21 Ocak 2015 Çarşamba

Bir Kadıköy İncisi; "Boklu Dere"



Zamanında çok enteresan bir düşünceye kapılmıştım. Tanrı’nın bir zamanlar İstanbul’da yaşadığını ve kimseye anlatamadığı bir derdi yüzünden büyük sıkıntılar çektiğini bu yüzden de cennet ve cehennemini bu şehre inşa ettiğini düşünmüştüm. Çünkü Tanrı olmak bunu gerektirirdi değil mi. O yalnızdı ve yalnız olmak zorundaydı. Bir adalet sağlayıcısı olmak için, önce tüm parçalarından kopmak lazım. Belki de Tanrı’nın bile laneti buydu; İstanbul..
            Tabi bu durum biraz yaşadıklarım ve gözlemlediklerimle de alakalı olabilir. Türlü türlü şeyler gördüm, yaşadım. 

İkibinaltı yılını genelde Kadıköy’de geçirdim. Fenerbahçe’liyim. Bu yüzden genelde bizim stadın o civardaydım. İşin fanatikliğinden  ziyade karaborsadan iyi para kazanıyordum. Birde seviyordum namussuz semti, her şeyi güzeldi. Burnunun dibinde koskoca denizin, az yukarısı ağaçlık, e kızları desen on numara; o yaşlarda biri için cennet sayılacak bir yerdi. En büyük makarayı da orada yaptık en büyük kavgaları da. Kadıköy’ü sevmemin en güzel nedenlerinden biri de boklu dere. Gerçi orada oturanlar “Boklu Dereye”  “Kurbağalı Dere” dese de, herkes bilir ki orası boklu deredir. Ve herkesin aksine benim düşüncem tam tersidir; Boklu Dere Kadıköy’e kesinlikle güzellik katar. Çünkü etrafımıza hatta kendi yaşantımıza baktığımızda üç doğru şeyi ard arda göremeyiz, var mıdır gören? Var mıdır benim hayatımda her şey tıkırında gidiyor diyen.. Varsa siktirsin gitsin. Yok lan şaka yaptım, durun.

Boklu Derenin samimiyeti bende hep özeldir. Bütün güzelliklerin ortasında insanların boku dolanır durur. Bir de kokar ki; ben böyle güzel resital bilmiyorum. Geceleri boklu derenin etrafı kalabalık olurdu, şaşırırdım ilk başlarda, sonradan anladım; kendimden yola çıkarak anladım. Bütün leş adamların mekânı haline gelmişti orası. Bok boku çekiyordu. Hayat bizleri doğurmamış, sıçmıştı. Bu yüzden herkes atasının mirasına sahip çıkıp, o bok kokusuna teslim ediyordu kendini. Özellikle yaz ayları çekilmez hal alıyordu. Bazen içimde ki tüm bokluğa rağmen ben bile zor duruyordum. Ama biliyordum ki bu da bir testti. Bir dayanıklılık testi. “Sen ne kadar boksun” testine sokuyordu insanları boklu dere. Bende tüm samimiyetimle diyordum, ben bir bokum; içim dışım her yerim bok. Kokuyorum ben.. Bir sessizlik çökerdi sonra. Nasıl yaptım ne zaman gittim anlayamaz, kendimi rıhtımın orada bulurdum. Güzel yüzünü gösterdiği zaman pek güzel oluyordu namussuz. Öyle güzel ki o vapurların sesi, martıların yalnızlık çığlıkları tam bir terapiydi; ruhsal masturbasyon..

