31 Temmuz 2015 Cuma

Hep sonradan, sonradan..



İnsan doğasında ruhla bedenin çatışması kadar boktan bir şey yoktur. Bu ikisinin farkında olanlar anlarlar ne demek istediğimi. Yıllardır bunun mücadelesini veriyorum. Çok, hem de çok uzun süredir çatışıyorum kendimle. Bunun için ne bir sebep aradım, ne de bu durumu çözmeye kalkıştım. Aslında olay çok ince bir ayrıntıda gizliydi. Çok açık ve net. Sebebini aradığım şeydi zaten içinde bulunduğum bu buhran. Bunun farkında olmakta çok boktan.
Hayatım boyunca hep kaybettim ben. Bir süre sonra kabullenmeye başladım bunu. Kaybetmek yitirmek değil, somut bir şeylerle karşılaştırmayın. Bu bir oluşum, bir kavram. İnsanın tüm sinir sisteminde hissettiği, diş ağrısı, kabızlık gibi bir zehir bu. Baş edemiyorsun. Baş etmek istiyorsun ama edemiyorsun. Baş ettiğini anladığın zaman baş etmemeliyim diye diretiyorsun. Çünkü busun sen, kaybetmek senin doğanda var. Başka türlüsünü görmemişsin ki bunun için mücadele veresin.
İki çeşit insan tanıdım hayatımda.
Birincisi benim hayat hikayemi bilmediği için beni yargılayanlar:
Çok basittir bir şey hakkında bir hükme varabilmek. Ağız, dil, duygu, düşünce.. adına ne derseniz. O kadar sürrealitis ki o kadar düşünmeden konuşmaya alışmışız ki beynimize zorla sokturulan o kelime topluluğunu o kadar çabuk cümle halinde tüketir olmuşuz ki. Karşımızdaki kişinin üzerine nasıl bunları kustuğumuzu göremiyoruz.

Birinci kesitin hakkımdaki teorilerine bir göz atalım;
a-) Bu kadar nasıl kuralsız olabiliyorsun
b-) Ohaa, milletin ortasında sessiz konuşsana; ne kadar da rahatsın
c-) Amaan, hayat sana güzel.
d-) Hep böyle neşelendirmeyi sever misin.
e-) Gözlerin çok dalıyor, yine hangi hatunu düşünüyorsun acaba (komiklikler gülmeler filan..)

Bazılarımızın sırf hobi olarak insan yargılıyor, bundan artık eminim. Anlayabiliyorum aslında onları da, başka ne yapsınlar ki hayatı bir şekilde renklendirmek lazım. Mesela bugün bana söylenen; sen benim çektiklerimin en fazlaaaaaa(burada düşünüyor) üçte birini çekmişsindir. Gülümsüyorum o ara, gülümsediğimi görünce yine “tabi yiaa hayat sana güzel..”
Hayatımla ilgili gerçekleri herkesle paylaşmam, bu yüzden beni yargılamalarına da bir şey demiyorum aslında. Aslında işin tuhaf tarafı hoşuma da gidiyor. Hele ki bazen bir şeyler anlattığım oluyor gerçekliğimle ilgili, o zaman üstteki şıklar birden değişiyor;

a-) E tabi, sende haklısın böyle hayat ancak böyle gamsızlıkla arındılabilir. Tamam yaa, olmuş bitmiş
b-) Ben senin yerinde olsam daha beterini yapardım. Boşversenee, kim ne düşünürse düşünsün
c-) Deme öyle ya, gez toz yaşa; daha yaşın kaç ki
d-) Palyaçonun hikayesini biliiin mi?
e-) Bak işte böyle yapınca kötü düşünüyorsun, başka bir şeyle oyala kendini

“Beni terk edenlerin hepsi kapı oldu. Çünkü sırtlarını bile görmeye vaktim olmadı. Kapıyı çekip çıktılar ve ben daha ne olduğunu anlayamadan kapıya dönüştüler.”
 
