3 Mart 2014 Pazartesi

Yarım porsiyon Karanlık alabilir miyim.. Az pişmiş olsun


Burası çok karanlık ,
hele ki karanlık olan yer mezarlıksa iyice derin karanlık..

Onüç yaşlarında filandım. Çükümün ne işe yaradığını kavrayabildiğim , otuzbirin; otuzbir kere değil de akışına bırakılarak çekildiğini anlayabildiğim zamanlar.
Bir yakınımızın yazlığına Tekirdağ’a gitmiştik , Kumbağ tarafına. O zamanlar orası yazlık olarak sayılabiliyordu , şimdi git kumsalda götünü koyacak yer bulamazsın.
O yıllarda yaşanacak / gezilecek yerdi orası. Sessizdi. En önemlisi Trakyanın bütün güzel kızları oraya geliyordu. Onbeş yaşına kadar her yaz bir ay boyunca kesiştiğim bir esmer kız vardı. Bigün kafayı taktım , gidip konuşayım diye düşündüm. Bir şekilde dikkatini çekmeliydim. Gittim yerde ki gazoz şişesini kırarak koluma faça attım , enterasan desenler çizdim. Ertesi gün aradım / bakındım kız yok. Evini biliyordum , gidip bekledim bir saat kadar ne gelen var ne giden. Tabi bu arada façalı kolumu gizliyorum herkesten..

Niye gizlediğimi şimdi çok iyi anlıyorum. Aradan geçen onüç sene insan ruhundan hiçbir şeyi götürmüyor. Parmakları olmayan bir güzel kıza şahit oldum burada , eli cebinde gizliyordu elini. Kimsenin görmesini istemiyordu Tanrı tarafından yok edilen et parçalarını. Ama çok güzeldi , tüm insanlığın parmaklarını söküp koparırcasına güzeldi. Bir eli hep cebinde , göstermiyordu eksik parçasını ama görebiliyordum gözlerini , hep gözlerine bakıyordum. Sonra başka engeller gördüm. Kimi ayağını gizledi , kimi olmayan kulağını gizledi bir şapka parçasıyla , insanlar eksik parçalarını başka insanlardan gizledi.
Bir süre sonra bende gizledim , bütün insanlıktan gizledim kendimi. Hep kaçtım , kaçmayı denedim. Bazen ruhumda ki engeli görecekler diye ödüm koptu. Sakladım ruhumu tüm insanlıktan. Tüm bedenimi gizlemeyi denedim , bir cep olsa insanlığımı kaldırabilecek oraya girecektim. Bende çok büyük bir yere girdim . Karanlığa , sonsuz karanlığa..

O gün öğrendim ki gitmişler. Kolumda ki faça izlerini  aynı yerleri kayboldukça tazeledim. Bir sene boyunca kolumu çizdim. Bir sene sonra karşısına çıkacak ve acımı bir hediye olarak sunacaktım. Sundum da öyle oldu.Adı Ümmügülsümdü. Adını babası koymuş. Adını duyduktan sonra kızdan soğumuştum , ben daha farklı hayal etmiştim. Nedense dinlediğim Ferdi Tayfur şarkılarıyla birlikte o ismi söyleyemiyordum , bir yerde bir yanlışın olduğunu anlayıp hem kızı düşünmeyi , hem faça çekmeyi bıraktım. Bazen vazgeçmek için sudan sebepler bile yetebiliyor.
 Ama o yıl , yani tam ondördümde , çok daha değişik bir şey keşfettim. İçimde ki karanlığı su yüzüne çıkardım..


Yine kumu delme günlerinden biri , o zamanlar el değmemiş ya zıpkın gibi.  
Bir ses bir gürültü koptu birden. Herkes sese doğru koşmaya başladı , çok fazla kişinin koştuğunu sırtıma serptirdikleri kum tanelerinden anladım.
Kafamı kaldırıp baktığımda , yunus bisikletiyle birlikte bir kalabalık geliyor. Bir adam, sonradan öğrendim çocukluk arkadaşı ağıt yakıyor. Arkadaşı yüzme bilmediği halde yunus bisikletinden atlamış mı düşmüş mü öyle bir şey , sonuç olarak boğularak ölmüş. Getirdiler kumsalın oraya uzandı , şuan bile gözümün önünde o ölümle yaşam arasında ki durumu. Kumda bir iki öğürmeden sonra kesildi tüm nefesi ve sesi. Adam ölmüştü. Arkadaşı “ben ne diyeceğim şimdi daha yeni nişanlandı” deyip duruyordu. Karnı şişmişti adamın. Gidip yanına çöktüm , izlemeye başladım suratını. Sırtıma denizden çıkanların vücudunda ki su kalıntıları vuruyordu , her damlada ürperiyorum , sanki her damla boğuyor beni.
Dönüp denize baktım , hava akşamüzeri beşe filan geliyordu. Denize baktım kimse yoktu.Herkes saygı gösteriyordu Tanrı’nın büyüklüğüne. Herkes önünde eğiliyordu mavi deryanın bir canı daha yuttu diye. Sonra tuhaf şekilde denize girdim hızlı adımlarla.  Annemler arkadamdan sesleniyorlar “dur nereye gidiyorsun” diye.
O an o deniz onlar için bir katil , bir suçlu.Biliyordum ben mavinin masumiyetini. Ama görebiliyordum içinde ki ölü insanlarının haykırışlarını. Deniz öyle durgundu ki , dinlememi istiyordu ölü insan çığlıklarını. Dinledim / dinleyebildim. Ayaklarımın üzerinde on dakika boyunca ölü insan çığlıklarını dinledim. İnsanlar benim denize işediğimi düşünse de ben aldıklarının bıraktığı salyalarının birikimlerini çekiyordum yapış yapış tenime.

