Geçen işte bir fırsat bulunca dedim şu kitaplara yeni bir şeyler yapayım, görsel filan.. Çok güzel alıntılar bırakanlar var, onlardan birer kesit alayım görselleştireyim filan.. malumunuz artık akıllı şeyler şeylerimizi kullanarak yapıyor bir şeyler, bize pek bir yer bırakmıyorlar 😅
bu konuyu da aslında uzunca konuşmak lazım hee.. bir yazar olarak (en azından hissettiğim) ne kadar eleştirirsem eleştireyim, uzun bir metni okuyup yorumlamak(iş için oluyor genelde) sonrasında o metne bir cevap yazmaya üşendiğimden bu akıllı zımbırtılara hemen çöküyorum. sikerler diyorum(içimden), işimi kolaylaştırıyorsa sebebini niye sorguluyorsun olum. sonra yine kendime cevap veriyorum, yapma be olum, diyorum - sikerler çıkışımı bir kenara atarak- evet, dünya çok hızlı her şey gelişiyor ama beynimiz gelişmiyor.. artık her şey için daha az düşünüp çok fazla şey üretme peşindeyiz. ama sistem böyle işlemiyor.. son cümleyi her iki yanım da kurmuş olabilir, odağımı kaçırdım sanırım.
Neyse, yine mi bloğa yazmaya başlasam acaba deyip, girip eski yazılarımı ve yorumları okudum biraz.. arkadaş orada da ne yaptıysam bozdum sanırım. tarihler birden eskiye döndü, 2025 yılında yazdığım yazı 2021 filan oldu.. bunu yaşayan ya da çözüm üreten biri var mı?
yine neyse ile başlayayım paragrafa.. dedim ki bir şey yazayım şu alıntılarımdan. bu arada benimle alakalı alıntılara da ahan da buradaki linkten ulaşabilirsiniz. https://1000kitap.com/yazar/tolga-yazici
dört oldu diyorum ama arada antolojiler var tabii, e onları da es geçmeyelim değil mi.
şimdi yakın vakitte, dark polisiye adı altında bu sefer cinayet üzerine değil, narkotik polisiyesi üzerine harika bir derleme çıkacak, orada da benden bir şey olacak ✌
he bunu burada yazıyorum ama nasıl olsa alıp okumuyorsunuz 😂
evet, ne yazık ki böyle.. buradan kitap yazmaya niyetli, ya da yazacak arkadaşlara da tavsiyemdir. özellikle 10+ yıl burada yazılar yazıp, kitaplar çıkaran biri olarak söylüyorum, bir sürü, onlarca yüzlerce "okuru bol olsun" gibi cümleler duyup kitabınızın bir elin parmağını geçmeyecek kişi tarafından okunduğunu (blogger için söylediğimi tekrar edeyim) acı tecrübeyle göreceksiniz.
-bu arada bazı kişileri tabii ki tenzii ediyorum. onlar benim canlarım ^_^-
yine de vazgeçmeyin.. yazmanın da yazamamanın da ne menem bir acı olduğunu iyi bilenlerdenim. sizi besler bu acı, büyütür ve üretmenizi sağlar.
bırakayım buraya linki de yine okunmasın :)
İstanbul Kitapçısı, Kitapyurdu, BKM Kitap



Yazdıklarınızın okunması, verdiğiniz emeğin görülmesini istemek çok doğal ama karşı tarafın (okuyanların) da benzer sorunları var. Çok fazla kitap, çok az zaman (kalan ömrünüz ne kadarsa artık), çok farklı zevkler var, sonuçta her şey bir seçim yapmakla alakalı. Her seçim de bir vazgeçiştir sonuçta, bununla baş başa kalıyoruz nihayetinde:) Elinize sağlık.
YanıtlaSilben yine zamanın bahane edilmemesi gerektiğini düşünüyorum bu durumlarda :) bu durumdan da kastım, belli bir alış veriş yapılmış (fikir,bilgi,yazı her ne olursa -bloggerden bahsediyorum-) kişinin ürettiğini merak ederim en azından :) kendim için demiyorum bu arada, genel bu edebiyata olan ilgisizlikten bahsediyorum. bir de şunlar var -e aldım yaaa- diyorlar. yukarıda da "almak" fiili yerine hep "okumak" ı kullandım.
