12 Nisan 2015 Pazar

Tanrı'nın Unfollowladığı Çocuklar


Kötü sonları olan insanların hep iyi başlangıçları olduğunu, bu yüzden kaybettiğini düşünürüm. Bir şeyi kaybederken aslında bazı şeyleri kazanırız farkında olmadan. Halk arasında buna olgunluk diyorlar ama hep derim; zamanın insanları nasıl siktiğinin en güzel örneğidir bu “olgunluk” sıfatı. Bana da çok derler arada, genelde ikili gülümseme tamamlandıktan sonra. Hani şu bahsettiğim yüzde oluşan gülümseme zamanı vardı ya, en uzunu yedi saniye sürüyor demiştim. İşte tam öyle zamanların birinde, gülümsemenin artık sonlara doğru yaklaştığı yerlerde gelir bana böyle yakıştırma; “Sandığımdan olgunmuşsun..”
Bazen de tam tersi öyle muhabbetin içinde buluyorum ki seni, sanki bana “Sandığımdan daha olgunmuşsun” diyen de bir insan değilmiş gibi şu şekil değişiyor cümlenin gidişatı; “yahu hâlâ böyle çocuk kalabilmeyi nasıl başarabiliyorsun?”

Bir yandan olgun olup bir yandan çocuk sıfatını nasıl yiyor olabilirim ki? Ulan ne kadar da karaktersizmişim değil mi? Hay sıfatımı sikeyim ben neymişim. Şaka lan şaka, böyle söylenince hoşuma gidiyor. Çünkü karşımda ki bunları söylemeden önce yüzünde gülümseme oluştuğu için en ımmmm dur doğru kelimeyi düşüneyim bu arada da sesli düşünüyorum aman yazıyorum, hah en savunmasız anında yakalıyorum. Bakın size bir tavsiye; bütün cinsiyetler ayırıp söylüyorum, bir kişinin en savunmasız hali gülümsemesinin bittiği o iki saniyedir. O ara ne öğrenmek istiyorsunuz sorun ona. Ha bir de kadınların orgazm sonrasında da işe yarıyor. Ne dersen he diyorlar, biraz uğraştırıyor bu süreç ama her şey mübah.

Neyse, konumuz bu değil. Yirmi bir yaşındayken, yani altı sene önce; bir kitap yazmaya karar vermiştim “Tanrı beni unuttu” diye. O zaman kitabın ismini bulmuştum ama yazacak hiçbir şey bulamamıştım. Geçen de arkadaşla bir sohbet esnasında söyledim “olum bizler Tanrı’nın unfollow ettiği çocuklarız”

          Seksenlerin sonlarına doğru doğanlar çok değişik bir nesil. Özellikle ergenlik zamanlarımız filan çok tuhaftı. Bir milli olma sürecinden geçtik mesela. Ya da ağabeylerimizin ilk milli anılarını dinledik. Dünyanın pisliğini yaptık, ot içtik, elalemin rıskını çaldık ama yerde bir ekmek kırıntısı görünce üç kere başımızın üstüne koyup yüksek bir yere koyduk. Sırf cüzdanımızda ailemizin vesikalık fotoğrafları var diye olası seks ekşınları için sakladığımız prezervatiflerimizi gömlek cebinde sakladık. Bizler.. Ben.. Biz, bir şeyleri kazanalım derken hayatımızı kaybettik, kişiliksiz değildik ama bir kişilik olamadık. Belki dünyaya yetecek kadar sevgimiz vardı yüreğimizde ama biz hep utandık. Bir papatya kopartıp seviyor-sevmiyor diye saydık. Seviyor çıkınca kopardığımız çiçeğe, Sevmiyor çıkınca gelmişimize geçmişimize sövdük. Sırf mahallemizin kızıdır diye, hiçbir şekilde bunu ona belli etmeden yıllarca kızın karşı apartmanın önünde oturup bir kez olsun balkonda onu görebilmek için nice ayazları yalayıp yuttuk. 