 


Aylardan Mart’tı sanırım, yani yılın en boktan zamanı, ne yaz ne kış. Boklu derenin kokusunu ciğerimize sindirmiş Yoğurtçu Parkına atmıştık arkadaşlarla kendimizi. O zamanlar köpek öldüren şarabı marifetmiş gibi göstere göstere içiyoruz. Biraz da özentilik aslında. Kendimizi sokak çocuğu gibi göstermek, şarapçı gibi tanıtmak hoşumuza gidiyordu sanki, kafamızı sikeyim; şuan ki ülseri o zamanların köpek öldürenlerine borçluyum sanırım.
Neyse, şarabın kafası da pistir ha. Hele ki şarabı içtikten sonra bir bardak su iç; direk dağıtırsın, dünya dört döner. Gece 1 ile 2 arası bir şeydi sanırım. Önümüzden siyah ince çoraplı, diz üstü mini sayılabilecek kot etek giyen bir kız geçti yalpalıya yalpalıya. Öyle hüzünlü ağlıyordu ki, hepimiz birden bir bekleme salonu sessizliğine bürünüp kızın önümüzden geçişini izledik. Geçti, az ileride banka oturmaya çalıştı, oturamadı. Gelişi güzel yere bıraktı kendini, sağ omzunu banka yasladı. Gözümüz ondaydı hala. Alkol kafası değildi bu hatundaki, belli ki kuru bir şeyler çekmişti. Olduğumuz gruptan her kafadan bir ses çıkmaya başladı. Tabi öyle yanık sesle ağlıyordu ki yanımızdan geçerken, hepimizin ortak noktası aynıydı; “ulan kim bilir ne derdi var..”, yani ne kötü bir düşünce var aklımızda ne de bir şey. Ama aynı sürüde toplanan hayvanlar olarak illâ ki bir iki değişik damızlık çıkıyordu aramızda. Hüso vardı, adını bilmiyorum herkes Hüso der; kalktı ayağı, elektrik direğinin oraya işedi. “Beyler ben bu hatunu burada sikerim, beni tutmayın beni tutanıda sikerim” dedi.

                Hüso’dan korkardı herkes, Dayısı tribünde sözü geçen biriydi. Kıza doğru hamle yapmadan önce sesli düşündü. “Biri gelirse, ses edin kız arkadaşım der atarım başımdan baksanıza kız sızmış zaten. Hem, belli ki yollu yoksa bu saatte ne işi var burada değil mi?”
Soru kipini algılayanlar bir bir öne çıkmaya başladı sanki az önce kıza acıyan onlar değilmiş gibi. “Aynen Hüso ya, baksana yırtılmış çorabı da, kim bilir kimle yattı da parasını alamadı.” Biri çıktı, biraz daha merhabetliydi, “beyler burada olmaz, bir otele götürelim, Fenerbahçe’nin orada var tanıdık bir yer tek tek gireriz sorun çıkmaz.”
Gariptir, benim sesim çıkmadı. Öyle yayla kancığı gibi kaldırıma oturmuş olup biteni izliyordum. Orada yatırıp kıza girişseler ne yaparım hiç bilmiyordum. Yarım saat önce kıza acıyıp bakanlar, bir kişinin lafı sonrası hep bir ağızdan kusursuz sikiciler haline gelmişti. Baktım hareketlenecekler, yanımda o gün tanıştığım Fevzi diye bir arkadaş sıkıntılı bir sesle, “yav beyler” deyip ses tonunu yükseltti, tüm kafalar ona çevrildi, bir şeyler demeye çalıştı diyemedi, lafını ben tamamladım gayet sakin bir ses tonuyla. “hepimizin anası bacısı var olum yapmayın.” Bakın bunu öyle laf olsun diye attım he ortaya, sırf Fevzi’nin lafı yarım kalmasın diye. İşte o an, şehrin içinde ki cennet ve cehennemin tam ortasında kaldık, herkes artık bir karar vermek zorundaydı. İnsan olmanın verdiği en boktan durumun içine düştüler, çünkü söylediğim her kelime beyinlerinin içini kemirmeye başlamıştı. O kıza atacakları her adımda kendi yakınlarından birini görecekti, bunu istemeyerekte olsa sokmuştum akıllarına. Sonuçta kimse kendi anasını bacısını becermek istemez değil mi? 

                Herkes bir bir yere oturdu. Kalan şaraplarını bitirdi. En son, saat dörde filan geliyordu sanırım. Kalktık, eve yatmaya gidiyorduk. Kızın yanından geçmeyi yeğledik. Bankın köşesinde sızmıştı. Dudağının hemen yanında üç tane ben vardı, makyajı akmıştı. Her tırnağında farklı renk oje vardı. Hüso kıza doğru iki adım attı, dizlerini kırıp çöktü kıza doğru. Sağ yanağına iki kere yavaşça uyandırmak maksadıyla iki tokat attı. “Bacım” dedi, “İyi misin?”