Pişmanlık duymamak için yaşadığım şeyleri yargılamam. Böylesi daha kolay gelir olumsuzlukları sindirmek için. Çoğu zaman karşımdaki insanı üzmeyeyim diye günlerce hatta, aylarca üzüldüğüm oldu. Ben kötü olurum benim yüzümden biri üzüldü mü, ah etti mi. Bu iyi niyetim yüzümden hep kaybettim. Ama hep. Hep ulan, hep hep hep hep!
Ne yapayım, bu da benim en kırılgan yanım. Ya da zaafım. Bunu çok kullandılar. Sırf onlara istedikleri şeyi söylemedim, dürüst oldum diye bu iyi niyetimi hep kullandılar. Beni kötü bildiler, giden ben oldum. Ben artık çok yoruldum. İnanın ki. Kadın milletinin bu salak, gerzek huyundan sıtkım sıyrıldı.

“ee şimdi biz neyiz?”
biliyorsunuz dimi bu soruyu. Biliyorsanız da biliyorum demeyin. Varsa bir makine gidip o soru kipini lugatınızdan atın.
Çünkü çok iyi biliyorsunuz kadınlık kimliğinizi kullanarak işin içinden sıyrılmayı. Tabi ya, ne kadar basit değil mi. Erkek değil miyiz, hepimiz aynıyız. Sikimiz taşağımız var, aklımız da orada. Ama hayır, seviştiysek evlenmek zorundayız. Seviştiysek, anında hemen hamile kalıp çocuğumu doğurmalısın. Aaa hanımefendi anne olmaya hazır değilmiş. Kaç kişiyle sevişmişim. Onunla niye sevişmişim. O herkes miymiş. Herkes kimmiş. Ben kimmişim. Beni niye siktin. Beni niye şimdiye kadar kimse sikmedi. Ben kimi siktim.
Her şeyin.. her şeyin.. ama her şeyin arasına giriyor o üç harfli. Bu benim hiçbirimizin suçu değil. Dürüstlük bir suçsa haydi şimdi sallandırın beni. Aşkı meşki dipfirize atmadım ben, üzerine iki toprak attım. Birini üzmek istemeyin ama karşınızdaki kişiyi üzmeyeyim diye kendinizi üzmeyin. Ne oluyor biliyor musunuz? Dünyadaki en boktan, en piç, en hiç, en sıradan bir o kadar orospu çocuğu az biraz pezevenk üzerine biraz gevşek hadi az kararında da duygusuz oluyorsunuz.
İnsanları tanımadan onları yargılamaktan vazgeçin artık.
Hem gözleri uzaklara dalan birinin yakında olmayan bir hikayshauhua
şaka şaka o geyiğe girer miyim :))
Oh be!
rahatladım…


27 yorum:

  1. :) nedense insanlar hayat sillesi yemek konusunda bi sidik yarışına giriyo. Ben bi varil su içsem var ya ne işerimm :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hakket öyle be cancan
      ne nalet bi durum. sadece sille olayı da değil. her şeyde mukayeseler mukayeseler..
      vallah bıktım
      :)

      Sil
  2. Kusmuşsun:)))) İyi gelmiştir:))) Sevgiler....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hemde nasıl iyi geldi biliyo musun (:
      sevgiler benden

      Sil
  3. arada bir insan böyle oluyor işte , lazım ama ,ayrıca haklılık payın yüksek ...

    YanıtlaSil
  4. Usta yazının başını okurken dedim ki; Aha lan aynı beni anlatıyor. Öyle bir kaybetme alışkanlığı ki, karşıdan karşıya geçerken tam yolun ortasına geliyorsun, yayaya yeşil yanan ışık bir anda kırmızıya dönüyor, bütün arabalar bir anda yürüyor mal gibi yolun ortasında kalıyorsun. Öyle bir şey. Hayatta çok çok basit görünen şeyler bile hayatında bir zorluk yaşatmadan gerçekleşmiyor. Bazen o zorluğu yaşatarak bile gerçekleşmiyor.

