1 Kasım 2014 Cumartesi

Kasımda at başkadır..





Aylardan yine Kasım..
Aşk naralarınızı duyar gibiyim. Aylara / Mevsimlere o kadar büyük sorumluluklar yüklüyoruz ki onlar da siz misiniz bana bunu yakıştıran deyip ayırıp duruyor sevgimizi.
Ömer diyordu ya Duru’ya Yeditepe İstanbul’da ; “Sevgimizi göstermesini bilmiyoruz biz , bu yüzden yaralayıp duruyoruz kendimizi..”
Aynen öyle. Sanırım artık acı çekmek için bile mevsimleri bekler olduk. Haziran ile Ağustos arası aşk acılarını bir kenara bırakıp Eylül’le birlikte su yüzüne çıkarıyoruz.

Ama ekim’de bir bokluk var , böyle saçma çakal bir ay.
“Olursa ekime olmasa sikime kadar” lafından yola çıkarak diyorum ki Ekim ayı erteleme ayı. Olursa olur , olmazsa da umrum dışı hesabı. O yüzden sanırım Ekim’de başlayan bir hikayemiz yok hiçbirimizin. Çünkü ne Bahar’dır ne kış. Ne boran vardır ne sıcak. Öyle arafta bir ay.

Kasım dedik dimi..
Kasım anıları başkadır. Merttir , doğrudur.
Kasım ayı sert geçer. Çoğu zaman kırar geçer.


Bir anekdot;
Küçükken hepimizin arada bir hayvan sevgisi pörtlerdi değil mi. Kimimiz evde kedi beslemek ister kimimiz köpek / kuş filan. Benim hep bir at besleme hayalim vardı , tabi ki evde değil.
Atari kasetleri satan Bahattin amcanın oğlu Nedim abi vardı , bir atı vardı. Arada sokak sokak dolanır araba keşvi yapar , eğer varsa bmw veya süslü armalar filan bize yerini söylerdi , bizde gidip çalardık. Bunun karşılığında atı sevmemize izin verirdi.Hırsızlığa böyle başladım , önce bir at için daha sonra yaşamak için..
Neyse. Bir gün yine çağırdı acele acele ;
“ulan yarağım nerede kaldınız!”  dedi. Başlarda bize yakıştırdığı sıfata pek kızsak da daha sonra yaptığı açıklama bizi biraz yumuşatmıştı.
“olum sevildiğinizi bilin lan size en değer verdiğim yerin adını veriyorum..”
Düşündüğüm de biraz da olsa mantıklı gelmişti ve Nedim abinin de aslında hakikatli bir kalbi olduğunu düşünmüştüm. Ağzım iyi laf yapardı o zamanlarda. Bana açılmak istediği kızı söylemesi yeterliydi . Ben doğaçlama olarak bir şeyler uydurup sanki o söyletmiş gibi kızlara söylerdim.  Benim sayemde çok hatun yaptı zamanında pezevenk.

Daha onüç yaşında bir şairane hırsız.. Kulağa ne hoş geliyor değil mi.
Ondan da çok şeyini çaldılar aslında. Benliğini , sevdiğini , geçmişini..
Geçmişi olmayan adam hüzün saçar etrafa. Hüzün içer , hüzün işer.
“Çıkmaz ayın son çarşambası”yım ben. Bir o kadar dillerde , bir o kadar yok , bir o kadar yalnız. Oysa ki ne çok beklemiştim birinin gelip bulmasını , birinin gelip çıkarmasını bu kör kuyudan. Şimdiye kadar bana ne biçtilerse ben o sıfat oldum. Kimi zaman belden aşağı , kimi zaman sol memede , kimi zaman bir hayalde , bir otobüste , trende , bir gökyüzüde.
Bazen bir kuşun sıçtığı bok , bazen gözden akan bir gramlık tuzlu yaş.
Ama oldum..Yalnız oldum.. O kadar sıfattın üzerime yapışmasına izin vermeyip , hepsinden sıyrıldım.Yalnızlık mertebesine ulaştım. Rivayete göre yalnızlık mertebine ulaşanların yeri cennetlikmiş.
Hissediyorum yalancı hurilerin yüzüme üfürdükleri nefesi cennet kapısında. Uyuşuyor bedenim , burası çok soğuk. Bir tane cibilliyetini siktiğimin biri çıkıyor uzaktan. Sesini duyabiliyorum , etrafım karanlık göremiyorum. Cennetin kapısındayım görüyorum. Elinde bir mızrak var korkuyorum. Bunu ne yapacaksın diyorum.Götüne sokucam cevabını alıyorum. Etraf çok karanlık , korkuyorum. Oysa korkmak bana yasak . Ben çıkmaz ayın son çarşambasıyım , ben virgülüm , ben iki noktayım.. Benim sonum olamaz.