51 yorum:

  1. Başlığı görünce koşa koşa geldim.. İlk 4 paragraf için geldim, yazıyorum.
    Benim evin, köyüm, canım, sokaklarına yandığım, çok aşktan öldüğüm memleketim Kadıköyüm, ölürüm o kokuya! Hala şu an penceremi açsam evime dolar o koku. O kadar dibindeyim deremin :) Çocukluğum Yoğurtçu Parkı, tutmadığım takımın evi ama olsun ailede herkes Fenerli, ben bir Galatasaray'lı.. Şu anda da sezon boyunca sinir oluyorum tabi tüm küfürler bizim evde söyleniyor sanki. :)
    Velhasıl, bu şehirin incisi benim gözümde Kadıköy.
    Herkes gelsin, bilsin bu köyü gibi bir şapşal duygum var.
    Seninde bilmene sevindim.
    O son şeeeyleri yazmayaydın daha neler anlatırdım.
    Neyse Telefondan bu kadar yazılıyor, haydi haydi sii yuu leytır :p

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoşgeldiiin
      Bende ilk üç, ortadan ikinci ve sondan üçüncü cümlene yorum yapıyorum; teşekkür ederiim.

      Sil
  2. merhaba sizi yeni keşfettim ve takibe aldım. bana da gelirseniz çok sevinirim. Tek erkek üyem siz olmayacaksınız:)) http://ciziyorumdikiyorum.blogspot.com.tr

    YanıtlaSil
  3. Kızın haline içim cız etti ve o kadar da bok adamlar değilmişsiniz.:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Görüntü kötüydü, hâlâ aklımdadır.
      Bak aklıma hangi şarkıyı getirdin :)

      "Bir yangın ormanından püskürmüş genç fidanlardı
      Güneşten ışık yontarlardı sert adamlardı
      Hoyrattı gülüşleri aydınlığı çalkalardı
      Gittiler akşam olmadan ortalık karardı.."

      Sil
  4. Ben bi Ankara'da var sanırdım boklu dere :)
    Keşke tüm insanlar "bacım iyi misin?" dese, diyebilse, dünya daha güzel bir yer olmaz mıydı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bende senden duyuyorum Ankara'da da boklu dere olduğunu :)
      demek ki şehirler birbirlerinden saklıyorlar bu hallerini
      kızım tüm dünya bacım iyi misin dese yeni nesiller nasıl yetişecek :p

      Sil
  5. Gözümde canlandı yine her şey. Bacı iyi değil bence, iyi olsa orada ne işi var. Neyse bir şarkı açıp çalışayım ben. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hangi şarkıyı açtığını niçün söylemiyorsunn

      Sil
  6. İyi ki sesin çıkmış. Ve, vicdan sahibi insanların çoğalmasını diliyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Vicdan diye bir şey kalmadı ki insanlarda..
      umarım diyelim.. umarım

      Sil
  7. Ankara'da bulunan moklu dereyi bizim başgan Venedik yapacak yaa!!!!!!sözü var :))))
    Bende peri gibi vicdan sahibi insanların artmasını diliyorum..Ağlayana dokunulmaz yaa :(((

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hahahha melih başgan dediyse yapar :D
      dokunulmaaaaaz. bir su içine, bir ağlayana
      kural.net

      Sil
  8. Gec okudum ama bekliyorum devamini

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ama devamı yok kiii
      sanırım kendimi anlatamadım.
      olaylardan sonra "bacım" çıkışı son noktaydı zaten.

      Sil
  9. kurbağalı dere yani senin tabirinle boklu dere benim istanbul'da en sevdiğim yer sanırım, pek gitmesem de. her şey çok değişken ve ben bu yüzden dışarı çıkmaya korkuyorum. öyle.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "carpe diem" i sabah akşam bir kere izledin mi birşeyciğin kalmaz :)

      Sil
  10. :( ...

