13 Mayıs 2016 Cuma

ANLATMA, ANLAMAYACAKLAR

Garsona iki çay dercesine zafer işaretini çaktı adam sol eliyle. Anlayamayacağını düşünüp bir de sanki şeker katmışsın da bardağı karıştırıyormuş gibi küçük daireler çizdi üç beş defa. Elini masa koyduğunda çaya şeker katmadığı halde sanki şeker katıyormuşta şekerli çay istemiş gibi hissetti. Birden karamsarlık çöktü omuzlarına. Çayın yanında iki şeker gelirse ve çayı şekersiz içiyorum demek zorunda kalırsa garsona yaptığı o hareketi nasıl açıklayabilirim diye düşündü. Tam bu sırada karşısında ‘ben buradayım’ dercesine sağa sola hızlıca sallanan el gördü.

“Çok özür dilerim, dalmışım” deyip konuya aynı hızda geri döndü ve devam etti,
“Evet, az önce dediğim gibi. Tam kırk iki yıllık. Son on yılı sağlam darbelerle geçmiş ama sağlam yalıtım içerir.”
“Offf” diye çıkıştı kadın, oflama kısmını o kadar uzattı ki adamın ön tarafları hafiften beyazlamış saçları uçuştu.

“Sıkmıyorum sizi değil mi?” diye sesini inceltti adam. Kadın sert bir nefes verdi dışarıya doğru, adam büyük bir tusunaminin içindeymiş gibi gövdesini geri itti, göğsünün tam ortasında yüreğinin rıhtımında kaybolan çocukların çığlıkları yankılandı durdu.  “Yani dediğim gibi” diye söze girdi adam. Kadın bir sonraki cümlenin ağırlığını kaldıramayacağını anladığı an suskunluğunu bozdu; “yahu adam manyak mısın, ne yalıtımı ne darbesi; ben senin neden birini sevemediğini, neden bu kadar hüzünlü baktığını soruyorum, sen bana mesleğinden bahsediyorsun. Tamam, anladık müteahhitsin…
Adam sandalyaden fırladı, hiçbir şey demeden çekip gitti. Bir dakika sonra kadına kararlı baka baka geri geldi. Kadının yüzüne “ben kazandım” ifadesi oturmuştu ki adam cebinden çıkardığı 10 lirayı masaya koydu. “İki çay parası” deyip tekrardan mekanı terk etti.

Kendi çayını bitirmiş peşine adamın çayını hızlıca içen kadının aklına adamın söylediği cümleler geldi. Ne demek istemişti ki? Kırk iki yıllık diye bahsettiği yaşı olmalıydı. Peki ya yalıtım? Beş saniyelik bir sessizlikten sonra “ah, tabii ya” diye irkildi. Sevememenin yanıtı bu! Kalbimi yalıtımladım demek istedi bana, hüzünlü duruşundaki sebepte aldığı darbelerdi. Ah be adam, neden..neden..

Hızlıca kalktı kadın, üç adım ileriye attıktan sonra duyduğu ses kırık kalbinin bir yansımasıydı. Arkasından “yavaş ol be ablaa” çıkışını işitince yere düşen cam kırıklarıyla göz göze geldi. Buğulandı gözleri, kararlı adımlarla cafeden dışarıya çıktı. Adamın evine doğru giderken köşe başında biriken kalabalığı gördü, etrafa saçılan kırmızı koyu bir renk vardı, renk o kadar koyuydu ki güneşin bile önüne geçmişti. Kan tutulması olmuştu resmen, her yer simsiyahtı. Kadının içindeki karanlık mı yoksa adamın içindeki yalnızlığın kusmasımıydı bu karanlık hiçbir zaman bilemedi. Adımlar yaklaştıkça yerde sırtüstü yatan ve ölmeye yaklaştıkça gülümseyen bir adam vardı. Adam duvara baktıkça iyice gülümsüyor, etraftakiler adamın deli olduğunu birbirlerine fısıldıyorlardı. Son nefesini verirken bir palyaçonun sahte gülümsemesi yapışıp kalmıştı adamın suratına. Adamla arasında on adımlık bir mesafe olan kadın, adamın duvara baktığı ve gülümsediği yazıyı görünce sendeleyip tökezledi. Yazıyı içinden tekrarlarken iç organlarının çürüyüp bütün alyuvarlarının paramparça olduğunu ve soluğunun kesildiğini hissetti.
Siyahça büyük puntolarla  “Anlatma, anlamayacaklar” yazıyordu.

Kadın yarınki gazete köşesine intiharı şu başlıkla yazdı “42 yıllık binaya büyük kıyım, kentsel dönüşüm bir can daha aldı…”

15 yorum:

  1. Yanıtlar
    1. sen vurdun da ben ölmedim mi diyor Ahmet Selçuk İlkan, biliiin mi

      Sil
  2. Bedenimin dili yabancı kalır hissiyatımı anlatmaya kalksam. Alfabe olayına girmek istemiyorum hiç. Ben ki, fazlaca verici ruhumun üstü kalsınlarıyla gündüze caka satmışım. Kaç darbenin çatlağıyla bu duvar ayakta kalmanın şeceresini o sebeple çok da tutmadım anlayacağın. Anlamıyorsun. Bu toprak zeminde kendimi yatağımdaymışım hissi veren şey ne? Çok saçma ama burada bundan başka şey düşünsem aklımı kaçırırım. Yanımdaki yüzleri çeker misin önümden rica etsem? Duvardaki başyapıtıma son kez göz kırpmama engel oluyorlar. Tamam, iyi böyle.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ne ettin yavrucan, bilsen siper alırdım.
      dövüyor kelimelerin beniii

      Sil
  3. Yeniden güvenmeyi öğrenmesi gerekti, kaçmayı tercih etmiş.Yol uzundur amma uygun liman hep oradadır...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. o gemi gelecek mi bir gün, ne dersin?

      Sil
    2. gelir, gelmiştir hatta

      Sil
  4. Açık olmalı insan.. Açık ve net..

    YanıtlaSil
  5. İnsan açık ve net olmalı tabi ama , birazda kendi dilini konuşmalı bakmalı karşıdaki anlıyor mu anlamıyor mu , bu önemli bir şey.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "fakat allah kahretsin insan anlatmak istiyor albayım.."

      Sil
  6. Vay be. Adam olmeseydi keske. Kentsel donusumun meyveleri iste hep bunlar kimse kimseyi anlamiyor :(

    YanıtlaSil