O gece niye bilmiyorum içimde mezarlığa gitme isteği doğdu. Gece oniki filandı sanırım. Yana yakıla mezarlık arıyordum. Çağırıyordu bir ses beni. Belki de o gün ölen adam çağırıyordu beni orada olmasa bile. Belki de bir emaneti vardı bende , onu diğer ruhdaşlarının alması için oraya gitmem gerekiyordu. Hiç düşünmeden gittim , ses verdim kafamda oluşan karanlık sese. Ne yaptığımı bilmiyordum , sadece nokya otuzüçonun yeşil ışığıyla mezarlık mezarlık dolaşıyordum. İçimde bir huzur , bir sessizlik oluştu. Yaklaşık onbeş dakika boyunca anıra anıra ağladım niye ağladığımı bilmeden.

İstanbul’a geldiğimde , büyükbabamın mezarına gitmeyi denedim. Doksanyedide göçüp gitti yıldızlar ülkesine. Bana hep o harçlık verirdi. O gittikten sonra , kimseden para isteyemedim çok uzun süre. Yine para istemeye mi gittim oraya ne için gittim bilmiyorum. Çok karanlıktı her yer. Ben olsam bende karanlık yapardım mezarlıkları , ama göremiyordum hiçbir yeri. O gün kayboldum mezarlıkta , yaklaşık bir saat çıkış yolunu aradım. Hiç korkmadım. Ağlamadım da. O gün anladım içimde ki karanlığı. O gün anladım Tekirdağ’da tenime yapıştırılan haykırışların ruhumu nasıl dizginlediğini..

Geçen arabayla takılıyoruz arkadaşla. Arabayı mezarlığın oraya çektim. Mavişimi ziyaret edecektim. Arkadaş “napıyon olum nereye” dedi.Gayet normal bir şekilde ;”mezarlığa , gelsene olum ne bekliyosun” dedim. Saat gece bir. “Manyakmısın olum girilir mi bu saatte dedi.” Hak verdim. Uyuduklarını düşündüm.
Sonra ağzından “karanlık , çok karanlık” dedi.
Sanki adımı söylemişçesine dönüp cevap verdim;
“Efendim..”

35 yorum:

  1. özlemişim yazılarını dost

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. arada uğrasan göreceksin yazıları da nerdeee
      eyvallah , öperim.

      Sil
  2. benim de adı fahrettin diye köşe bucak kaçtığım biri vardı :)
    herkesin bir karanlığı var ama seninki daha koyu.
    karanlık ,ıssız gönlüne sağlık. yine harika olmuş.Daha sık yazmalısın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. fahrettin de iyimiş :)
      ..gerisi sonsuz karanlık
      teşekkürler

      Sil
  3. Bazen hiç ummadığımız bir şey yetiyor vazgeçmeye. Belki bir isim, bir sözcük yada bir davranış...
    Herkesin gizlemeye çalıştığı eksiklikleri var. En çok çabaladığımız konu bu sanırım.
    Yüreğine sağlık. Daha sık yaz. Hatta çok sık yaz :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumunu çok beğendim , teşekkür ederim çok güzel yorumlamışsın.
      Pamuk ipliğine bağlı aslında en sert kararlarımız bile. Herkesten ve kendisinden. Kendi etinden , ruhundan / herşeyden.
      tekrar teşekkürlerimi sunarım. sevgiler :)

      Sil
  4. Nasıl hüzünle okudum anlatamam safranım,böyle yazılarını okuyunca bambaşka bir asi oluyorum..bazen karanlık aydınlıktan çok daha iyidir...bende eskiden mezarlıktan geçmeye korkardım bize yanlış ögretildi bazı şeyler büyüdükçe anladım ölmeyen insandan korkması gerektiğini,şimdi korkmuyorum karanlıklardan..yüreğine eline koluna sağlık safranım......bak yine hüzün çöktü yüreciğime...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sen hep bambaşkasın Asi'm , kendine de haksızlık etme.
      İnsan bazen önce karanlığı görmek ister , aydınlığa ulaşırım nasıl olsa ümidiyle..
      ama öyle değil. bir kere aldımı seni koynuna , gerisi serttir / çetindir.
      sen sol yanını ferah tut , gerisi bir şekilde yolunu bulur..

