4 Temmuz 2015 Cumartesi

Bir Raporlunun Gizli Defteri (2) - Dosto'nun Sakalının Kılıyım -



Resim Özlem Yılmaz'a aittir.


Önümdeki dergi bana ben ona bakıyorum. Bir şeye başlamak için herhangi bir işaret bekledim hep, yine onu beklediğim için mi bu yazıya böyle giriyorum bilmiyorum. Tek bildiğin Starbaksta “çay ti latte” diye bir meretin güzel olduğu. Son zamanlarda dikkatimi çeken bir durum var, meydanlarda yahut herhangi bir kalabalık yerde insanlara doğru değil de onlara sırtımı çeviriyorum. Bunun bir çeşit kaçış olduğunu düşündüm az önce. Ondan sonra tam zıttını. Yani işin ruhsal kaçıştan çok bir fiziksel çöküş olduğu kanaatindeyim. Çok fazla dikkat çekiyorum gibi geliyor, arkamdan geçip gittikleri için ne düşündüklerini de anlayamıyorum. Değişik bir haz bu. Vücuduma bıraktıkları rüzgar etkiliyor. Ne tuhaf, değişik karakterli insanların rüzgarı aynı vuruyor sağıma soluma. İş insan olmaktan çıktıktan sonra mı değişiyor?

Bana mı soruyorsun bunu?
Hobaa, sen nereden çıktın. Karşıma bu şekil oturman imkansız, masanın çekilmesi lazım senin oraya çıkabilmen için, kimsin?

Zamanında benden bir alıntı yapmıştın. Gelecekteki kitabının 216. Sayfasına denk geliyor, aç bak.
Şuan açamam, evde bütün dosyalarım.

Elindeki zımbırtıyı ne diye kullanıyorsun o zaman? Nedir onun adı?
Elimdeki zımbırtının adı tablet. Dışarıda olduğum zamanlarda yazmak için kullanıyorum bunu. Ayrıca korktuğumu sanma. Sadece merak ettim o alıntımı.

“her şeyi fazlasıyla anlamak bir hastalıktır…” hatırladın mı şimdi?
hahah ha siktir! Dostoyevski’den bu, yer altından notlar. O sen misin?

Tam olarak değil. Sadece gözleriyim ben. Diğer organlarım yaptığın diğer alıntıların sahibi.
Şuan rüyada mıyım? Ya da halüsinasyon mu görüyorum? Bari onu söyle de rahatlayayım. Sanırım şimdi korkmaya başladım.

Korkma, daha önceleri bu hepimizin başına geldi. Tabi benim durum hepsinden karışık. Ben Sokrates’i Platon’u filan gördüm, bir ara Zeus filan bile göründü bana biliyor musun?
Hadi ya, çok havalıymış Dosto, ya da adın her neyse; hakket adın ne senin?


Burada ki herkesin ismi aynı, yani aynı derken ben Dostoyevski, Oğuz aynı Oğuz Atay. Biz senin alıntılarınız, karşında gördüğün vücut baktığın zaman hepimizin bir parçası ama sadece parçası, bu bedenin bir adı yok. Unutmadan söyleyeyim; “Yalnızlık, edebiyatın tanrılarına, yani yazarlara mahsustur. Ve bir yazar yalnızken, diğer yalnızlardan daha mutludur.” Yeni nesil bir yazarın alıntısıdır bu, iyi belle bunu
Deliriyorum, vallahi de billahi de deliriyorum… Ne yani bütün sevdiğim yazarlar (ölü yazarlar diye çıkıştı) karşımda benimle mi konuşuyor? Bunları şimdi yazıyorum ama kimse bana inanmayacak ki? Zeus’la , Platon, Sokrates; yahu Tanrı’larla konuşmuşsun sen Tanrı’lar ne düşünüyor hakkımızda?