    İstnabul'un keşmekeşini sevmem..
    Gürültüsünü sevmem..
    Acizliğini sevmem..

    Bir tek denizini severim..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel yerinden yakalamışsın, bırakma zaten..

      Sil
  11. o günün bilinmeyen boklu kahramanıydın demek, helal.anlatımın çok iyiydi ayrıca, iğrendim resmen, pis seni :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hahha bak onu iyi dedin he, benden olsa olsa boklu kahraman olur
      teşekkür ederimm :):)

      Sil
  12. Yanıtlar
    1. Bu sefer silmeyecem amina koyayim. Silsem de silmesem de yaziyon nasil olsa.
      Hatta bende yazayim;
      Ayıplı çamaşırlar, ikizlere takke, meme diklestirici, pipi büyutücü, otuzbesdakikadabosalmakistermisiniz, içlik, seksi içlikler

      Sil
    2. Hahah :D kafayı yemiş :P

      Sil
  13. Yanıtlar
    1. "Biliyorum sana giden yollar kapalı
      Oysa sende hicbir zaman sevmedin beni.."

      Sil
    2. bu da çok güzel gerçekten :D

      Sil
  14. İstanbul hakkında yazdıklarını okuyunca ben de öyle düşündüğümü farkettim. Cennet de cehennem de orda sanki. Hem büyülüyor hem korkutuyor. Senin tanrında senin gibi:)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. vouvv sonda bombayı patlatmışsın yalnız :d
      çarpılmam dimi :))

      Sil
  15. Kaç kişi kaldı ki böyle düşünen ve "Bacım iyi misin?" diyen!

    Dilinde küfürü, yüreğinde sevgisi bol Tolga'cım, harikaydı yine baştan aşağıya yazın.
    Bu arada günaydın asi çocuk :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yazıda kimse beni anlamadığına göre, demek ki bir boku anlatmayı becerememişim. Uzanıp kendi yanaklarımdan öpüyorum :d
      Orada ki "bacım" betimlemesi aslında insanlığın en boktan halinin bir göstergesii.
      nerem asi benim yahu, beni de anarşik sanıcaklar sonra :d

      Sil
    2. Yahu bu sefer yazıyı farklı anlamışım desene :)

      Sil
    3. Yok yok yanlış anlamamışım ki şimdi seninle konuşunca ikimizinde aslında aynı şeyden bahsettiğimizi anladım. Diğer yerde bahsettiğimi burada da yazmak istiyorum. Benim bahsettiğim gerçek anlamda bacım diyebilecek insan olabilse şu dünyada ve gerçekten şeylerini beyin yerine kullanmasalar ve yardıma ihtiyacı olandan faydalanmak yerine ciddi anlamda onu bacısı gibi görebilse ama kalmadı çünkü erkekler her geçen gün değişime uğruyor, otobüs metrobüs sokak fark etmiyor her yerde mutasyona uğramış erkeklerle karşılaşabiliyoruz. Kızı yaşındaki kıza gözümün önünde otobüste taciz eden 60 yaşında adam gördüm kız çığlığı bastı ve döndü adamın yüzünü bir tükürdü yazıklar olsun babam yaşındasın utan be utan dedi ama etrafındaki erkekler ancak seyretti ne vakit harekete geçtiler biliyor musun kadınlar sizin ananız bacınız yok mu deyince adamı tutup otobüsten attılar. Bacı denilince akan sular duruyor çünkü aklına aile geliyor ama nedense biri bu aile fikrini kafalarına kazıması gerekiyor.

      Sil
  16. Hemen hemen her şehirde bir boklu dere var herhalde ki benim şehir de bundan nasibini almış. Boklu kelimesini ağdalı bir kelime olan Büklü dere ile değiştirmişler. Ama neye yarar. Hala çoğu kişi Boklu der. Ne zaman baksam ürkerim. Sanki bir bunalımlık efkarın sonunu noktalamak için uygun bir mekan gibi. Dönüşü olmayan çirkef çalılıkların sarılı olduğu bir mekan.