Silbazen küçük de olsa söyleşilere filan katılıyorum. orada yeni başlayan yazarlar oluyor, sorular soruyorlar nihayetinde, nerede bastırabiliriz gibi gibi.. onlara inceden verdiğim tembih aslında bu 😊
işin temeli haluk bilginer'in "şahsiyet" dizinde bir sahnesi var, insanlar dinlemiyor biribirini, diyor.. temelinde o yatıyor aslında :)
teşekkür ederim.
Çok uzatmak istemiyorum kısa bir şey yazıp kapatacağım. Zaman yok onda ısrarcıyım, gün içindeki zaman darlığından bahsetmiyorum toplamda okuyacağınız kitapların bir sınırı var onun için seçim yapmalısınız.
YanıtlaSilTabii ki almanın bir önemi yok okumalısınız.
Genel edebiyat için yukarıdaki yazıyı yazdıysanız eğer Türkiye koşullarını da dikkate almalısınız bu ülkenin birinci özelliği hiç bir zaman okumak olmadı hatta en alt sıralarda yer alıyor olmalı. Şimdiki sosyal medya çağında giderek de kötüleşiyordur, durum bu maalesef.
Kolay gelsin.
o kadar güzel özetlediniz ki aslında :)
Silişin temeline girersek konuşacak çok şey var. teşekkür ederim.
Yazınızı iki kez okudum. Anlamadığımdan değil, küçük detayları da kaçırmayayım istedim. Sözünü ettiğiniz iki linke de tıkladım, okudum.
SilBir zamanlar Sahaflarda ya da fuarlarda dokunarak, elinize alıp karıştırarak bir kitabı incelemenin, sayfaları karıştırmanın zevki bir başkaydı.
4 yıldır bir kitap fuarına dahi gidememenin üzüntüsünü yaşıyorum.
Seçici olarak çok kitap okuyan, hediye eden, düşündüklerini kaleme alan biri olarak kendimden hoşnut değilim. Bu halimi kınıyorum, üzülüyorum, eleştiriyorum. Ancak kendimce haklı (dışarıdan bakan birinin gözüyle belki eksik...) gerekçelerim var. Gençken, beyin ve göz sağlığı yerindeyken okumayan, sadece görsellere bakarak zaman geçiren, kitaplara sırt çevirmiş genç birilerini görmek, izlemek inanın bana acı veriyor.
Ancak bazı kitaplar satın alınmasa da elden ele dolaşıyor, okunuyor. Ekonomik koşullar da çok etkili elbette. Beyin açlığından önce mide açlığını düşünüyor insanlar.
7-8 yaşına kadar kitap sevgisini tatmamış bir insan sonradan zor alışıyor. Aile ve öğretmen, arkadaşlar çok çok önemli.
Uzun zamandır yoktunuz, Blog yazılarınızı severek okurdum. İstatistikler her zaman en doğruyu yansıtmıyor. Yazmaya devam edin lütfen. Önünüzde uzun yıllar var. Duyguları net olarak aktarabilen bir robot henüz üretilmedi. İnsan, var gücüyle her konuda üretmeye devam etmeli...
Makbule Hanım, sizleri yeniden burada görmek ne kadar güzel, hoş geldiniz 😊
SilNe yazık ki çoğu zaman şikayet ettiğimiz şeyleri farkında olmasak da alışkanlık haline getiriyoruz. He, bazen fark etsek bile değiştiremiyoruz bazı şeyleri ama ona da hayatın akışı deyip geçmeye alıştık. Alışkanlıklar sanırım tembelleştiriyor bizi. Rutin ile alışkanlık ayrımını iyi yapamıyor olabiliriz. Ne demek istediğimi anlamışsınız, bu beni çok mutlu etti.
Üretmekten vazgeçmemek gerek.. bu salt bir düşünce bile olabilir.. yeter ki yaşadığımızı unutmayalım 🙏
İnanır mısınız neyi okuyacagimi neyi izleyeceğimi şaşırmış durumdayım:)
YanıtlaSilher şeyi aynı anda yapmaya çalışıp, hiçbir şey yapamamak :)
Silmilenyum sonrası insanlığın vebası bu sanırım 😄
Mahşerin beşinci atlısı bir tek beni kovalamıyor, bir tek benden kaçmıyor anlaşılan.
YanıtlaSilhem kovalayan hem kaçan taraf olmak zor olsa gerek değil mi
SilBiraz karamsar bir tablo çizmişsiniz. Ama yazar olmanın zorlu bir süreç olduğunu gösteriyor.