Üzgünüm ama Tanrıların sikinde bile değiliz. Ayrıca delirmiyorsun, sadece olayı gerçeklik kavramı dediğimiz olayın koynuna atıyorsun. Şimdilik sadece ben konuşacağım ama sana tolstoy’un, bodin’in selamı var. Ha unutmadan bizim John Locke sana biraz kırgın, şuan karşında gördüğün benim sırt kısmı o’na ait, yüzleşmek istemedi seninle. Olum sen git sınava çalışma, sonra adama söv, yakışmıyor sana; bazen biz ölüler bile anlayamıyoruz seni.
Beni kimse anlayamıyor ki Dosto… Anlayamıyorum, çözemiyorum kendimi. Yahu uğraşsam anlaşılmamak için bu kadar olamaz. Neye / kime bu tavrım ya da niye böyleyim hiç bilmiyorum. İçimde bitmek bilmeyen bir kaçış var, işin en boktan yanı da nereye kaçtığımı yahut kimden kaçtığımı bilmiyorum. Sonunu bilmediğim bir yola koşuyorum / kaçıyorum / sığınıyorum. Erken mi pes ediyorum ne dersin? Neyse…
Beni soranlara da selamlarımı ilet. Madem karşımda canlanıverdin, çokça selam söyle herkese, ama en çok biriyle karşılaşmak istiyorum. Oğuz abiyle konuşmak için ne yapabilirim?

Normalde sadece ben konuşacaktım ama neyse…Kahvenden bir yudum al, aklına gelecektir.
“Fakat albayım, adresimi bilmeden nasıl bulup anlayacaklar?Sorarım size, nasıl kim bilecek benim insanlardan kaçtığımı?”

Beni mi arıyorsun evlat?
Oğuz ağabey? Sensin dimi… Abim bana kızmıyorsun inşallah. Allah belamı versin ki kaçıyorum yalnızlıktan. Hem hatırlar mısın, Tehlikeli Oyunlar da bir ara evde yalnız kalmıştın, tam intihardan önce. O anı o kadar çok yaşıyorum ki eminim beni görüyorsundur, nedir bu? Bir açıklaması var mı bunun. “Kelimeler, bazı anlamlara gelmiyor” demiştin sen. Gelmiyor abi, Allah belamı versin ki anlamsızlaşıyor her şey. Yirmi yedi yıllık kelime hazinem beni boğuyor, kayboluyorum artık; eksiliyorum.

Olum sussana henüz okumayanlar varsa sana küfrederler. Bu konu hassastır, üzgünüm ama ilacın bende değil evlat. Ayrıca o benim karakterimdi, lütfen kendine çeki düzen ver. Kendin ile yazdığın karakter arasında sıkışıp kalırsan seni kimse kurtaramaz.
Ağabey kızma ama henüz senin kitabı okumamış olanlar varsa zaten en büyük ayıbı onlar etmişler. Bana bir çözüm bul Oğuz abi, nasıl sıyrılacağım bu işten. Sende görüyorsundur insanlardan kaçmaktan yoruldum. Bir çözüm bul! Bodin’e sardırdım bir ara, sonra bir baktım tepelerde bir yerdeyim, bir ara o kadar çıktım ki kendi egemenliğimin içinde kayboldum. Bir özerk ülke yarattım ruhuma, orada tek başıma iktidar oldum. Olmadı abi, ben olamadım… Ben..Ben..Ben! Kimim ben? Düşünüyorum. Ben bir şeyler / birilerini yazmışsam; birileri de beni yazmış olmalı. Düzeltebiliriz ağabey, yazgımı düzeltebiliriz elbirliğiyle.

Sıkma canını evlat, her yazar böyle süreçlerden geçer. Ben yazar filan değilim deme ağzının ortasına vururum bir tane. Bak evlat, baktınki baş edemeyeceğin şekilde sıkıyor bu durum seni. Sende az önce Dosto’nun örnekte verdiği gibi yalnızlıktan beslen. Sen farkında değilsin belki ama yalnızlığı sende bizim kadar seviyorsun. İnsanlardan kaçmak bir başkaldırı aslında, bir öfke, bir isyan! Sen bunu kalemine dökmelisin, korkma delirmiyorsun çünkü zaten delisin. Bunları düşünüyor olmak, karşında beni görüyor olman bunun bir kanıtı; normal insanların başına böyle şeyler gelmez. Ama bunu çok iyi değerlendir, bu bir yetenekse eğer körelmemelisin. Yaz Tolga, durmadan yaz..yaz..yaz..yaz..  gittim ben.
Yahu bir şey soracağım, karşımda bir erkek silüeti var, affınıza sığınarak bir şey sormak istiyorum. Her organı biri oluşturuyorsa, bu insanın siki kime ait?

