9 Aralık 2016 Cuma

Kalmışsın bir kış içinde


“Manyak mısın olum, niye öyle şeyler yapıyorsun..”
“La olum senden bir sikim olmaz..”
“Bu kafayla devam edersen yarrak gibi kalırsın bir başına böyle..”

Hayatım üstteki cümle ve türevlerini duymakla geçti. Ergenlikte ‘kimse beni anlamıyo ama yiaa’ atarını bile yapamadım, çünkü haklıydılar. Hep haklı oldular. Demiştim ya, ömrüm ömrüme girenlerin hayatıma giriş ve çıkış hızını hesaplamakla geçti. Bir rüzgar gibi, meltem gibi. Tatlı bir esinti değil bu. Yüzümü kemiren, etimi dişleyen bir rüzgar..

Hava eksi bilmem kaç derece, arkadan biri daha sesleniyor, “manyak mısın olum, girsene içeriye donacaksın.” Nefesim bazı maddelerle birleşip buharlı çıkıyor, bayılıyorum bu âna. Ellerim ceplerimde, bir cep bulsam insanlığımı gizleyecek, ben de oraya saklanacağım ama bulamıyorum. Çok denedim, Allah belamı versin ki çok denedim bir yerlere gizleyebilmek için kendimi.. Beceremedim.

Hayatın bana bıkmada usanmadan attığı bir gol var ki düşman başına. Hayatıma girmiş kişileri çıkarır çoğu zaman.. ki bilirim, benden gittikten sonra sonsuz karanlıktan ütopyaya gitmiş gibi kabuk atarlar, yeniden dirilirler.
“Bu kafayla devam edersen yarrak gibi kalırsın bir başına böyle..” demişti ayrılmak üzerinde olduğum kız arkadaşım. “Terbiyesiz” diye karşılık vermiştim. Rolleri değişmiştik. Genelde ağzı bozuk taraf ben, beni toparlayan da o olurdu. İnsan hiç terbiyesiz cevabı sonrası ağlamaya başlar mı?
Karanlıkta olmanın tek iyi yanı bu sanırım.. Ne kadar geriye veya ileriye gidersen git bir şey değişmez.. Sen zaten karanlıktasın..

“Abi değiş şu şarkıyı dalağımız şişti” dedim servisçiye. Azer Bülbül’den ‘canım yanıyor’ u dinliyor. Hava bilinçaltım gibi bulanık, yağışlı, kaygan.. Damlalar inceden inceden vuruyor cama. Azer ağabey giriyor; “kurşundan beterdi o son sözleri, nasıl gitti hâlâ aklım almıyor.. anlatmak imkansız çektiklerimi, vurulmuş gibiyim, canım yanıyor..”
Tam alışmışım, değiştiriyor; duygu karmaşası yaşıyorum, İsmail Türüt’ü açıyor bu sefer.. parkanın kapşonunu çekip başımı cama yaslıyorum. Radyoyu değiştiriyor, Sezen başlıyor bu sefer.. haydaa diyorum içimden, daha doğrusu içimden dediğimi düşünüyorum, dışa vurmuşum.. tüm servisin bakışlarının ağırlığını hissediyorum.. yanımda idari işlerde çalışan hatun, dikkatli dikkatli bakıyor. Beni her gördüğünde iç geçirir, bana acıdığını düşünürüm bu iç çekiş şeklini görünce. Toplasan üç kelimelik muhabbetim olan kız “lan olum senden bir sikim olmaz” demişti. Şaşırmıştım, şok olmuştum. Sonra sorguladım, acaba bana bu lafları demiyorlar da ben karşımdaki kişiyi bir ayna bilip bana söylenmesini istediğim şeyleri mi duyuyorum diye. Sorgulamadım ettiği küfrü. Çünkü haklıydı. Amına koyayım.. Hayatım hayatıma giren kişilere hak vermekle geçti.