Boğuluyorum..
O kadar damızlık harf var ki kafamda , hepsinin tecavüzüne uğruyorum.Ulaşacaklar diye çok korkuyorum oraya.Tam köşeme , sol köşeme..
Oraya gelmesinler diye çok bedel ödedim. Çok günaha girdim..
Hayır hayır şimdi olamaz. Yine tekrarlayamam bu sonu.
Git deme bana gidemem! Aylardan Kasım , hüznümü terk edemem! İşedim yok oldular , ama koklarım. Her şeyi koklarım ben , hüznün kokusunu bile alırım. Anasonla dölün karışımı bişey kokar , hafif ekşi biraz sert. Ama bilirim.

Aylardan Kasım..
Buna da git diyemem.
Nedim abi git dedi gittim. Ama şimdi olmaz , Kasım’ı terk edemem.
Yine rivayete göre Kasım ayını reddeden prostat oluyormuş. Hayır gülme bana! Bundan korkmuyorum. Oturarak işiyorum. Vallahi billahi!
Yine Kasım ayı , öğrendim artık yenilmeyide.
Hayattan , aşktan sevdadan her bir zerre sevda pıhtısından aldım payımı.
Benim Bahar’ım o Çarşamba’da..
Gelip beni bulmasını bekliyorum.. 

ve son olarak Turgut Uyar diyor ki;
"Bu dünyada en iyi ben yenilirim, dosta, düşmana, aşka ve kadınlara.."

34 yorum:

  1. Vay vay vay muhteşem. Her cümlen birbirini kıskanır. Ve Kasım'da aşk başkadır..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim , beğenmene sevindim.
      Aşk hep başkadır..

      Sil
  2. yine tam senlik bir yazı olmuş..havaya giriyorum ciddi ciddi okuyorum filan birden hıhhh yine gülerken buluyorum kendimi:)))
    yüzüm,acayip şekli değiştirdi var yaa:))
    güzeldiii:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ehhehe tahmin edebiliyorum yüzünün şeklinii :)
      daim olsunlar hep o gülücükler , mutlu kal.

      Sil
  3. kasımda aşk başkaaaaa :)
    ne güzel anlatmışsın ama ekim için tespitin gerçekten çok doğru :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aşk başkaa :)
      dimi amaa , ekim'i aylardan çıkartalım.

      Sil
  4. evet nedense hüzünler bu aylara saklanıyor... denk geliyorum bir eylül bir de kasım.. neyseki benim sakladığım hüzünlerim yok:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eylül konusunda herkesle hem fikirin ama henüz Kasım'ın bir numarasını göremedim :)

      Sil
  5. işin bir başka doğrusu;
    hüzün sen gittiğinde geldi
    ya da
    hep buradaydı
    sen gittin
    o kaldı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ..ve bir daha hiçbirşey eskisi gibi olmadı

      Sil
  6. benim kasım aşkım hiç olmadı be safranım,turgut uyar'ın son cümlesine bayıldımm kuzum....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim de olmadı cancan , yalnız değilsin (:

      Sil
  7. yalnızlık mertebesine ulaşanların sonu cennetlik ise yaşadım ben :D son cümlede değişiklik yapıyorum, aynen kendime uyarlıyorum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Enseme hohhlayan huri sen olmalısın , evet evettt :)

