14 Nisan 2016 Perşembe

Ele Güne Karşı Yapayalnız, Böyle de Olmaz ki


Üç kez mi beş kez mi kaç kere önümden geçti bilmiyorum ama hoşuma gidiyor bu kadınının saçlarının rüzgarla sevişme anını gözlerimin önüne resmetmesini.
Hava soğuk, her şeyden daha soğuk.. Tüm insanlardan, canlılardan, bitkiden, ottan boktan, her şeyden soğuk. Tam solumda köşesi kırık bir tabure, kim oturacak olsa sanki dünyanın tüm dertleri omuzlarıma çöker gibi geriliyorum. Şimdiye düşen olmadı. Gerçi düşme işi göreceli bir şey bana göre. Ben hiç düşmedim, düşürülmedim. Düşsem parçalanırım biliyorum, öyle kolay kolay toparlanamam. Boylu boyuna yayılırım üzerine onca ayakla basılan asfalta. Bir seferinde mavi gözlü bir dilber demişti tam karşımda. İnsanlar karşımda olunca konuşma işi daha rahat oluyor bende. Nereden ve nasıl çıktım bilmiyorum ama bana çıkar çıkmaz bir de at gözlüğü koymuşlar.
Hava adamakıllı soğuk, üzerimde üşüyememenin verdiği gerginlik var. Üşümenin nasıl bir duygu olduğunu sormuştum bir gün, cevabını alamamıştım. Zaten öyle bir hâl aldı ki benim durum, cevabını verdiğim sorunun sorusu bana tekrardan soru olarak geri dönüyor. Deli miyim? Bir sıfat yakıştıramadım kendime. Sadece bazı zamanlar başkalarının yerine koyuyorum kendimi. Onlar gibi süsleniyor onlar gibi giyiniyorum. Kural tanımaz yapım gereği bir kalıba sığmıyorum. İstediğim zaman istediğim karaktere girebiliyorum. Bir gün bir fahişeysem ertesi gün bir din adamı olabiliyorum. Gerçi ikisinin de taptığı ortak bir nokta var dimi. Ne tuhaf… İkisi de bir şeylerin altına yatıyor.

Çok klişe olacak ama İstanbul’da yaşanmıyor. Bugün önümden kaç kişi geçti saymadım. Önceden insanları izlemeyi severdim. Hatta önümden geçtikleri yedi saniye içinde bir karakter analizi bile yapabilirdim. Değişik şeyler düşünürdüm onlar hakkında. Onlar ki bana baktıklarından nasıl görmek istediği şeyi görmek istiyorlarsa bende olmasını istediğim şeye dönüştürürdüm onları. mesela Sibel Kekili mesela İsmet İnönü. Ne güzeldir Tanrıları öldürmek kim bilir.
Hissizim bu aralar. Ne kadar hissiz olunabiliyorsa o kadar hissizim. Kararında yaşamak isterdim şu hayatı. Tek bir amaca hizmet etmek. Ya da ne bileyim beklemek istemezdim bir şeylere dönüşebilmek için karşımda oluşması gereken et parçalarını. Bugün duvar saatiyle geldim göz göze. Önce bir panik oldum, sendeledim. Düşmekten yine korktum. Duvar saatinin sesine verdim bütün duyu organlarımı. Kısa sürdü, ulan benim duyu organım mı var?

Bugün tam sekiz yıldır durduğum yerden kaldırdılar beni. Sıra Selviler caddesine vedam öyle sert oldu ki bir an moleküllerime ayrılıp küçük bir kum tanesine döndüm zannettim.
Absürt komedi filminin çekildiği bir set sahnesine koydular beni. Karşımda makyaj yapan insanların suratlarını görünce korktum. Meğer bunca yıl insanları güzelim diye nasıl kandırmışlar.Bir kadın geldi, kocaman memeleri vardı. Korktum, güldüm kendime kızdım. Bakmamaya çalıştım ama nafile. Üzerime sıkılan fısfısla kendime geldim. Evet, temizleniyordum yine. Setin temizlikçisi siliyordu yine sevimsiz suratları sevimli göstereyim diye. Diziye hızlı başladılar, yönetmen Tim Burton’un sesini duydum. “Kayıııt” diye koca bir inledi. Karşıma tekrardan koca memeli o kadın geldi. Bana bakarak seslendi;
“Ayna ayna söyle bana, benden daha güzeli var mı bu dünyada?”

not: yazarlık atölyesine gidiyorum iki aydır. tim burton, klişe, absürt, duvar saati, karakter kelimeleri verilerek bir yazı istendi, ona istinaden :)

13 yorum:

  1. vay be yazarlık atölyesi mi . ihtiyacın var mıydı ki ya bu atölyeye bilemedim *-*

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. yazarlık atölyesi açabilmek için sertifika şart :)

      Sil
  2. oo Tolga bu çok güzel bir haber , yani sen böyle bir atölye açacaksın hı? e ama tebrik ederim gerçekten ne kadar sevindirici bir haber ;) sertifikayla oluyor demek. herşeye de bi sertifika istiyorlar

    YanıtlaSil
  3. Sana kanım ısındı Tolga , " hocam " diyebilir miyim :))
    Ne yapıp edip ilk öğrencin olmam lazım . Evet evet , mutlaka olmalıyım ....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. olacak olacak,
      elbet bir gün olacak :)

      Sil
  4. Kelimeleri kurgulayışını seviyorum, şaşırtıcı ve gülümseten bir yazı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederiim.
      Seni yeniden burada görmek ne güzel

      Sil
  5. Çok güzel yazmışsın. Sade güzellerden ama etkili.
    Çok tebrik ederim. Tolgacım yazarlık atölyesi açsan ne şahane olur..Hayaline ben de ortağım :)

    YanıtlaSil
  6. Okurken senin blogda olduğumu unutmuşum bir an. İçimden diyorum ki bu hangi blogger? Ben ne zaman takip etmeye başlamışım? Hahahaa...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. At kokar benim sokağım, girince hemen anlaman lazımdı
      arayı çok açtın, hep ondan:)

      Sil