Bloğumu takip edenler bilir. Bundan 3-4 ay önce filan bi gaza gelmiştim. Hergün "Gecenin Bir Vakti" ile başlayan ve o gece için içimden geçenleri yazmıştım seri halinde. Sonradan onları toplayıp tek olarak vericektim ama unuttum. Hazır aklıma geldi paylaşayım dedim.
-GECENIN BIR VAKTI-
Gecenin bir vakti düşmüşüm
yollara, duygu sömürmüşüm,
İçimde tuhaf bir burukluk..
Eski bir türkü terennüm etmekte
dudaklarımda,
"Mektup selam söyle benden
sılaya, Söyle benim için de eller ağlasın oy, Yıkılası dağlar oy.. "
Hayyam`ı dinledim bu aksam, Ahmed
Arif`i,
Hem de mum ışığında,
Hem de elimde bir şarap kadehi,
yanımda bir melek,
Anasını satılığa çıkardığımı
dünya fark etmemiş olsa gerek..
Hala yaşıyorum, üstelik, acemi
bir şair müsveddesi olarak bu gecenin şiirini yazıyorum, Ve dilimde eski bir türkü
terennüm etmekte hala..
"Eledim buğdayı seçtim daneyi, Bu gönül de
sevdi o bir daneyi oy, Zalim eller oy...."
Gecenin bir vakti,
Yorgun olduğumu, yaralı olduğumu
unutup,
Anasını satmışım dünyanın..
Ve o melek elimden tutmasa da alıp
bir başka dünyaya götürmüş beni,
Ve yorgun yüreğim gözyaşı kadar
sessiz bir türkü söylemekte.
Ve bir genç elinde şarap kadehi,
Mum ışığında duygu sömürmekte..
Bildiğim kelimelerle neler anlatabileceğimi
bilmiyorum,
Binbir sene de yaşasam dolu dolu,
Bu aksamı da unutabileceğimi
sanmıyorum,
Hani hasret dolu bir mektup almışsın
da sevdiğinden,
Tekrar tekrar okuyorsun..
Ya da bir daha dönmeyeceğini bile
bile giderken,
Son dakikalar geçmesin istiyorsun..
Gecenin bir vakti,
Düşmüşüm yollara, içimde tuhaf
bir burukluk,
Ve eski bir türkü terennüm
etmekte dudaklarımda,
"Eğer gurbet ele gider
dönmezsem, uzaktır aramızda yollar ağlasın oy, yıkılası gurbet oy "
Sana
yollardaki bir genci anlatmak isterdim ya, zor be canim..
Hani eski bir türkü alır götürür
ya bazen, iste ben oradayım,
Hani gözlerim dalar ya birden,
bil ki uzaklardayım..
Sana beni bir çırpıda anlatmak
isterdim ya,
Ya da sana seni anlatmak;
O kadar sıcak, o kadar sevecen, o
kadar hak etmiş bir sevdayı..
Hani aksama kadar çalışmaktan
ağır bir yorgunluk çöker ya üstüne,
Hani birden, kendiliğinden,
öylesine doğal kapanır ya gözlerin,
Ya da öylesine acıkmışsın ki
çalakaşık gidiyorsun çorbaya,
Ve tavsan kanı bir çay yudumlamak
sonraya,
Hani sevdiğin bir yemek, bir
giysi..
Inan abartma değil benimkisi!
Hani küllenmiş bir yara acıtır ya
insanı,
Ya da acı veren bir yaranın
küllenmesi gibi,
Öylesine rahat, öylesine doğal,
öylesine yürekten kabullenmek seni..
Zor be canim, çok zor..
Bilirim zordur anlamak beni..
Duygusuz bir insan, boş bir çuval
gibidir bilir misin ?
Bilirmisin bakan gözler nasıl
görmez, nasıl uçar sevda kuşu
Nasıl konar gönüllere, neler
anlatır, neler yaşatır yorgun yüreklere?
Duygu sömürülmez güzelim, duygu
paylaşılır.
Duygu anlatılamaz, duygu yaşanır....
Zor, hem de cok zor,
Anlamak, yaşamak, yaşamadan
anlamak çok zor..