YanıtlaSilaslında yazıda da belirttim, karamsarlık değil de ince bir sitemdi, o da yine parantez içinde belirtiğim gibi sadece burası yani bu platform için geçerli :) her şeyden önemlisi yazar da bir öğrenci gibi kendisini "yazarlık" apoleti aldıktan sonra geliştirmeli. bu hem duygusal hem işlevsel olarak. yoksa, evet tabii türkiye şartları durumu insanlarımızın okuma alışkanlığı durumu ve gerçekten -ne yazık ki- ekonomik durum da çok etkiliyor bu süreci.
Silkitaplarımın hepsi yeni baskısını yaptı, iyi de sattı ama keşke yarısı kadar satsaydı da anlayanı daha çok olsaydı diyorum bazen. iş hayatında, sosyal hayatta sağ olsun arkadaşlar destek olmak için alıyor.. ama sadece alıyor :)
Bu şartlarda dört kitap çıkarmak büyük bir başarı:) Yazarlar için günümüz koşulları oldukça zorlayıcı, bu konu epey konuşulur. Okur sayısının düşmesi, dijital çağın kolaycılığı, görsel dünyanın egemenliği vs. Bu konularda benim de yılgınlığa düştüğüm zamanlar oldu.
YanıtlaSilHer şeye rağmen içindeki yazma gücü baskın geldiğinde yani devam ettiğinde bir şekilde meraklı okurlara ulaşacaktır diye düşünüyorum.
baharcım ne güzel özetlemişsin.. yazmanın verdiği o kuvvet değişik bir duyguymuş.. bir süre yazmayınca hissettiriyor. ve bu hoşuma gidiyor.. eminim senin de öyledir.
SilBu kadar çok kitabınız olduğunu bilmiyordum tebrik ederim.
YanıtlaSilteşekkür ederim ☺️ biraz anıkoleksiyonuluğu sanki 😅
Silmmm ben mesela, hiç okumadım seni :)
YanıtlaSil"Çok uzakta öyle bir yer var
SilO yerlerde mutluluklar
Paylaşılmaya hazır
Bir hayat var " :)
selda bağcan sesiyle.
belki okumaya bu şarkı eşliğinde başlayabilirsin :)
Yazar olmadığım ve olmaya da niyetim olmadığından ciddi bir yorum yapamayacağım bu konuda.
YanıtlaSilOkuma konusu ise göreceli. Ben insanların okuduğunu düşünüyorum ama matbû kitap okuyan sınırlıdır. Bir çok insanın para verip kitap alma alışkanlığı yok mesela. Maddi sebepleri öne sürenler de var ama bana kalırsa önem verilmiyor. Zira bir çok şeye para harcayanlar var.
Benim gibi evde fazla eşyadan hoşlanmayanlar da vardır belki. :)
Okuduğum kitapları birilerine dağıtmaya çalışıyorum zaman zaman.
ne yazık ki aslında en büyük problem bu okuma alışkanlığımızın olmaması. hele bazı kesin tarafından "angarya" olarak bile görünüyor. kitap alma konusunda da hep kahve örneğini veririm, hakikaten bir kahve parası çoğu kitap ama olay para mevzusuna gelene kadar çok basamak var aşmamız gereken..
SilBilgisayar teknik şeylerinden hiç anlamadığım için ilk konuda maalesef sıfır bilgim var. :) kitap konusunda haklısınız; benim de kitabım var, dediğiniz gibi okuru bol olsun denildi ama olmadı ve yayınevi ile sözleşmemi yasal süre olan 5 yılın sonunda feshettim; elime de tek kuruş geçmedi. (Ama en azından onlar da basarken benden tek kuruş almadılar buna da şükür)Böyle olunca kitabın devamını yazma isteğim vardı (ki, konu finale kadar hazır) ama bastırmayı düşünmüyorum. En büyük sorun şu bence: Bizlerin kitapları sadece internetten satılıyor, kitapçıların raflarında, vitrinlerinde mesela "yeni çıkan kitaplar" kısmında yer alsa belki bir şansımız olur ama o da mümkün değil. E, nasıl okunalım? Herkes bildik ünlü yazarları alıyor, işte Zülfü Livaneli, Emrah Serbes, Ayşe Kulin vs...
YanıtlaSilYine de yazmaya devam edin, hayalleriniz, umutlarınız tükenmesin.