      Sil
  8. Gözümde canlandı hı hı, baya :)) hahaha..
    Bütün yazı iyi güzel hoş her zaman ki gibi keyifli de, sen Ömerle Duru dedin ya beni benden aldın!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederiim , senden bunları duymak güzel:)
      Peki beni Mardin'de ki o okula gelip bulacak kadar seviyor musuunn

      Sil
  9. Çok güzel.. Ekim ayı için söylediklerin çok doğru. Arafta, arada sıkışmış bir ay sanki, sen söyleyince farkettim bende :)

    Öyle güzel yazıyorsun ki, yazılarını okurken ne düşüneceğimi şaşırıyorum. Hem duygusal, hem derin, hem ağlenceli... Öyle işte :)

    Tanıdığıma memnun oldum, o zaman görüşürüz :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim de çok olmadı fark edeli :)
      Teşekkür ederim , beni mutlu ettin seni tekrardan burada görmek güzel.
      Bilmukabele :)

      Sil
  10. Ekimde ben doğdum bikere o çok özel bi ay :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sen o kuru toprakta açan nadide çiçeksin , ekim yine aynı bizim ekim :)

      Sil
  11. Fazla ağrılısın sen be,
    Sökülmüyor ki şu ağrılı halini söküp yerine huzur işlesek:)
    ((Dışardaydım ondan kayıptım))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Masaj yap ihtiyacim var , gecer belki agili yerlerim :)

      Sil
  12. Sevgimizi göstermesini bilmiyoruz biz , bu yüzden yaralayıp duruyoruz kendimizi..”..
    Çok iyi ya !
    Yüreğine sağlık ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoşgeldin İlknur, teşekkür ederim :)

      Sil
  13. Ömer ile Duru. Ne sevilesi insanlardı, o güzelim mahalle.

    Farkında mısın, bilmiyorum ama kurduğun her cümle nefes alıyor. Yazılarını okurken sanki sohbet ediyor gibiyim, her cümle ile.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne büyük ekipti o öyle, ah ah..
      Her repliği altın değerinde, neydi o öyle ya.
      3 kere baştan sona izlemişimdir bütün bölümlerini..

      Bunları duymak bana da nefes aldırıyor bazen biliyor musun. Teşekkür ediyorum böyle güzel cümlelerin sonuna beni eklediğin için.

      Sil
  14. Ben şimdi buraya kurtuluş arayışlarından bahseden destanlar yazardım ama, bir kişinin daha umudunu sömürmek istemiyorum artık. Bu yüzden susmak görev gibi oldu bana.
    Sen hep inan. Olacak, gelecek, geçecek, düzelecek her şey diye.
    Acılar içinde ağlamaktan nefes alamadığı günleri de özlüyor insan. Gün geliyor öyle manasızlaşıyor. O yüzden bırak kalemini beslesin acıların, ne güzel. Sanat mutluluktan gelmez ki hiç.

    Hem belki de gün gelir bir bakarsın bütün mutsuzlar şaşar hikayene, öyle güzel kotarırsın hayatı.
    Umut işte. Güzel şey, zehirli şey.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Seninle ortak olmasa da, hayatın damarlarımıza enjekte ettiği benzer karanlıklar var, bunu hissedebiliyorum Derya..

      Sil
    2. Boş ver ekimi kasımı, faili meçhul cinayetler kentinin virane sokaklarından birinde kendi infazını gerçekleştirenleriz biz. Ve ömür, bir tragedyanın son perdesi.. Bu arada Can dostum adli film için çok teşekkür ederim çok beğendim Tolgacan:)

      Sil
    3. Ne güzel dedin yine
      Beğenmene sevindim :)

      Sil
  15. Harika, bayıldım. Bu kadar güzel anlatılır!
    :)

    YanıtlaSil
  16. ehee,bi şımarıklık yapayım,ben kasımda doğdum:)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hep sen doğdun diye özel bu ay zaten Havva'cım :):)

      Sil