    Herkes Bacım kelimesinde farklı bir anlam arıyor sanırım. Oysa anında yüz seksen derecelik açıyla olduğundan farklı bir anlamı da barındırır içinde. Bilemedim şimdi. Hiç de köpek öldüren de hiç içmedim ki. Kafası nasıldır hiç bilmem. Asi çocuk diyorlarmış sana. Yaz ki okuyalım Asi Çocuk. Hadi sağlıcakla ..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnsanız biz ya, kusurun en büyüğü zaten bizleriz, ırk olarak lanetliyiz, kimi neyden saklıyoruz sansürlüyoruz hiç anlayamıyorum.
      Burada ki gözlemlediğim olay da o zaten, o değişkenlik. İki dakika önce ben bunu çatır çutur sikerim diyen adamın zihnine "aile" diye tabir edebileceğimiz yakınlıktaki birini sokunca nasıl değişiyor, iş bu sefer nasıl mahremiyete bağlanıyor; bunun en güzel örneğiydi diye düşünüyorum..
      yahu bana bi hamiyet asi diyor, anarşik yaptı beni. oysa ben sıcağı sıcağına yirmiyedisine ilerleyen, ne etliye ne sütlüye karışmış, hayatı bir tren rayı gibi rutin ilerleyen bir insanım. cık cık cıkkkk
      :)
      hoşgeldin, her zaman beklerim

      Sil
  17. Alemsin ya, 'Bütün güzelliklerin ortasında insanların boku dolanır durur.' ne ya?! :D Süper! Ha bu arada, benim hayatımda herşey tıkırında abi. Bööö... :P :)
    Sevgiler efenüüüm... ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. e yalan mıı :)
      çok teşekkür ederim. hem yorumun hem gitmediğin için :p

      Sil
  18. o durumda olan bir kıza ilk akla gelen şekilde yaklaşılmaması iyi olmuş..
    sonuçta erkeklerin hafızasında ilk beliren yaklaşım öyle oluyor ne yazık ki,
    ve bunu geniş bir şekilde düşündüklerinde yani kendi yakınlarından biri olma ihtimalini düşünmek bir geri adıma dönüşüyor..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çoğu zaman beynimizin yerini şaşırıp belimizden aşağısıyla düşünmesek her şey hallolacak aslında..

      Sil
  19. 57 yaşına girdim ocakta. 17 yaşımdayken duruyordu ve kokuyordu. Hala Kurbağalı Dere duruyor mu? Ve hala kokuyor mu?:)))) önce onu merak ettim çünkü 96'da terkettim İstanbul'u. Hala kokuyorsa yahu arkadaş bunca yıldır kaç hükümet, kaç belediye başkanı bir dereyi insan temizleyemez mi????

    Neyse şimdi sinir olmayayım...
    Kızcağızın son anda sayenizde kurtulmasına çok sevindim, yazık Allah kurtarsın böylelerini, herkes ana karnında masum doğuyor, kim bilir neler başına geldi ki, o hallere düştü :( sadece kız değil erkekler için de bu dediğim....:( ben hep derim ki, bir ülkenin hali vatandaşlarından anlaşılır...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hâlâ duruyor o namussuz dere :)
      hâlâ birilerinin hikayesinde kendisine yer buluyor. kim bilir hangi bilinmez hikâyelerin gizli öznesi oldu dimi :)
      zaten türkiye'de bizzat boklu deredir. hemde en arıtılmamışından
      hoşgeldiniz efenim..

      Sil
  20. Sayende Istanbul'u dinliyorum gözlerim kapali :)
    Ha bir de "konusmamiz gereken bir konu var" :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gözlerini aç arada yahuu, bi etrafına bak
      hııı konuşaım tabii :p

      Sil
  21. Bel altı düşünmek yada düşünmemek iste tüm mesele bu.

    hani o baciniz olaydı durumu var ya oraya gelemedik leri icin en.aen.azindan benim için onun bunun çocuğu olanlar var.
    Ya valla kuruldum erkeklere, sikicem desem yapamam. Siktir ederim bende.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. koyamadığın yerlerde dürt, ben senin yerine koyarım ayıp ettin

      Sil