          İyi insanlardık, insandım. Kör kütük düşmanlık beslediğim birinin bile ailesinden birine bir şey olunca gidip gizliden gizliye onun hakkında bilgiler toplardık. Polislerden çok korkardık ama yakalanınca da böyle kapitalist sistemin amına koyayım demeden duramazdık.  Sevgi nedir belki bilmezdik ama, öyle güzel severdik ki göremediğimiz sevgiye bile yeterdi bu. Kaset doldurtan nesildik lan biz, seçmece yirmi şarkıyı kasetçi ağabeye söyler, sevdalımıza hediye ederdik. Hele ki o en sevdiğin şarkı kasetçide olamadı mı, gider o bulunamayan şarkıya içerdik sokağın en boklu köşesinde. Ben / biz kötü insanlar değildik. Florya da oto hırsızlığına çıktığım zaman çaldığım arabanın sahibini araştırırdık. Hastası varsa ellemezdik. Hırsızın merhametlisi mi olur amına koyayım. Ayakkabı boyası yaptığım zamanlarda bizim Emrah’la paslaşırdım. O benim hoşlandığım kız geldiği zaman bana ıslık çalar ben topuklardım, aynı şekilde onun ki geçtiği zaman ben. Utanırdık lan. Şimdi semtte bir boyacı görünce resmen koşarak kaçarım oradan, kazara “boyayayım ağabey” dediği zaman gözlerim dolar bilirim. Böyle düzenin geçmişini sikeyim. Yıllar öyle acımasız ki, üstlerde tırnak içinde aldığım şeyi tekrarlayacağım tekrardan; bizler tanrının unfollow ettiği çocuklarız. Bu “tanrının unutulan çocukları” kitabı halt etmiş, bu ismi çok önce ben buldum.. neyse, yine karıştırdım konuyu; konumuz bu değil.. Lan yoksa bizi spam olarak mı görüyor? Dur bunu bir düşüneyim..

hadi yine iyisiniz şarkınız da bu olsun

52 yorum:

  1. Aynı kuşağın çocukları olduğumuzdan mıdır nedir, belki inanmazsın, tüylerimi diken diken ettin. En azından birbirini anlayabilen bir kuşağız... ve dünya üzerinden silinmemize ortalama 50 yıl var.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Değişik kuşağız hakikaten.
      Ama tuhaf bir yanımız var, araya sıkışıp kalmış bir nesiliz. Seksenlerin başında ki o direnişti nesille doksanların gevşet nesili arasında tuhaf bir şey olduk.

      Sil
    2. Bizim kuşak da kendi tarzında bir direniş gösterir oldu, özellikle Gezi Direnişi ile birlikte...

      Sil
    3. bilinçli olarak orada olanlar oldu evet,
      ama ne yazık ki en büyük gırgırın makaranın yapıldığı yerde orası oldu. sırf fotoğraf çekinmeye bile kaç kişi geldi bir bilsen..

      Sil
  2. Engellemezse Tanrı değil!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Arada dürtüp kendimizi hatırlatmak gerek

      Sil
  3. 80 sonrası gençliğin halleri, kasetler (ben hala bir kaç tane saklıyorum :) ), ben çocukken cep telefonu bile yoktu, ağaç olurduk bir yerde birini bekleyeceksek çişe bile gidemezdik gelip de bulamaz korkusuyla...hala cep telefonu kullanamıyorum doğru dürüst unutuyorum bir yerlerde hep alışmamış götte don durmuyor işte..yani fena oldum... Az kaldı böyle bir yazı üzerine, Tayfun'un "Hadi yine iyisin" şarkısına sandım "bu olsun"u. Gerçi sen bilmezsin onu, 6 sene farkla, çıkmasıyla kaybolması bir olan daha fazla popçu tanıyorum o yıllardan...Neyse ki daha iyi bir şey çıktı linkte

    Tanrı değil de Kenan Evren ve Cuntası tarafından yapılmış olduğu daha bir doğru...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ya sen nasıl insansın :)))
      ismin ne diye soracaktım buradan, ulan dedim dur girip profiline bakayım belki orada yazmıştır. o kendini tanıtan yerde ki son cümlen "çok şişmanım"
      :):):)
      adın ne kızım senin, ıkıntı diye hitap edemedim bi türlü bi tuhaf oldum:)
      ya sana bir şey diyeyim mi, bizim o zamanlar çıkma teklifi etmek istediğimiz zaman işte kaset filan doldururduk, hanım kızımızın gönlü yoksa kaseti geri verirdi. düşün o kadar reddedilmişim ki bildiğin bende arşiv oluşmuştu. ulan işin en boktan tarafı tüm kızlara aynı şarkıları şey etmişim.
      velhasıl, iyi çocuklardık. sokakta pişmeyi bir bok bilip ona kapılıp gittik. yıllar orada eskitti bizi.
      eskiye eskiye tükendik.. tükendim...