Hhahhaha işte busun Tolga! İddia’yı ben kazandım, alayım beyler paraları. Sana göründükten sonra bir bahse girdik ve penisin kime ait olacağını soracağın zamanı bekledik, yaşasın; haklıydım.
Yav bir mahçup oldum şimdi diğerlerine, keşke söylemeseydim; kazanan bir kişi ama onlarca alıntısını yaptığım yazar kaybetti, kendimi affettirmek için bu sorumu geriye alıyorum.

Üzgünüm dostum, sorunun cevabı; Descartes. Okuduysan kendisini bilirsin, hızlı adamdı; her konuda(burada gülüşmeler)
Peki şimdi kiminle görüşüyorum?

Dosto ben, gitme vakti evlat. Bu yazdıklarını da dert etme. Yazar kısmının en büyük avantajı budur; ne kadar delirirsen delir suçu bir karakterine atıp işin içinden sıyrılabilirsin. Ha unutmadan, farkında değilsin ama bugün senin doğum günün. İkibindokuzdan beri kutlamadığını biliyorum. Böyle yapma olur mu? Bak “Ev Sahibesi” var ya benim kitap, onda da senin gibi birinden esinlenmiştim aslında, şöyle bir cümlem var, bu cümleyi okuduğunda altını çizdiğini biliyorum o yüzden derinleştirmeyeceğim, sadece anlamaya çalış. Geride bıraktıklarını değil ileriyi düşün. Biraz rahatla be oğlum. Bizi bir daha göremeyeceksin. Böyle bir yazı yazıyorsun diye göründük sana, bizi yazmakta da çekinme, dediğim gibi kimse senin deli olduğunu düşünmeyecek, sadece bir önceki yazının devamını getiriyorsun zannedecekler. Ha cümleyi unuttum;
Kederin yükü ağır ama bu, zayıf yüreklere göre değildir. Felaket sağlam yüreklere dadanır, sinsi sinsi kan ağlatır, ortaya çıkmaktan çekinir...
Git.. gitme..gitmeyin

Az önce karşımda biri oturuyordu, buna yemin edebilirim. Neyse, sanırım iki saatir tutmaktan oluyor bu, gidip işiyeyim de rahatlayayım.
devam edecek

29 yorum:

  1. Üzgünüm sayın yazar ama siz bir delisiniz. Ben hangi mi alıntıyım, tabii ki söylemeyeceğim. Lâkin olmuşsunuz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ımmmm
      bir maria puder asilliği seziyorum.
      üzgünüm bayan, raif öleli çok oldu

      Sil
  2. daha ne kadar ilerleyebilir diye düşünüyordum, yanılmışım.
    siz bayım; yazınız. bilakis yazınız, velev ki hep yazınız.
    iyi yaşlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bir tutan da olmalı ama değil mi
      tutar mısın çok gidersem?
      teşekkür ederim

      Sil
  3. ;) Dosto'nun sakalının kılıyım :))))) ilahiii çok tatlısın

    YanıtlaSil
  4. En güzel yazılarından biri desem biraz haksızlık etmiş olacağım ama göze alıyorum. Sen o delinin elini bıraksan ne kadar yaşanmaz bir insan olurdun farkında mısın? Tabi ki farkındasın. Sen her an, her şeyin, her durumun farkındasın. Seni şaşırtmak, üzmek, sevindirmek, kırmak, öldürmek imkansız. Sen ki ruhu kabuğuna kaçmış bir kaplumbağasın. Bırak gelsinler, hoş gelmişler. Alamazlar yalnızlığını korkma.