    Sonra yazının sonlarına doğru geldim konu aşka meşke bağlanmış. O konuda zaten biliyorsun bahtsızlık abidesiyim, yani doğal olarak yine "aha lan beni anlatıyor" dedim. En basitinden; http://omnv.blogspot.com.tr/2015/06/eger-evlenirsek-beni-cok-mutlu.html (Reklamımı yapmış gibi oldum ama kusura bakma artık. :D)

    Yani özetle, sen kendini anlatmak istemişsin ama beni anlatmışsın aslında. Ya da hepimizin hayatı ve duyguları birbirine çok benzediği için, birbirimizi hiç tanımadığımız halde, bir şekilde bu platformda bir araya geliyoruz.

    Eline sağlık, iyi geceler. :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. kaybedenler kulübüyüz dostum, biliriz birbirimizi :)
      eksile eksile dibe çöktük..
      demire vurur yine kalkarız, elbet düzelir bu devran
      eyvallah :)

      Sil
  5. Bu konuda cinsiyet ayırmadan ufak bir eleştiride bulunacağım; hemcinslerim o üç harfli kelimeyi çok kullanarak erkeklerin ne kadar öküz olduğundan bahsederken sinirleniyorum. "E gidip gidip öylelerini bulma o zaman!" Diyorum.
    Aynı şey erkekler için de geçerli bence. Gidip gidip gerzek Kadınları bulmayın, seçiminizi değiştirin. Bu dünyada akıllı, nazik ve sevecen kadınlar da var efenim; bilginize rica ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. alis, biliyor musun insanlar(cinsiyet ayırmıyorum) duymak istedikleri şeyi dedirtmeye çalışıyor karşısındaki insana..
      bu bencillikten çok çok daha öte bir şey durumda, başka türlü bir şey..
      çok güzel kadınlar girdi hayatıma, bunu inkâr edemem.. lâkin, yazan kafası diye bir şey var. her yerde bir maria puder arıyoruz:)

      Sil
  6. Kendimden o kadar şey buldum ki yazında, ruhen yani..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ruhen kisminda biraz gülümsedim :))
      hep derim, kaybetmenin cinsi cibiliyeti yok..

      Sil
    2. Evet aslında şu an ben de öyle düşünüyorum. Düzeltiyorum.
      Kendimden çok şey buldum, fazla ve gereksiz lafa gerek yok :))

      Sil
  7. Merhaba ,
    Mimledim sizi ..:)
    http://grilady.blogspot.com.tr/2015/07/sacmamacsz-mimi-dikkat-yuksek-dozda.html

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. mim olayını çok uzun süredir yapmıyorum ama hemen bakıyorum :)

      Sil
  8. Bu arada sağlam yazı olsum , tebrik ederim...

    YanıtlaSil
  9. Bu yazını okurken kocaman bir iç çektim...yorgunum çok..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bir iç çekmesi de benden o zaman..
      yorgunluğumu hatırlattın bana
      bazen düşünmemek gerek can..

      Sil
  10. insan sarrafı olmuşsun :)
    daima yargılayıcı yaklaşımla yaklaşmaya çalışan insanları sevemiyorum..

    YanıtlaSil
  11. "Birini üzmek istemeyin ama karşınızdaki kişiyi üzmeyeyim diye kendinizi üzmeyin. Ne oluyor biliyor musunuz? Dünyadaki en boktan, en piç, en hiç, en sıradan bir o kadar orospu çocuğu az biraz pezevenk üzerine biraz gevşek hadi az kararında da duygusuz oluyorsunuz."

    Dosto'nun bir sözü var, "herşeyi anlamak bir hastalıktır" diyor
    bence ruh sağlığına dikkat et
    sen sıyırmışsın :-)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hahha alttaki dosto'nun sözünü benim olası kitapta yazdım biliyor musun
      aa tuhaf oldum :p
      kiiim, ben miiii?
      :)

      Sil
  12. "ee şimdi biz neyiz?" diyen kadın da ne bileyim, biraz gerizekalı geliyor bana.

    YanıtlaSil