      Sil
    2. Orda "çok Pişmanım" yazıyo :p

      Sil
    3. ha siktir, büyük sıçtım ahahhahah :)))
      işte ofisteyken yazdım mı hep böyle oluyor, kıçımla beynim yer değiştiriyor
      kızım bari şişman ol ya boşa gitmesin :'(

      Sil
    4. Hakkaten fena sıçtın, niki "ıkıntı" olsa bile(sanıyorum bu ismi küçümsediğin için söylemeye dilin varmadı) bir kadına şişmanlıkla ilgili göndermede bulunmamalısın. sağol ipekböcüğü, sen de olmasan ben hala blogırımızın yorumunu çözmekle uğraşacaktım. ıkıntı diyebilirsin, zoruna gidiyorsa Halime de, Hatice de, ne dersen de, seç bir isim kafana göre sorun değil. Şişko ol dersen olamam, bi ara çok oldum, artık olmamayı seçtim, hele ki "isim arayamam şişko diyim" deme yıkarım buraları başına :)))

      Kendine yüklemişsin rededilme nedenini, oysa o zamanın kızları müzik türüne göre adam seçerlerdi(gerçi hala öyle), kıza göre dolduracaktın.Bir bilene soraydın şimdi rock, metal, arabesk, folk, klasik türk sanat musıkisi de dahil olmak üzere geniş bir kaset arşivin olurdu, büyük bir ihtimalle yanlış kızlara yanlış kaset dolduracaktın yine hepsi elinde patlayacaktı en azından çeşit olurdu :) anlamadığım nokta, rededen kız kaseti geri vermiyor muydu? Diğer seferde aynısını kullanaydın ya :)

      Sil
    5. Mailden okurken manyakça bi ses çıktı kahkaha attım resmen, bir kadına şişman dedin mi bittin gerçekten:p
      Bir de o kasetlerden abim çekerdi çift kasetçalarlıda çoğaltırdı, pratik olucaksın azizim ahaha:D

      Sil
    6. ıkıntı, hakikaten ıkıntı diye hitap edince bir tuhaf oluyormuş ya, hep senden ötürü :))
      yok yok şişman değilsin değilsin, bende öyle bir şey demedim :D hahahah ulan karından kıkırdayarak gülüp duruyorum :d
      neyse, uzatmayalım bence (:

      yok, reddeden veriyordu işte geriye
      ama bizde ki olay o kadar enterasandı ki, sırf ona özel olsun diye yine kaset doldurtuyorduk ama içinde ki şarkıların %80 yine aynı oluyordu :))

      Sil
    7. ipekböceği, zaten hepsi senin suçun niçin deşifre ediyorsun benii. bir de hiç üşenmedin girdin de konrtol ettin dimi, bu yapılır mı bana allaaseen :)
      hey gidi kasetçalarlar hey :)

      Sil
    8. Ziyarete gittim yorumunu görünce hoşuma gitti aha bizim kafadan!! dedim yanılmadım da ahaha :p

      Ahh ah hala duruyo mutfakta çift kasetçalar üstü de cd:D

      Sil
  4. 90'lı yılların başında başka bir ülkede doğdum. Belli bir yaşa kadar bu anlattıklarına o kadar yabancıydım ki. Sonra geldim buralara. O boya sandığı var ya, o boya sandığı... O iki kelime hayatımı anlatmaya yeter.

    Biz güzel kalpli çocuklardık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. sen gel bakayım yamacıma hele, daha boyanacak çook ayakkabı var

      Sil
  5. Başlığına vurulup bir çırpıda okudum.. Buaralar kafam çocuklarla doluydu zaten tam üstüne geldi bu yazı..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sende mi #takipedenitakipederim furyasına kapılıp Tanrıyı takip ettin ve sonradan unfollowlandın ?
      Parçalanmış Gülüşler Kulübüne Hoşgeldin
      :)

      Sil
  6. Ehehe, başlık çok iyi Tolga :D

    YanıtlaSil
  7. Resimde başlıkta yazıda harika:)
    yürekli, merhametli,sevgi dolu insanlardık..
    ne güzel tespitler..
    ben kasetlerimi atmaya kıyamadım hala saklarım:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ya sebuş sorma, yukarıda ıkınma'ya yazarken yazacaktım unuttum burada yazayım, bende o birikmiş kasetlerimi saklıyordum, ne oldu nasıl oldu hepsi birden yok oldu.
      aman aman kitli kasaya koy, onlar çok kıymetli :)

      Sil
  8. Bizdeki kasetler taşınırken kayboldular. Yazı çok doğru ve içtendi. 80 sonrası gençliği iyi anlatmışsın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu ilk internet cafeler filan açıldığında bi Fatih abimiz vardı. mirc te chat moda tabi o zamanlar, nicki "drol" dü, abi bu nedir dediğimizde, "askere gittim geldim herkes lord olmuş amına koyayım" dedi. şimdi seni görünce aklıma geldi , bak bir anıyı daha canlattırdın.
      teşekkür ederim. ama kaybetmeyecektin :(

      Sil
  9. Dura düşüne, unuta hatırlaya okudum.
    Yoğrulduk, budandık,değiştik evet
    Hayat devam ediyor peki ya biz dedim en sonunda

    Bilemedim...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzel tanımlamışsın; "Yoğrulduk, budandık,değiştik.."
      aklıma Ahmet Kaya'nın Mahurlu Beste'si geldi;
      "Bir yangın ormanından püskürmüş genç fidanlardı
      Güneşten ışık yontarlardı sert adamlardı
      Hoyrattı gülüşleri aydınlığı çalkalardı
      Gittiler akşam olmadan ortalık karardı"

      kapanışı da nazım hikmet'ten yapsam ne güzel olur değil mi?
      "yaşıyoruz çok şükür der gibi.."