    Seni doğum gününde hayale çalanlar utansın. Amerikan Bağımsızlık Günü kutlu olsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. oha kızım böyle birden de yazılmaz ki bu, insan alıştıra alıştıra yazar; o bahsettiğin kabuğuma girdim, utandım lâkin teşekkür ederim çok mutlu oldum.
      bu saydığın şeylerden sonra birkez daha sordum ama kendime
      hissizleşiyoruz sanki ha?
      yaşasın amerikan emperyalizmi :p

      Sil
  5. Ama ben bu yazını bir ayrı sevdim. Dialoglar arasında gezinirken .. Lanet olsun bu işi iyi beceriyorsun diyorum üslubuma en uymayan tarzından :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. eheh çok teşekkür ederim
      hangi tarafı uymuyor onu de hele. bi kaportacıya sokayım da baktırayım belki düzelir :)

      Sil
  6. https://www.youtube.com/watch?v=jilyLyGOINk&index=5&list=PLIPNuVwU4q9OI0C__-V-YYZFqy987chn0 nacizane bizden de size gelsin diyoruz. Biz kimse artık ..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. tabi neşet ertaşla, orhan - ferdi - müslüm babayla büyüyünce, ahmet kaya şarkılarıyla devrimci sloganlar atıp tozu dumana katınca böyle yabancı şarkılar bir tuhaf geliyor(du).
      müziğin evrensilliği diye boşa demiyorlar, çok hoşuma gitti o liste
      açıp açıp dinliyorum, teşekkür ederim:)

      Sil
  7. "korkma delirmiyorsun çünkü zaten delisin.."
    duvar gibi çarptı bu. ters köşeye atılan golleri hep sevdim
    deliriyor muyuz?

    YanıtlaSil
  8. yorum yazmaya çekindiğim biloklardan birisi oldun Tolgaaaa...Vallaha başlıktan tırstım ..Bi de çay var mı çay?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. aaa niye çekinir oldun ki aybalam
      olmaz mı yaa
      hemde en demlisinden. gel hele

      Sil
  9. İçsel diyaloglar şahane olmuş! :D

    YanıtlaSil
  10. Deli degilsin ama insanlarin seni boyle degerlendirmesi hosuna gidiyor. İcinde olmak istedigin kaliptasin suan ve cikmamak icin elinden geleni yapiyorsun. Arada ruhu ozgur birakmali.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 'Kara Kedi Hüseyin' diye bir karakterim var kitap taslağımda, olur da çıkarsa ve okursan bu yorumun aklina gelsin.
      Hüseyin deli taklidi yapan bir deliydi. Üzerine doğru esen rüzgardan kacmak yerine ruzgara bir nefeste kendi verdi. Bazilarımiz böyleyiz, beceriksizliğimiz görukmesin diye kendimizi bir fanusun içine hapsederiz..
      Tabi oraya gir - çık bir sure sonra aşınır / nasirlasir her sey
      bende ki ruh da o misal.. Artık kalıplasti, put gibi icimde duruyor.. Ve bu amına kodugumun vucudu da o puta deli gibi tapıyor..

      Sil
    2. Belki de nasirlastigindan o kaliplari asamadin, gerci seni sen yapan da bu.. Sadece ufak bi onerim olacak, cok dusunme fazlasi bunyeye zarar :)

      Sil
  11. yazarlar, kitap karakterleri ve delirmeler üzerine güzel bir gezinti olmuş :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. teşekkür ederiim
      güzeldi güzel :)

      Sil
  12. Dosto kafaymış sahiden :D Senin kitabın ne oldu, ne zaman okuyacaz? :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. alta gitmiş yorum, olsun :))
      ha bu arada "Parçalanmış Gülüşler" hikayesini eminim ki çok beğeneceksin, tam senlik oldu :p

      Sil
    2. Hehe, öyledir :D Senin bütün hikayelerini beğeniyorum ben işte biraz bazen çok şaapmasan :D
      Beğenirim tabi canım, sen yaz kitabın da hayırlısıyla çıksın inşallah. Merak ediyorum :)

      Sil
  13. Tanrı zar atmıyor hakikaten :)
    o işte kendi cahilliğimden yaklaşık bir sekiz ay kaybettim. biraz bilinçlenip bir şeyler yaptım; bakalım cevap bekliyorum
    çoğu yer para istediği için bu kadar uzadı, lahnet olsun ki param yok :p

    YanıtlaSil
  14. Bu serinin de wattpad'e gecmesi dilegim ile can. Delisiniz. Yalnizligi seninle sevmeye basladim ben ;)

    YanıtlaSil