17 Kasım 2017 Cuma

Başlıksız Şiir Bilmem Kaç


Düşmeden bilemezsin demişlerdi,
Derenin kenarları yosun tutardı
Derelerin olduğu vakitti tabi
Su gibi sahip çıkardık gençliğimize
Gidişlerimiz durulmadan
Sığınırdık bir mazgal kapağı gölgesine

Benden önce gölgem düşer demişti (bir kadın)
Sere serpe serilen
Yalın ayak ürpertiliği çöken gecelerde
Sevişmeyi sanat sayardık
Tek perde sürerdi, tek soluk
Terimiz kurumadan
Kapatmaya çalışırdık ceryan yapan yanlarımızı

Bir ah etsek bir dağ yıkılıyordu
Bir eşkıya ölse bizden soruluyordu
Sağ çıkmıştık biz bazı kapılardan (o zaman)
Bazı kapı kirişlerini kırdığımız doğruydu
Vahşi hayvanlar gibi kaçardık
Gidişlerimizin bir anlamı olurdu
Bolca küfürlüydü her şey
Tuzu fazla kaçmış çorba gibi iç yakardı haykırışlarımız

Ve bir zamanlar çay demlerdik
Hayat memat meselesi gibi titiz davranırdık bu konuya
İçmezsek ölmezdik, ölmek için içtik
Kaç demlikte sabahladık (kim bilir)
Güneş etimizi yakardı,
Etimizin yandığı bir mevsimdi demek
Horozlar uyanmadan sevişirdik
İçindeki ölü horozları sayardın seslice
Tenin mayhoş koktuğu vakitler
Dere kenarında çimerdik (dereler hala var dimi?)
Bütün dualarımız cenabetti
Ve biz alışırdık kaçak dövüşmeye

Bir Tanrı vardı peşimizde
Korkardık da kaçmazdık
Islak odun gibi küf kokardı nefesimiz
Orhan Veli okurduk, ağlardık
Turgut Uyar’ın dizelerine sererdik günahlarımızı
Can yaktık mı ah derdik
Sırf âh’ı duyabilmek için basardık nasırlı ellere
Şiirler yazardım yollara,
Yollar sana dönüşür, beyaz çizgiler çekerdim ufka doğru
Batan güneşi sen yapardım ve beklerdim geceleri
Geceleri beklemenin bir anlamı olurdu
Şiir yazardım karanlık rüzgara
Sırf seni getirsin diye,
Sabah ezanına kurardım alarmımı
Bir süre sonra,
Her Allah-u Ekber seni hatırlatırdı,
Daha bir duygusal dinlerdim ezanı
Sanki senin sesin daha güzeldi he?

Ben şiir okurdum, sen kaçardın
Salyalarım akardı kalçaların tenime deyince
Bütün kokmuş yanlarımı vururdun yüzüme
Oysaki bilirdin,
Bir çay bardağı kadar su yeterdi beni silip süpürmeye.


Ve ben yine şiir okurdum,
Sen Tanrıdan korkardın.
Kitaplar yakar, dualar dağıtırdım yokluğunda.
Sırat köprüsü kadar uzundu içimdeki âh’lar,

Ve ben yine şiir okurdum,
Sen yoktun.
Sen korktun.
….kaçtın

 t.yazıcı

14 yorum:

  1. şarkı da şiir de bi tuhaf etti içimi, ağlak bir insan değilim ama gözlerimdeki yaşlar akmak için tepiniyor şuan, ardı ardına duygularıma dokunan birkaç paylaşım okudum ben de bir şeyler düşüdnüm, sonuç bu..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. şarkıyı yeni keşfettim. her gün tok karnına bir sefer dinliyorum.
      duygular...birbirleriyle uzaktan akraba...

      Sil
  2. Güzelleşiyorsun, tatlanıyorsun.

    https://youtu.be/2ZXQKw49ZF4

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ısırgan otu gibi hissediyorum kendimi

      Sil
  3. Üçüncü kez okuyorum şiirini ... ve ne diyeceğimi bilemiyorum Tolga ...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. dinlemiyorsun bu aralar beni. dertleşemiyorum seninle.

      Sil
    2. Bu hafta perşembe akşamı buluşalım , dertleşelim .. saat 21.00 uygun mudur?

      Sil
    3. çarşamba olduk artıkın
      saat aynı

      Sil
  4. bak gördün mü, yine kaçıracaktım. tamam , başka kimseye söz verme ama

    YanıtlaSil
  5. Dereler artık temizlemiyor kirli zannedilen duyguları. Dereler de artık korkuyor peşindeki tanrıdan. Ölmek için çay demledim, bak bu bardak seni bekliyor...

    YanıtlaSil