      Sil
    2. Safranım senin bu söylemlerin bana o kadar geliyor ki anlatamam,etkilendiğim yazılarını ajandam var yazıyorum benimsediğim cümleleri,sonra kendim kullanıyorum sözler arasında..yaptığım hatları yapmamaya çalışcagım daha bir sakin olmaya karar verdim..sol yanım ferahlasın istiyorum kuzumm.sen de bambaşka birisin gönlümde beynimde canözüm...kocamn sevgiler...

      Sil
  5. hepimiz eksikliklerimizi saklasak da, onlardan kaçmaya çalışsak da onlar daha büyüyor aslına bakarsan.
    onlarla yüzleşmeyi öğrenmeli sanırım:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnsan ruhunu hafife alıyoruz çünkü. alıp bir kenara attığımız yer etimizde bir yer.
      kimisi beyne kimisi karaciğere kimisi penise. bir şekilde bir yere vurdurur ağrısı / acısı. bu dünyada ki tüm hastalıkların insan ruhundan gelen ertelenmişlikler olduğuna inanırım.
      yüzleşmeli ki , insan olabilsin.
      yüzleşmeli ki nefes aldım diyebilsin.
      teşekkür ederim :)

      Sil
  6. Yaşayan ölüler diyarı olmuş dünya
    Ve karanlık öylesine nüfus etmiş ki varlığımıza
    İçimizden sıyırmaya çalışsak
    Kendi benliğimizi kazıyoruz fakına varmadan...

    Bana yaptığın yorumda da demiştim şimdide diyorum derin cümlelerin adamısın vesselam.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şairane , harika bir yorum.. teşekkür ederim.
      Kazıyoruz ki ne kazmak. ne kaldı ki bizden gayrı / kendimizden gayrı.
      ama hep aynı son..
      yine / yeniden karanlık.
      Gördüm.. çok teşekkür ederim.
      hele ki her bir harf sıralamasına saygı duyduğum bir yazar bunu bana diyorsa , defalarca defalarca..
      kucak dolusu sevgiler

      Sil
    2. Tolga, rica ederim ama sen hakkını veriyorsun yazdıklarının çünkü öyle derin duyguları öyle ince yansıtıyorsun ki kişi okurken iğne deliğinden iplik geçirir gibi itinalı ve dikkatli oluyor senin cümlelerinde gözlerini gezdirirken..
      Benden de teşekkürler ve sevgiler.

      Sil
  7. Ben yokken bu kadar şey yazılır mı ya bak şimdi duramicam saatlerce kalkamicam pcnin başından :P :D özledim seni :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sana bu şekilde fırça atıyorum bak işte (:
      çok açtın arayı çoook :)

      Sil
  8. Kalemine sağlık!!!
    "Tüm bedenimi gizlemeyi denedim , bir cep olsa insanlığımı kaldırabilecek oraya girecektim." Bu nedir yahu taptım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Heyy! Hoşgeldin..
      Alıştım gerçi senin gelgitlerine :)
      aman ne güzel yorum olmus , teşekkür ederim.

      Sil
    2. Hahahah :) gele gide gele gide işte bende de böyle olur gider malum :)))

      Sil
  9. Karanlıktan da korkanlar var
    Mezarlıktan korkmak kadar saçma halbuki

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. en kısa en sade özeti aslında.
      kesinlikle katılıyorum.

      Sil
  10. ozlemisim yazilarini kalemine saglik ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. teşekkür ederim, hoşgeldin :)

      Sil
  11. Öyle satırlar var ki beni aşar. Yine ne derin cümleler var öyle... Kalemine sağlık...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gözüne gönlüne sağlık..
      teşekkür ederim.

      Sil
  12. ben de köpeklerden korkuyom. köpekli bişi yaz hadiii :)

    YanıtlaSil
  13. kendımden geçtım
    yüreğıne sağlık

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoşgeldin tekrardan.
      Teşekkür ederim.

      Sil
  14. Ben tam porsiyon isterim karanlıktan veren olsa :)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her şeyin fazlası zarar demedik mi , bunla da azla yetinelim :)

      Sil
  15. Ben nasıl bir ihmal ettiysem hem kendi bloğumu hem arkadaşlarımın bloglarını..
    Başta sizden özür diliyorum çok cidden..:))
    Tembelliğimden sebep..
    Sokağınızdayım bundan böyle..:))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoşgeldin , her zaman beklerim :)

      Sil