bir sitemde bulunacaktım ama vazgeçtim.
Gene geldik kürkçü dükkanına. Ulan İstanbul..


Geçelim mi mimlere :)