27 Mayıs 2013 Pazartesi

Boşverdiklerimiz boşverir çoğu zaman bizi


“Hayat” ne kadar tatlı bir kelime değil mi. Söylenişi güzel sonu sert ünsüz ile bitse de.. Aslında biraz düşünürsek anlarız “Hayat” dediğimiz döngünün niye sonunun sert ünsüzle bittiğini. Hep güzel şeyler kötü ve sert bitmez mi ? Al sana cevabı.
İşin komik tarafını görmek isterseniz de Hayat ile Hayal ‘ in son iki harfini birleştirin , alın size çıkmaz bir yol daha.

Geçen kendi kendime laflarken birden şunu düşündüm. Ulan Kim Kardashian ‘ da ne göt var be arkadaş..
Ouuvv yok yok bu değildi.
Hee , düşündüm de hayatımız da ne çok sırlarımız var değil mi. Sır olayı çok geniş aslında , illâ iki kişinin arasında ki bir olay değil. Sır bazen kendine bile söylememen gereken bir söz , bir duygu pıhtısı. Bir gün bahçede oturmuş çayımızı içip kuzenlerle goygoy yaparken şöyle bir soru geldi. “Bu kadar sözü , söylenmişliği nasıl tutuyorsun içinde hiç sır bırakmazmısın” gibi bir şey söyledi . Benim de cevabım şu oldu
“Şiir yazmak sol memeden sır vermektir hayata” aşağıda görüldüğü gibi ağzımdan çıkar çıkmaz hemen paylaştım. Biraz unutkanımdır da ayıptır söylemesi :))
Bazı insanlar öyledir benim gibi.Çoğu zaman susup yazmayı tercih ederler. Şu hayatta benden en çok nefret eden şeyin Beyaz kağıt olduğunu düşünürüm hep.
Tüm sitemlerimi , öfkelerimi hep çekmiştir ses çıkarmadan. Ve çok sadık dosttur , o isterse bazı yerlerini silebilirsin bile. Sana gelip geçmişini hatırlatmaz , ilerisini düşündürttürür.

İnsanoğlu kapalı kutudur. Bazen dillendiremediği şeyi bir bakışıyla yapabilir. Bazen susar. Susma çığlık çığlığa geyiğini yaptırır. Bazen de yazar benim gibi şair müsvetteleri , sol memede ki tüm sırları allayıp pullayıp etrafa döker.Yine geçen bir arkadaşım senden çok korkuyorum , kelimeleri çok hakikatli kullanıyorsun demişti. Bende Oğuz Atay’dan yapıştırmıştım ; “ Kelimeler bazı anlamlara gelmiyor albayım..” .

Gel-mi-yor !
Bazen içindekileri ne kadar kussan da. Bağırsan da , çağırsan da olmuyor.
Düşünüldüğünde size renkli gelebilir bazı yanlarım ama. Benimkisi kara kalemle çizilmiş bir gökkuşağının hikayesi..

Güneşin tadını çıkartın.
Güzel , güneşli günler sizinle olsun..

24 Mayıs 2013 Cuma

- KAFAM BOZUK -




Yine kafam bozuk, yine kalem elimde, yine yazıyorum..
Öfkeden gözümün dönmesine ramak kala, beynim el koyuyor olaya.
Bütün duyularım emir beklemekte, ve elim tetikte,
Fakat parmaklarım söz dinlemiyor yinede
Beyinden gelen emirlerin ne olduğunu bile anlamadan.
Yirmidokuz harfi bildiği gibi işliyor hırsından..
Oysa anlatacak binbir sorun olduğu kadar,
Henüz tadılmamış binbir mutlulukta var.
Bilirsiniz her şair biraz kaçıktır,
Yada kupkuru bir kara sevdayla, sırılsıklam aşıktır..
Fakat asî elim söz dinlemiyor yine de,
Avucumun içinde buluşup, sıkılıyor parmaklarım.
Kolum hırsla kalkarken havaya,
Beynim yine el koyuyor olaya..

t.yazıcı

19 Mayıs 2013 Pazar

Bizde mutsuz oluruz , çok mu ?


Başlangıçlarımızın hep iyi olacak diye bir kural mı var şu hayatta ?
Varsa eğer bana öyle bir bilgi verilmedi zirâ henüz kendileriyle tanışma şerefine erişemedim.Bazı insanlar ne kadar ağlamak isterse istesin ağlayamaz , bunu yaradandan gelen bir ceza olarak görürüm ben. Taa gırtlağa kadar gelir gelir de yukarıya çıkmaz bir türlü namussuz. Öyle at yelesi gibi gırtlakta dolanır durur. Eğer ağlayanlar kısmındaysan kendini şanslı sayman için yegâne bir sebep çıkardım bak sana.

Erken Kaybedenler vardır birde , onların en başından bellidir , onlar herşeye bir sıfır geride başlarlar. Böyle insanlar acıyı gülerek atarlar. En büyük zaafları gözbebekleridir. Oraya dikkatli bakın , içeride duran mezar taşını sizde iyi göreceksiniz.

Kötü başlangıçlar her zaman kötü sonlar getirmez elbet. "Son" demişken , cümle bitmeden nokta koymayı beceremiyorsan virgüllerini bol tutacaksın hayatta. Senin koyacağın bir nokta birinin öznelerini tümleçlerini bir çırpıda yok edebilir. "Akışına bıraktım hayatı" diye bahsettiğimiz şu hayat ne çok ayrıntıdan ibare öyle değil mi ?

Yıllar önce "Bizde mutsuz oluruz çok mu ? " soruna yanıt veremediğim gibi , öyle çok cevapsız sorular sardı ki etrafımı , hangi sokağa adımımı atsam biri karşıma çıkıyor kaçamaz oldum.
Sanırım yılların insanı nasıl düzdüğünün en naif açıklamasıdır "olgunluk"..
Baktık olmuyor , bizde mutsuz oluruz be..
çok mu ?

16 Mayıs 2013 Perşembe

- ESKİ YARA -


Yıkıntılar içinden , uzaklaşırken ardımıza bakmadan,
Karanlık ara sokaklara doğru
Yarını hiç sevmeyeceğimizi düşünmek...
Boğazımıza saplanıp kalan o doyumsuz sevdanın ateş topundan işte.
Bir bakmışsın yeni raylar döşemiş gelen günler ayaklarının önüne
Geçmişin bıraktığı acıdan çok , korku aslında..
Başka sevdaların bilmediğin seyir defterlerini okumak.
Tükenmişliğin seyir defteri...
Adsız doğan, doğumsuz bir ölü gibi...
Yahut yıllar sonra tadıldığında hemen anımsanan...
Aklın dehlizlerine saklanmış...
Eski bir sevgili dudağı..

t.yazıcı