Başarılar dilerim.
selamlar:) kitabınızın olduğunu bilmiyordum, çok uzun süre buralardan ayrı kaldığım için kaçırmış olabilirim. çok çok eskidir sanırım birbirimizi takipleşmemiz. bu arada o kadar yorum arasından teknik konu konusunda tek yorum yapmanız da çok hoş :) yukarıda Gürizan Hanım'ın yorumuna ek burada şunu ekleyebilirim; siz klişe yazarlardan bahsetmişsiniz, çok doğru. bu "okumayan" kesim okumak istediği zaman da hep bu yazarlara yöneliyor ki onların da çoğu kahve yanında kitabı paylaşayım instagramdan da havam olsun düşüncesinde.
Silkitabınızın linkini paylaşırsanız da (duruyorsa) temin etmek isterim.
üretmeye, üretene destek olmaya devam :)
Selamlar arkadaşım,
SilAh! Teknik konularda felaketim:) Yalnız şu anda aklıma geldi. Ben hemen yapay zekâya soruyorum. Valla şahane yardım ediyor.
Kahve yanında kitap paylaşayım havam olsun:))))
Yaa, çok naziksin arkadaşım, desteğin için sağ ol. Kitabımın ismi Begonvilli Ev. Kimi yerlerde satışı bitmiş. Olanlardan birinin linki bu:
https://www.amazon.com.tr/Begonvilli-Ev-M%C3%BCjde-Dural/dp/6050631913
Ben de sizin kitaplarınızdan gözüme kestirdiğim bir tanesi alayım, okuyunca bloğumda yorumlarım da.
çaktırma, bu aralar ben de çok kullanıyorum :p
Silçook teşekkür ederim :)
Tolga, merhaba :) Şöyle değişik bir tesadüf oldu, dün akşam Baharın sayfasına ve senin sayfana bakmıştım ve dedim ki ben blog arkadaşlarımın kitaplarını okumamışım.. Ve eleştirine katılıyorum, şöyle oldu böyle oldu demek istemiyorum bence doğru söylüyorsun. Ki ben senin fuarda olduğunu gördüğümde, Bahar'ı yazar söyleşisinde gördüğümde çok mutlu oluyorum. Ya da dergi yazılarında, radyo sohbetinde.. Düşünmekle, yazmakla uğraşan bunun için heyecanlanan birilerinin olması beni umutlandırıyor her defasında o yüzden hemen gidip kitaplarınızı alıp okuyacam ve blogda paylaşacağım inşallah.
YanıtlaSilBen kendimle ilgili şunu fark ediyorum geri döndüğümde üniversite yıllarında bir dolunay gördüğümde, serin bir havada, bir şarkı dinlediğimde hemen bir şeyler yazardım ve yazmasam olmayacak gibiydi. Gençlik :) Ve bunu matematik öğretmenimle konuştuğumda üniversitede ben de yazardım, okurdum iş hayatına geçince olmuyor demişti ve ben içimden demiştim ki neden olmasın ben böyle olmayacam ve oldum sanırım :) O yüzden yaptığınız iş gerçekten kıymetli, günlük koşturmanın içerisinde yazma okuma heyecanı duymak ve bunun için çalışmak.. Tebrik ediyorum.
Yapay zeka konusunda haklısın ben çokça kullanıyorum, bazen dertleşmek için bile :) Bazen uzun bir yazı yazmam gerektiğinde de kullandığım oluyor ve içten içe şunu da görüyorum bu benim düşünmemi, kafa yormamı ve zaman harcamamı önlüyor ancak saydıklarım insani şeyler aslında düşünmeli, kafa yormalı ve zaman harcamalıyız o yüzden beynimiz için hiç iyi olmadığını düşünsem de ara ara kullanmaktan da geri duramıyorum. Hatta bu yorumu da yapay zekaya.. şaka şaka :D Eski usul ne yazdığımı yarım yamalak görerek, satır kaybederek yazıyorum şu an :)
Bu sene çok kitap okuyamadım ama Martin Eden'i okuduğumda bana çok iyi geldi eski ve büyük yazarlar şaşırtmıyor. Ve şimdi şunu da düşünüyorum ben bu ara evden ve çocuklardan vaktimin az kalmasına dertleniyorum ama Martin Eden'i okurken, akşam olsa da birkaç sayfa okusam diye hissettiğim o heyecanı belki tek oturuşta uzun uzun okuduğumda bu kadar bulamayabilirdim. Fazla mı Polyanna oldum ne şu an :))) Her şartın getirdiği ve götürdüğü şeyler var hayatta, sana yorum yazarken kendim de blog'da yazacağım bir konu bulmuş oldum iyi mı :))
Tekrardan çok tebrikler Tolgacım, dört kitap mı, süpersin :)
şenaaay :) kadim dostum, hoş geldin. seni burada yeniden görmek çok güzel. gerçi kendimi de buralarda görmek güzel :)
Silvakit konusu çok acı. artık yaş geçince mi nedendir bilmiyorum, önceden işte ne kadar yorulursam yorulayım bir şeyler yazardım (Allah'tan okuma alışkanlığımı bırakmadım bu sebeple) şimdi yazı alışkanlığımı kaybediyorum diye çok üzülüyorum. kendi kendime diyorum ulan roman yazdın, iki üç baskı yaptı kitapların götün mü kalktı diye ama yazarken hissettiğim o çalakalem yazıya girme hissi olmadan da yazmak istemiyorum. "Aynalar" romanım bu bakımda beni umutlandırmıştı. tam artık bıraksam mı derken birden gaza gelip bitirmiştim.
