28 Ocak 2016 Perşembe

Parçalanmış Gülüşler Şubat Ayında Raflarda


Önceydi, çok önce. Kola atılan bir jilet yarası, sonrasını hatırlamıyorum.. Ciğerime vuran rutubet kokusuyla birlikte hissetmeye başlamıştım bir şeyler. Boktan şeyler..
Böyle zamanda  başladım Parçalanmış Gülüşleri yazmaya. İnsan acıyı önce bedende hissediyor, bir süre sonra beden hissizleşiyor. Tuvalette sıçtığın bokla aranda bir fark göremiyorsun. Hissizleşmek bu işin en keyifli yanı. Yazdıkça hissizleştiğimi hissetmek en muazzam yanı. Kaybedenleri yazdım. Siktir olup gidenleri. Kendi anasını düzenleri. Kokoini çekip azraille sevişenleri.
Parçalanmış Gülüşler işte. Adı bu, adında yarım kalmışlık var. Birleşememek var. Dağılmak var, dağıtmak var. 
Yarım kalmış bütün hikayelerimin anısına..
Şubat ortalarında raflarda..

Not: Dağıtımı ancak Mart'ın ilk haftası olabiliyormuş, öyle dediler :)

27 Ocak 2016 Çarşamba

-Dili Geçmiş Zamanlı Şiir- Atsız - Avratsız


Susadı mevsimler,
Yalın ayak geziniyor ortalıkta sararmış yapraklar
Hiçbir şeyin tadı yok,
Tadım hiç yok
Ağzına kadar dolu çay bardağının hüznünü yaşıyorum kurak mevsimler ortasında
Uzun bir cümlenin bağlacı kadar sıradan hayallerim
Bir dokun bin ah değil,
Bir ah bir dokun
Sararmış yapraklara soruyorum yüreğimin kütüğünü
Arıyorum, tarıyorum yok
Kendimi bulduğum zaman, bulduğum şeyden korkacağım;
Biliyorum.

Âh..
Ne de tatlı esiyor rüzgar,
Etimi dişliyor, kamaştırıyor.
Dil değmemiş vajina kadar hissizim.

Üsturuplu yanlarımı bağışlıyorum mevsim geçişlerinin araf haline
Dilim öksüz,
Dinim zaten çoktan yetim.
Arsız bir kovboy var dilimin ucunda atına küp şekeri bekleyen.
Beklemek yorar adamı, sarartır.
Sonbaharın kaderidir bu.
Hüznü beklerken kopup gider.
Tıpkı ben gibi..
Şaka..şaka

Bir gün bir hikaye okumuştum,
Bir mutlu sondan bahsediyordu.
-dili geçmiş zamandı kullandığı dil,
Sonrasını unuttum,
Olayım bu.

Sonra yine sonbahardı beklediğim,
Beklemek bir amaç edinmek gibi
Sanki yaşamın rahmi,
Çıkmakla bitmiyor, beslemek lazım.
Bir gün o kadar çok bekledim ki
Bir file döndüm.
Meğer gözüm açmış..

Âh diyecekken, oh dedim.
Bir gülme aldı ki sormayın.
Peşine ağlarsın demişti bir kadın,
Parçalanmıştı o vakit gülüşümün bir kısmı.
Aha benden size sır..

Boğuluyorum dedim,
Yırttım kendimi, parçaladım.
Camı biraz araladım peşine,
Meğer havalandırmak gerekiyormuş yüreğin kelebek camını
Gözü kör olmayasıca ben.
Bilemedim..

Şimdi bir aylak adam var karşımda nereye savrulacağını bilmeyen
Bir sesi var ki düşman başına
Serseri misin olum dedim,
Aynı şekil karşılık verdi.
Hiç bu kadar enkaz görmemiştim
Sanki seçim öncesi çıkılan kaçak kat gibi
İğreti duruyor yüzünde tebessüm.
Mart ayı gibi sebepsiz geliyor hareketleri
Bürokratlar gibi iki yüzlü
Adalet kadar adaletsiz
Of.. çok oldu
Susayım
Aa aynaymış lan o
Ben de diyorum bir yerden çıkarıyorum bu hıyarı..

t.yazıcı
27.01...




8 Ocak 2016 Cuma

Başlıksız Şiir Part Bilmem Kaç



Düşmeden bilemezsin demişlerdi,
Derenin kenarları yosun tutardı
Derelerin olduğu vakitti tabi
Su gibi sahip çıkardık gençliğimize
Gidişlerimiz durulmadan
Sığınırdık bir mazgal kapağı gölgesine

Benden önce gölgem düşer demişti (bir kadın)
Sere serpe serilen
Yalın ayak ürpertiliği çöken gecelerde
Sevişmeyi sanat sayardık
Tek perde sürerdi, tek soluk
Terimiz kurumadan
Kapatmaya çalışırdık ceryan yapan yanlarımızı

Bir ah etsek bir dağ yıkılıyordu
Bir eşkıya ölse bizden soruluyordu
Sağ çıkmıştık biz bazı kapılardan (o zaman)
Bazı kapı kirişlerini kırdığımız doğruydu
Vahşi hayvanlar gibi kaçardık
Gidişlerimizin bir anlamı olurdu
Bolca küfürlüydü her şey
Tuzu fazla kaçmış çorba gibi iç yakardı haykırışlarımız

Ve bir zamanlar çay demlerdik
Hayat memat meselesi gibi titiz davranırdık bu konuya
İçmezsek ölmezdik, ölmek için içtik
Kaç demlikte sabahladık (kim bilir)
Güneş etimizi yakardı,
Etimizin yandığı bir mevsimdi demek
Horozlar uyanmadan sevişirdik
İçindeki ölü horozları sayardın seslice
Tenin mayhoş koktuğu vakitler
Dere kenarında çimerdik (dereler hala var dimi?)
Bütün dualarımız cenabetti
Ve biz alışırdık kaçak dövüşmeye

Bir Tanrı vardı peşimizde
Korkardık da kaçmazdık
Islak odun gibi küf kokardı nefesimiz
Orhan Veli okurduk, ağlardık
Turgut Uyar’ın dizelerine sererdik günahlarımızı
Can yaktık mı ah derdik
Sırf âh’ı duyabilmek için basardık nasırlı ellere
Şiirler yazardım yollara,
Yollar sana dönüşür, beyaz çizgiler çekerdim ufka doğru
Batan güneşi sen yapardım ve beklerdim geceleri
Geceleri beklemenin bir anlamı olurdu
Şiir yazardım karanlık rüzgara
Sırf seni getirsin diye,
Sabah ezanına kurardım alarmımı
Bir süre sonra,
Her Allah-u Ekber seni hatırlatırdı,
Daha bir duygusal dinlerdim ezanı
Sanki senin sesin daha güzeldi he?

Ben şiir okurdum, sen kaçardın
Salyalarım akardı kalçaların tenime deyince
Bütün kokmuş yanlarımı vururdun yüzüme
Oysaki bilirdin,
Bir çay bardağı kadar su yeterdi beni silip süpürmeye.


Ve ben yine şiir okurdum,
Sen Tanrıdan korkardın.
Kitaplar yakar, dualar dağıtırdım yokluğunda.
Sırat köprüsü kadar uzundu içimdeki âh’lar,

Ve ben yine şiir okurdum,
Sen yoktun.
Sen korktun.
….kaçtın

 t.yazıcı
08.01...