Gecenin bir vakti bir ömür
saklanır göz kapaklarımda,
Sen ister maviş maviş bak, ister
yeşil yeşil, ister ela ela,
Görebilmek dünyayı bütün çıplaklığıyla,
Zor be canim..
Görmek bilinç işi,
Yanlış anlama, bir kedi de görür
dünyayı, yahut bir kuş..
Sen bir kedinin üzüntüsünü bilirmisin
sahiden.
Bir kuş nasıl türkü söyler, nasıl
ağlar, nasıl güler bilirmisin..
Bilirmisin insan nasıl şakır
bülbül gibi, nasıl korkar vurulmaktan bir serçe, bilir misin? Vayyy be güzelim,
Bilirmisin kızamam kimseye, küserim
kendime alır başımı çeker giderim,
Ve büyük yeminler ederim bir daha
dönmemeye..
Anlatamadım sana biliyorum,
Biliyorum ki bu kadar laf, bu
kadar cümle fazla gelecek,
Sen de gittiğinde, büyük bir
gürültüyle yalnızlığım geri dönecek,
Acılar çeneme vurmuş benim bakma
sen,
Yüreğimde bir volkan patlar ki
bazen,
Ve kor ateş bir beni yakar
bilmezsin...
Duygu sömürüsü değil be gülüm akşamın
bir vakti yaptığım,
Yerin dibine batsın dünyanın
bütün şiirleri, şarapları ve mum ışıkları..
Beni yanlış anlama,
Hani bağlanacaksam da sana, alınteriyle,
namusluca, özgürce olsun isterim her şey,
İsterim ki güneşi beraberce içelim sabahlarda,
İsterim ki güneşi beraberce içelim sabahlarda,
Bir çocuk saflığıyla sevmek, bir çocuk
saflığıyla sarmak seni,
Ve bir çocuğun gözlerinde görmek
gözlerini…
. Gecenin bir vakti,
Ne elimde şarap kadehi,ne bir mum
ışığı,
Ne de gözlerini gözlerimin önüne
getirecek bir ay ışığı kaldı yollarda.
Ve Hayyam ve Ahmed Arif
anlatadursunlar sevgiyi..
Bir genç hala duygu sömürmektedir
simdi.
Ve o melek eski bir türkü
terennüm etmektedir simdi,
Ve türküler, türküler off çeker
dağlara
Ve yıkılır dağlar..
Ve ben bilirim ki, anamdan
gayrısı ağlamaz bana..
Gecenin bir vakti,
Ölçeğine sığamayan bir yürek
hızlı adımlarla yürümekte,
Yabancı sokakların sert kaldırımlarına
hıncını tükürmektedir,
Ve isyan sürgün bir yürekte yeniden
bilenmektedir..
Yürekler yeniden sürgün
edilmektedir yalnızlığa
Ve yalnızlık, hasret olup
akmaktadır bir kadeh şarapla ıslanmış dudaklarda.
Şiirler üşümektedir,
Ve sahibini arayan bir yürek, ısınmaya
çalışmaktadır mum ışığında,
Ve meleklerin kumdan yapılmış
sahte sarayları,
Gözyaşlarıyla sessizce yıkılmaktadır..
Ve cennetin tam ortasında Tanrıları
kan tutmaktadır..
Gecenin bir vakti , umutlar
tüketilmektedir haybeye.
Haybeye geçip gitmektedir zaman,
Ve arpa boyu kadar uzun bir yol
vardır yürünecek,
Dürülecek defterler, görülecek
hesaplar vardır daha,
Ve daha acemi bir kalem cansız
duygular yazacak bomboş sayfalara,
Ve ince elenip sık dokunacak,
Ve bir gencin koparılmış yüreği,
darası alınmamış bir terazide tartılacak,
Belki umutları tüketilmiş bir
dünyanın kefesi,
Belki cansız duyguların kağıt
üstündeki resmi ağır basacak..
Ve bir gün gelecek, yıllanmış
umutların tadında bir şarap akacak kadehlere..
Sokaklar, kaybolmuş bir genci
arayacaklar.
Ve o genç başka diyarlara göçecek
belki,
Ve belki yine şarap içecek, yine
duygu sömürecek,
Ve belki de tanıyamadığı için
kendi sesini,
Geldiği gibi yine sessizce
gidecek..
t.yazıcı