amaaan yapay zekaya buradan da bir sürü söylendim, haftaiçi iş yerinde içinden geçtim :p
bin dörtüz yıl sonra kitaplarımı okumaya başlıyor olman beni feci mutlu etti hahaha şaka şaka.
martin eden'i her sene okumaya çalışırım, bazı yazarları hep okumak lazım.. her sene bana başka bir şey öğretiyor bu tip yazarların yazıları. edebiyat müthiş bir yaşayan organizma..
Hoş bulduk o zaman :) Evet gerçekten aldığım kitabın 2019 da basılmış ben de çok şaşırdım görünce. Parçalanmış Gülüşler i çıktığında okudum sanıyorum ama yine okuyacam.
Silhadi inşallah :)
Silrutin olarak bir şeyler karalayıp yazamama durumunu anlıyorum. zamanla insan köreliyor mu dersin iş güç yoğunluk mu dersin yoksa blog hesaplarının karışması, bazı sağlık sorunlarıyla beraber üşengeçlik mi dersin bence bir kombo sürüsü bunlar. yazmak ruha iyi geliyor, biliyorum ama o ruh bazen şimdi değil diye öteliyor. biraz sosyal medya işi de bu konuda suçlu gibi. kafamız bir türlü toparlanmıyor. sen yine okuma konusunda tam gaz devam ediyorsun bu bende sekteye uğradı. yaş aldıkça garipleşiyorum offf. senin de kitabının okudumadığımı oysa okumak üzere söz verdiğimi anımsıyorum. öyle pdf okuyucusu vs değilim. bazıları yorumlarda matbu işinin masraflı olduğunu ifade etmiş ama kitap fiziksel olarak elimde olmadıkça anlamsız benim için. En son " Jaume Cabre -İtiraf Ediyorum 'u okumak üzere tv ünitesine koydum bakışıyoruz birkaç gündür. kendi kitaplarından işte bak bu tam sana göre dediğin varsa ( rastgele bu deme de hahahah ) öner okuyayayım. yakın zamanda olabilir mi beni az çok yorumladığını düşünüyorum eh ucundan kıyısından diyelim.. bu arada yazının devamı az önce geldi. dayanamadım taslağa devam ettim. bilgisayarı sadece iş yapacakken açıyorum neredeyse örümcekler istila edecek. kitabı unutma, gönül sakağı safran sarı tolga yazıcı.. yazan bi garip blogçu göçebe hanım.. nereye kadar göçeriz eh göreceğiz.. adios ...
YanıtlaSilvay vay kimleri görüyorum :)
Silevet, bir sözün vardı bak sen de unutmamışsın :p
yazmak bir alışkanlık olmaktan çıktıktan sonra "iş"e dönüyor. o da erteletiyor insanı ister istemez.. o yüzden bu alışkanlığı kaybetmemek için sık tekrarlamak gerek. bakma, ciddi disiplin isteyen bir iş aslında.
kitap matbu konusunda daha geçen bir arkadaşla konuştum, stendhal'den kırmızı ve siyahı okuyorum bu aralar. kitap da düşman başına, yetmiş kilo anasını satayım :) bazen ben de kaysam mı diye düşünüyorum ama sonra kendi kendime cevap veriyorum..
hala çıtırsın, sen keyfine bak :)