Kafam cama vuruyor iyice, yağmur hızlandı. Sezen’in sesi kulağımda çınlıyor; olmazdı ben de biliyorum, haklısın haydi git… ne olur lan demeye kalmadan yanımdan bir ses, “Sisifos gibi lanetlenmişsin sen” diyor. Kafamı çeviriyorum, bana senden bir sikim olmaz diyen kız. Yağmur tanelerini böğrümde hissediyorum, çiselemeyi bıraktı dolu yağıyor patır patır. Sisifos ne alaka yahu diyorum. Hikayesini az çok bildiğim bir karakter, hani şu tanrı tarafından cezalandırılan yunan mitolojisinden… bir kayayı koca bir tepeye çıkarmakla cezalandırılan ve tam zirveye ulaşmışken kayası aşağıya yuvarlanan ve..ve..vee ömrü hayatı boyunca bu işi tekrarlamak zorunda kalan..
Ona doğru bakıp bir şey söylemeyince sanki bir şey demişim de cevap vermek zorunda kalmış gibi kararlı çıkışıyor.
“Herkesi yazıyorsun, okuyorum seni.. bunu da yazarsın artık” diyor.
Kalemin var mı diyorum. İki ucu açık bir kurşun kalem veriyor.
Yazmaya başlıyorum..
Yazıyorum..
Yazdım.


17 yorum:

  1. :) Müthiş yazmışsın ancak işte çoğu şey müthiş olmayınca mı böyle yazılıyor demek lazım burada. Birileri, bir şeyler değmedikçe insan yüreği kımıldamayınca olmuyor. Hayatı anlıyor gibi yapıp anlamamak dışında çare de yok.
    Ah işte, ucundan kıyısından değil parmak uçlarında hissedilen uyuşukluk gibi soğuğu, hayatı, gerçek yaşamalı, umarım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. gerçeklik kavramını yitirdim ben Şenay:)

      Sil
  2. Kalemine ssağlık Tolga... Sevgiler...

    YanıtlaSil
  3. Kesinlikle sen öyle istediğin/ düşündüğün için öyle şeyler duyuyorsun karsindakilerden. Sen istemezsen hiç öyle şeyler duymazsin. Öyle diyim ben sana. Öyle çünkü.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. https://www.youtube.com/watch?v=6wIfAQtoatg

      Sil
  4. Şu hayatta hiçbişi sanılığı gibi değil sevgilisi sandığım adam kardeşiymiş kardeşi.

    YanıtlaSil
  5. Kendini saklayacağın bir cep yok belki ama sayısız sayfa, satır var anlatacağın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazamıyorum bir türlü :\

      Sil
    2. Yazmaya çalışmadan bekle, zamanı gelince cümlelerden kaleler inşa edersin yine. Sadece kendine zaman tanı.

      Sil
  6. Duygularını bu kadar güzel aktarabilmen ne güzel. Hepimiz aynı yolları farklı şekillerde geçiyoruz sanırım onu farkettim ve bize geriye kalan tek şey güçlü gözüken parçalanmış ruhlarımız oluyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim..
      Güzel dedin, aynı yollardan geçip birbirimize çarpmadan geçip gidiyoruz.. belki bir çarpışsak yağacağız gümbür gümbür ama..

      Sil
  7. 'bence artık sen de herkes gibisin'... hayatlara girip çıkan insanların özeti. Onlar 'herkes' mi; iki ucu açık kalem uzatıp da sana, bir kağıda şiir gibi çakılma şansına sahip olsun :p beni hiç yazmadın alacağın olsun :p bu arada müzik...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. seni de yazacağım hatun, yazmam mı:)

      Sil
    2. Dört kapı kırk makam a ermek bi de herkesin harcı değil yaa, aslında zor da değil. Günümüz dünyasında çıtayı biraz yükseltmiş bu deyiş ne dersin? Aklıma geldi de yine...

      Sil
    3. kalmışsın bir kış içinde..

      Sil