      Sil
    2. Nazım son noktayı koyan olur, olmaz mı?
      Ne güzel hatırlamış,yakıştırmışsın o dizeyi...

      Sil
  10. Seksenlerin sonunda doğmuş olmak? Kulağa hoş geliyo aslında her şey bi yana. ;) Yetmişlerin başında doğmanın yanında. :P
    Bu arada son yazıma baksana bi, tahtaya yazmışlar seni, gürültü yapıyomuşsun da. ;)
    http://mimiklibocek.blogspot.com.tr/2015/04/tuketim-arszlarn-sabun-yapma-projesi.html#more

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. şimdi aramızca üçün beşin lafımı olur dimi amaa :)
      yetmişlerin başı deyince de bi karizma oluyormuş yahuuu.
      ah bu ben, gitmişim kendimi yazmışım tahtaya bakk ((:

      Sil
  11. 80 lerin sonu degil aslında tam olarak doksanlar cocuguyuz
    90 larda çocuk olmak ayrıcalıktır
    hadi itiraf et o zillere basıp kaçan park edilmiş arabaların tekerinin altına çivi sıkıştıran da sizlerdiniz dimi:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. evet itiraf ediyorum, o zile basıp kapısı açılmayınca arabasını patlattığım o kişi benimm :)

      Sil
  12. Bir kısmı benim de içinde bulunduğum dönem, ama bir kısmı o kadar yabancı ki, lakin içimde çalan bir şarkı vardı okurken, blogun seslendi evet: http://bit.ly/1PDXNnQ

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bir keşke de ben atayım mı..
      keşke bende yabancı olsam(dım)
      bu da benden olsun
      https://www.youtube.com/watch?v=iVHr37lIcuw

      Sil
    2. Ben bu türkülere bile yabancıyım biliyo musun, ha habersiz değilim ,içinde de değilim, öyle bi yabacılık ki.. bi tuhaf. ama sen iyi ki değilsin de bir de bu sokağı anlatıyosun..(sonuçta tercihimiz değil, elimizde değil bazı seçimler)

      Sil
    3. türküler bu yüzden var, alışırsın zamanla..
      https://www.youtube.com/watch?v=T9YdhuKbu7o

      Sil
    4. Türkümü açıp diğer yazına geçiyorum, ah bu çok güzel :) teşekkür ederimm

      Sil
    5. rica ederim, her zaman :)

      Sil
  13. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoşgeldin pek sevimli hatun
      tabii ki sana da gelirim

      Sil
    2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
  14. nasıl özleyip de gelmiştim buralara.
    bir de şarkı koymuş. pek iyi kalamadık buralarda.

    ek: fahrettin altay'dan metroya biniyorum okula gitmek için. hemen girişti flüt çalan bir çocuk var. bu seneden beri görüyorum onu. bazen yanına otururum. ne zaman görsem ahmet kaya çalar allahsız.
    yazın da uzun uzun, yüreğimize yüreğimize.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hoşgeldin tekrardan o vakit..
      bir dahakine benim yerime de sinene çek ahmet kaya'dan
      "evde sabah olmaz deme orada günler geçmez deme
      içime sancı doğuyor.."

      Sil
  15. cok güzel yazmissin tolga.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederiim.
      her zaman beklerim

      Sil
  16. Tolga.. Allah iyiliğini versin.. bizler tanrının değil, global insanlığın unfollow ettiği çocuklarız..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ben gördüğümü söylüyorum azizim :)

      Sil
  17. Kaset ne heyecan verici bir olaydı. Acaba tarzı benimkine uyuyor mu? :)
    Sona koyduğun şarkıda harikaydı.
    Bu arada, belki "unutulmuşluk" olsa da "bir"sevgi" olayı var. Demek ki bilmediğimiz şekilde sevildik. Sevmeyi yine de biliyoruz.
    Şimdinin unutulmuş çocuklarının göz bebeklerinde fersiz bakışlar ve boşluk görüyorum. Bu çok ürkütücü!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevmeyi biliyoruz ama beceremiyoruz sanırım..
      Şimdiki nesil hissiz bir nesil, üzücü.

      Sil
  18. Serserilik bile erkeklere yakışıyor. Biz tül perde arkasından seyrettik sokağı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısın..
      Bende o tülün arkasında olmak istermiydim onca şeyden sonra
      inan bilmiyorum..

      Sil